Vartan Halis Yıldırım: Migros işçilerinin grevi sürüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Migros işçilerinin grevi sürüyor. Tuncay Özilhan’ın “Biz bir aileyiz” söylemine tepki olarak işçiler, onun villasının önüne gidiyor; Özilhan’ın ‘ricasıyla’ polisler işçileri gözaltına alarak karakola götürüyor. Bu, mutlu bir aile tablosu değil. “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır” der Tolstoy. Bu mutsuzluğuna yakından bakalım.

Ücret ve çalışma koşullarının, ülkedeki işçilerin geniş bir kesimi için distopyaya dönüştüğü bir tabloda, yabancılaşmanın sürdürülmesi yalnızca işyerindeki hegemonik söylemlerle mümkün değildir; devletin bu bilinç çarpıklığına lojistik destek sunması da gereklidir. Yabancılaşmanın kurumsallaşması bu nedenle zorunludur; aksi hâlde bu yabancılaşma daha kırılgan hâle gelir. Tuncay Özilhan’ın evinin önüne işçiler gittiğinde—ki “Biz bir aileyiz” söylemi, ki aile sözümona aynı evde oturmayı da kapsar—karşılarında polisi bulmuşlardı. Buna karşılık, Tuncay Özilhan işçileri işten çıkarma kararı aldığında polis ortada yoktu. Hegemonya, zora dayanan rızadır. Burada saygı, bunun ambalajlı halidir.

Migros işçilerinin eyleminin başarıya ulaşması, yabancılaşma sürecinin aşılması açısından bir istikamet göstermektedir; bu da özel mülkiyet ilişkilerinin kolektif mülkiyete, işçilerin kendi kontrolü altında, doğru taşınması ve yabancılaşmayı yeniden üreten söylemlerin doğru hamlelerle boşa çıkarılarak anlamsızlıklarının açığa vurulması anlamına gelir. Mesela, şimdi kim daha inanır, Özilhanın biz bir aileyiz söylemine…

Vartan Halis Yıldırım’ın yazısı