Jeffrey Epstein dosyaları açıldığından beri alışılageldiği gibi ilerliyor her şey. İddiaların ilk ortaya çıkışından bu yana yıllar geçti. 2019 tutuklamasının ardından şimdi kimsenin okuyamayacağı kadar kalabalık bir dosyanın kamuoyuna yansımasıyla oluşan kakafoni bir süre daha gündemi tutacaktır. Ancak ortaya dökülen korkunç olaylar zinciri ve vahşi suçlara rağmen somutlaşan bir adım, yargıya taşınacak, cezaya dönüşecek bir müdahale henüz yok. Bir süre sonra ise her şey sıradanlaşacak.
Epstein dosyaları, adaletin nasıl sınıfsal işlediğini gösteren neredeyse ders niteliğinde bir vakadır kanımca. Aynı suç, sıradan bir fail için ömür boyu hapis anlamına gelirken; servet, ilişkiler ve statü söz konusu olduğunda bir kişinin/kişilerin seri suçlar diziminde ‘özel anlaşmalar’, geciktirilmiş davalar ve tozlu raflar devreye giriyor. Burada hukukun suskunluğu bir eksiklik değil; bilinçli bir tercihe dönüşüyor.
Meselenin ülkemize uzanan iddialar boyutuysa gerçekten kan dondurucu. Büyük felaketlerin ardından sorulması gereken sorular cevapsız. Deprem sonrasında kaybolduğu söylenen kız çocuklarına dair iddiaların bile sağlıklı biçimde araştırılamaması, meselenin söylentilerden ibaret olmasından değil; hesap sorulamayan düzenden kaynaklanıyor. Küresel ahlâksızlık tam olarak buradan başlıyor. Suçların işlenmesinde değil, cezasızlığın yönetilmesinde.