Gönüllü kök hücre vericilerinin nakilden hemen önce vazgeçmesi, hazırlanan hastaları çok zor durumda bırakıyor.

Türkiye’nin ulusal kemik iliği bankası olan TÜRKÖK’ün 1 milyon 200 bin gönüllü bağışçısı var. 56 ülkenin üye olduğu Dünya Kemik İliği Donörleri Birliği’ne (Dünya Bankası) de kayıtlı olan banka aracılığıyla bu güne dek 7 bin 500’den fazla hastaya uygun kök hücre sağlandı.
Ancak gönüllü vericilerin, yersiz endişelerle bazen son dakikada vazgeçmesi dört gözle kök hücre bekleyen hastalarda büyük hayal kırıklığı yaratıyor.
Kök hücre nakli, kan kanserleri (lösemi, lenfoma, myelofibrozis vs.), doğuştan veya sonradan gelişen kemik iliği yetersizlikleri, kemik iliğinin anormal çalışması gibi çok sayıda ciddi hastalıkta ‘küratif’ yani hastalığı ortadan kaldırabilecek bir tedavi.
Başkasından (allojenik) alınan kök hücre nakillerinde hastanın önce ailesine bakılıyor. Ailede uygun donör bulunmazsa TÜRKKÖK’e gidiliyor. Ulusal bankada da çıkmazsa bu kez Dünya Bankası’na başvuruluyor.
Kulaktan dolma ve yanlış bilgiler etkili
Multidisipliner Hematoloji Derneği’nin düzenlediği Hematolojik Malignitelere Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumu’nda görüştüğümüz hematoloji uzmanı Prof. Dr. Oral Nevruz, kayıtlı gönüllü kemik iliği bağışçısının önemli bir sayıya ulaşmasının hastalar için bir şans olduğunu söyledi ve ekledi: “Ancak bazen gönüllülerin yanlış bilgilendirilmesi, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmesi, ‘zarar’ göreceği endişesi gibi sebeplerle vazgeçmesi bazen büyük sorun oluyor.”
Gönüllü vericide düşük olasılıkla olabilecek hafif yan etkiler, kısa sürede etkisini kaybediyor. Üstelik kök hücreler devamlı kendini yenileyebiliyor. Bağış işleminden sonra bağışçının kök hücreleri belirli bir süre içerisinde tekrar eski sayısına ulaşıyor.
Bir dönem sosyal medyadaki kampanyalar, yayınlar, Sağlık Bakanlığı’nın teşvik etmesi gibi sebeplerle bir heves oluştu. Binlerce insan, bazen gruplar halinde kan verdi, gönüllü verici listesine girdi.
Koşullar uygunsa verici olmak kolay. Kızılay’a gidip form doldurmak, üç tüp kan vermek yetiyor. Bu prosedürden sonra bir gün “Verici oldunuz” diye aranabiliyorsunuz. Gönüllü istediği zaman listeden çıkabiliyor ya da işlem başlamışken bile vazgeçebiliyor.
Nevruz’a göre istendiği zaman verici olmaktan vazgeçilebilmesi ve olumsuz yayınların artmasının etkisi var: “ ‘Siz de kanser olabilirsiniz’, ‘İleride kalp hastalığı riskiniz artabilir’ gibi çok yanlış şeyler söyleniyor.
O kadar yaygın yanlış bilgiler var ki bazen hastanın tam uygun verici adayı kardeşi bile bunları ‘Doğru mu’ diye soruyor. Hatta eşleri ileride çocuklarının olmamasından endişe duyuyor. Bunlar yaygınlaştıkça vazgeçmeler de artıyor.”

Bekleyen hasta için çok zor
Kök hücre bağışı, organ bağışından farklı. Böbreğinizi ya da karaciğerinizin bir parçasını vermiyorsunuz. Vücudun kendini yenileyen hücrelerini veriyorsunuz.
Kök hücreler ya kandan ya da kemik iliğinden toplanıyor. Bu bağışın sağlığa yararlı etkisi de var. Bağışıklığı artırıyor. Yaşlanmayı yavaşlatıcı etki var.
Nevruz kök hücre veremeyeceğini düşünenlerin hiç bu yola girmemesi gerektiğini söyledi: “Dokusu uyan verici bulunduğunda kan bankası önce gönüllüye ulaşıyor. Halen verici olmak isteyip istemediği, nakle uygunluğu kontrol ediliyor.
Sonra hastanın takibini yapan klinikle irtibata geçiliyor. Hastaya, ailesine ‘Gözünüz aydın, verici bulundu’ deniyor. Hastanın nakil için hangi tarihlerde uygun olduğuna bakılıyor. Vericiye tetkikler, her türlü kan tahlili yapılıyor.
Hastanın hazırlanması çok zor bir süreç. Hasta yoğun bir kemoterapi programına alınıyor. Dışarıdan bir ilik almazsa yaşamını sağlayamayacak aşamaya gelmişken, verici vazgeçerse hayatı riske giriyor.
Düşünün aynı hasta için beş verici vazgeçti. Bu hem hasta hem de hekim için çok yıkıcı bir süreç. Vericiler lütfen vazgeçecekleri yola girmesinler.”
10 yıllık takiplerde hiçbir sorun görülmedi
Vericide en sık görülen yan etki kemik ve eklemlerde ağrı. Kök hücrelerinin kemik iliğinden çıkarak kana karışmasını için vurulan iğneler eklem ağrıları yapabiliyor. Ancak geçici olan bu ağrılar bir yandan iyiye işaret. Kemik iliğinden kök hücrelerin döküldüğünü gösteriyor.
Türkiye’deki vericilerin 10 yıl boyunca takip edildiği çalışmalar bulunduğunu belirten Nevruz, olumsuz hiçbir şeye rastlanmadığını söyledi.