Verem savaş dispanserleri kapatılma riskiyle karşı karşıya

Sağlık Bakanlığı’nın verem (tüberküloz) savaş dispanserlerini kapatmaya yönelik hazırlık yaptığı iddiası, sahada yıllardır hastalıkla mücadele eden uzmanları endişelendiriyor. Türkiye genelinde 170 dispanserin hizmet verdiğini belirten hekimler, kapanmaları halinde tanıdan tedaviye tüm süreçlerin aksayacağına, deneyim ve kazanımların kaybedileceğine dikkat çekiyor.

Program başarılı

Fotoğraf: AA

Tüberküloz hâlen dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri. Her gün yaklaşık 29 bin kişi yakalanıyor. 3 binden fazla kişi bu sebeple hayatını kaybediyor. Küresel ölçekte uygulanan etkin tanı ve tedavi programları sayesinde 2000–2024 arasında yaklaşık 83 milyon hayat kurtarıldı.

Türkiye’de de Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı başarıyla uygulanıyor. Tanı, tedavi ve takip hizmetleri tüm sağlık kuruluşlarında ücretsiz sunuluyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre program kapsamında yürütülen etkin tanı, tedavi ve izlem faaliyetleri sayesinde tüberküloz hasta sayısı ve hastalık insidansı (sıklık) yıllar içinde belirgin biçimde azaldı.

2005’te 20 bin 535 olan tüberküloz hasta sayısı, 2024’da 9 bin 27’ye, hastalık insidansıysa 100 binde 29,4’ten 100 binde 10,4’e düştü. Dirençli hastası sayısı 120. Bu başarının altındaki önemli faktörlerden biri, verem savaş dispanserleri. Düşük maliyetle yüksek başarı sağlanıyor.

Tüberküloz, yalnızca sağlık hizmetleriyle değil eğitim, sosyal destek ve toplum katılımını içeren bütüncül bir yaklaşımla mücadele edilmesi gereken bir hastalık olarak kabul ediliyor. Erken tanı, düzenli tedavi, damgalamanın azaltılması ve toplumun bilinçlendirilmesi, hastalığın kontrol altına alınmasında temel unsurlar.

‘Kontrolü kaybederiz

İddiaya göre, Sağlık Bakanlığı içinde bazı yöneticiler dispanserlerin tamamen kapatılmasını savunuyor. Tüberküloz hastalığına karşı adanmışlıkla çalışan uzmanlara göre şu anki dispanser sayısı hasta sayısına göre makul ancak azaltılması büyük hata olur: “Kapatıyorsunuz da sonuçlarını analiz ettiniz mi? Artısı ne, eksisi ne? Kapatılırsa o şehirde tüberkülozu bilen kalmaz. Üniversitede bile yalan, yanlış işler yapılır.” .

Sahada görev yapan uzmanlar, dispanserlerin yalnızca tedavi sunan birimler olmadığını, aynı zamanda hastaların düzenli takibini, temaslı taramalarını ve koruyucu tedavileri organize eden kritik merkezler olduğunu vurguluyor: “Hastayı tanımak, ilacını düzenli vermek, temaslılarını izlemek ve gerektiğinde müdahale etmek bu sistem sayesinde mümkün oluyor. Bu yapı ortadan kalkarsa, ‘Kim yaparsa yapsın’ anlayışıyla kontrolsüz bir süreç başlar.”

Hastalar sahipsiz kalabilir

Dispanserler aynı zamanda güçlü bir veri ve raporlama sistemi yürütüyor. Türkiye’deki tüm hastalara ilişkin detaylı bilgilerin merkezi olarak toplandığı sistemin ortadan kalkması halinde, takip ciddi şekilde zayıflayacak:

“Dispanserleri korumak demek, çok düşük maliyetle ülkede tüberküloz mücadelesini başarıyla sürdürmek demek. 9 bin 27 hastanın her birinin ‘sağ ayak parmağındaki tırnağı’ biliyoruz. O kadar mükemmel kayıt, raporlama sistemi var.

Dispanserler olmazsa, tanı konulan hastayı kim takip edecek? İlacı kim verecek? Yanlışsa (tedavi) kim düzeltecek? Temaslılarını kim kontrol edecek? Kim koruyucu tedavileri takip edecek? Bu soruların yanıtları ortada yok.

Kapatmak ‘kim yaparsa yapsın’ demek. Aile hekimi, göğüs hastalıkları uzmanı, enfeksiyon uzmanı, üniversite, devlet hastanesi hiç kimse üstlenmez. Oysa dispanserde tüberkülozu çok iyi bilen hekimler, hemşireler var.”

Hekimleri sistemde tutmanın yolu bulunmalı

Dispanserlerde çalışan hekimler tüberküloz konusunda özel ve kesintisiz eğitimlerden geçiyor. Sahadaki hataları düzeltiyor ve en zor vakalar dahil yönetiyor. Bu yapı kaldırıldığındaysa üniversite ve hastanelerde bile yeterli deneyime sahip uzman bulunamayabileceği ifade ediliyor.

Bugüne dek binin üzerinde hekim eğitimden geçip sertifika aldı. Bunlardan sadece 60’ı halen dispanserlerde görevli. Sebebi düşük ücretler. Aile hekimliğine geçenler ayda 50-100 bin lira daha yüksek gelir elde edebiliyor. Bu nedenle ilk fırsatta dispanserlerden ayrılıyorlar.

Uzmanlar bakanlıktan bu konuya sahip çıkmasını, çözüm bulmasını, hekimleri dispanserde tutacak adımları atmalarını bekliyor: “Hekimlerin ekonomik kaygıları olmamalı. Bir başka büyük sorunsa bu hekimlerin sürekli yerlerinden başka yerlere görevlendirmeyle gönderilmeleri. Bir yerde hekim açığı varsa bakanlık verem dispanserlerinden çekmeyi tercih ediyor. Bu yanlış.”

Tüberküloz deyince akciğer akla geliyor. Ancak başka organları tutabiliyor; 100 hastadan yaklaşık 35’inin tüberkülozu akciğer dışında, beyin, omurga, lenf bezi, kemik vs.

Uzmanlar, “Dispanserlerin kapanması tanı konulamayan problemli hastaların sayısını çok artırır. Büyük çoğunluğuna biyopsiyle tanı konuluyor. Dispanser hastanın ‘yakasına yapışıp’ tanıyı kesinleştiriyor. Hatta profesörlerin dahi yanlış tedavi reçetelerini yakalayıp, bloke edip bize (veremle çalışan hocalara) gönderiyorlar, düzeltiyoruz” diye konuştu.

Öte yandan uzmanlar verem tanı ve tedavi rehberini sürekli güncelliyor. En son rehber 2023’te yayınlandı. 2024 rehberi hazır olsa da Sağlık Bakanlığı henüz basmadı. 2025 zaten henüz ortada yok.

İstanbul Verem Savaşı Derneği dispanserlerinin yarısı ‘kaynaksızlıktan’ kapandı 

DSÖ: En ölümcül bulaşıcı hastalık nedeniyle 1,23 milyon ölüm