Yunus Paksoy: Kara bulutları dağıtmak için okları İran'a çevirmek bu ikili için en 'kolay' yöntem

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Mavi dalga bekliyorum” demiştim. Düzeltiyorum… Ne dalgası, tsunami bu tsunami.

Aylardır halkın her kesiminden bağıra bağıra gelen hoşnutsuzluğu, tepkiyi ve hatta isyanı gördükçe Trump’ın gittiği yolun yol olmadığını söyledikçe… Mitinglerde gördüğüm Trump ise adeta kendi dünyası içerisinde etrafındaki şakşakçılar tarafından sürekli pohpohlanmışçasına umarsızdı.

Benim için “bu seçim bitti” dedirten şey Trump’ın tarihi yüksek benzin fiyatları için halka “bana ne lan” demesi olmuştu. Trump, halka “bana ne lan” çekti, halk ise cezayı kesti.

Canlı yayınlarda birçok kez altını çizdiğim bir nokta vardı. İzninizle tekrarlayayım: Amerika’da halk benzin istasyonuna gittiğinde tabelada 6-7-8 dolarları görüyorsa… George Washington da olsanız, Abraham Lincoln da olsanız halk biletinizi keser. Trump’ın bir ayrıcalığı olmadığını da görmüş olduk.

Peki bundan sonra ne olacak? 3 Ocak’tan itibaren iki yıl boyunca Washington’da tam bir siyasi iç savaş beklediğimi açıkça söylemiştim.

Demokratların Trump’a, bakanlarına ve Trump için iki yıldır çalışanlara mesajı şu oldu: Avukatlarınızı hazırlayın. Çünkü hemen hemen her Meclis ve Senato komisyonu bu isimleri yemin altında ifadeye çağıracak. Devlet belgelerini talep edecek. Soruşturmalarda süründürecek.

Önce geçen hafta salı günü Netanyahu kaybetti… Sonraki salı da Trump.

Peki o zaman pazar günkü yazıda “önce hezimet, sonra savaş” tahminim gerçekleşecek mi?

Sanki… Maalesef ama sanki bu tarihi bozgunu unutturmak, yepyeni bir gündem oluşturmak ve kara bulutları dağıtmak için okları İran’a çevirmek bu ikili için en “kolay” yöntemmiş gibi duruyor.

Yunus Paksoy’un yazısı