ERAY ÖZER
Trabzonspor dünyada eşi benzerine çok az rastlayabileceğimiz bir kulüp. Bir coğrafyayı, bir kenti ve daha da önemlisi bir kültürü tarif eden bir yanı var. Kentin imparatorluk günlerinden genetik koduna işlenmiş olan o yetkinlik duygusu, diğer alanlar kısıtlandığından belki de, en çok futbolda dışarı çıkmak istiyor.
Teyzesi, amcası, dedesi, ninesi… Bir futbol kulübünün yerelle ne kadar hemhal olabileceğini görmek için bir maç öncesi Trabzon sokaklarında tur atmak yeterli.
Kulüpte büyük değişim var

Böyle bir coğrafyada, daha büyük bir projenin parçası olarak kente giydirilmek istenen hamasi milliyetçi kıyafetten kulübün de nasibini almaması mümkün değildi. Nitekim, tuhaf tuhaf yönetimler, sokakta bile rastlanmayan bir üslupla takım idare etmeye çalışan mafyöz başkanlar gördük.
Son bir buçuk yıldır kulüpte her anlamda bir değişim yaşanıyor. Aklı başında laflar eden bir başkan, teknik direktöre alan ve zaman tanıyan bir yönetim kurulu var. Tam da bu nedenle, önümüzdeki sezon Trabzonspor için kırılma yılı olacak.
Ya yeni üslup kazanacak, ya da…
Ya bu yeni üslup kendine kent nezdinde de hak ettiği karşılığı bulacak, yahut orta vadede kulüp ne yazık ki yeniden hamasetle özgüveni birbirine karıştıran yöneticilere teslim edilecek.
Bu yol ayrımında en kritik belirteç tabii ki başarı. Tribünler kendilerinden beklenmeyen bir sabırla geçen sezonu sükûnetle geçirdi, bu yaz paralar harcandı, olabilecek en makul teknik direktörün direktifleri doğrultusunda kadro hazırlandı. Ve şimdi sahne zamanı.
Yanal nereye ait olduğuna karar verecek

Ersun Yanal da öyle sanıyorum ki kariyerinin en kritik sezonuna çıktığının farkındadır. Gençlerbirliği’nde elde edilen Avrupa başarısı, Manisa’da gelen insanüstü bir ilk yarı performansı gibi iki muhteşem pasajla açılan bu sonat bakalım bu sezon kreşendosuna ulaşmayı başaracak mı? (Fenerbahçe’deki başarılar her daim Aziz Yıldırım’la birlikte anıldığından tek başına bir kreşendo etkisi yaratmaya ne yazık ki yetemiyor.)
Yanal, bu sezon bize kendisiyle ilgili şu sorunun yanıtını vermiş olacak: İsmini Denizli, Terim, Güneş, Kocaman dörtlüsünün yanına mı, Eskişehir, Bursa, Antalya ve benzerlerinin hoca adayları listesinin başına mı yazacağız?
Çünkü artık bahanesi yok.
2017’de 12 isim transfer edildi

Ara transfer dönemini de sayarsak takıma 2017 yılı içerisinde Yanal’ın istekleri doğrultusunda tam 12 futbolcu katıldı. Yani ilk 11’den bir fazla. Ve öyle görünüyor ki, birkaç takviye daha yapılacak.
Alınan oyuncular arasında Ersun Hoca’nın elleriyle büyüttüğü, solar iken dirilttiği Burak Yılmaz da var.
Ne stoper ihtiyacıymış arkadaş!
Daha önce yazdığımız üç takımda olduğu gibi Trabzonspor’da da bir stoper arayışı var. Demek ki neymiş, memlekette ciddi bir stoper açığı varmış, ne hikmetse bu bölgeye kimseler adam bulamıyormuş. Bu bölge için Rus liginde forma giyen Serdar Taşçı’yla anlaşıldığı söyleniyor.
Orta sahada Yanal’ın bir diğer manevi çocuğu Selçuk İnan’ın ismi geçmişti ama kulüp bu haberleri yalanladı. Şimdi Tottenham forması giyen Sissoko’nun transferinin sonlanma aşamasında olduğu yazılıyor.
Ersun Hoca bir 10 numara ister

Kadro yapısına bakınca Yanal’ın on numara pozisyonu için bir transfer isteyeceğini söylemek mümkün. Başından beri eski Beşiktaşlı Sosa’nın ismi geçiyor. Sosa sahiden de çok iyi işler yapabilir. Tabii genç yetenek Yusuf Yazıcı’dan fırsat bulabilirse…
Başta da söylediğim gibi, Trabzonspor için çok kritik bir sezon olacak. Açıkçası, kişisel olarak kulübün taraftarlarını uzun yıllar sonra ilk defa bu denli heyecanlandıracağına inanıyorum.
Tribünler bir-iki kötü sonuç sonrası desteğini keserse işler hızla tersine dönebilir tabii ki.
Yok aksi olur da, geçen sezondan başlayan sabrın devamı gelirse ortaya bambaşka bir sonuç çıkabilir, Trabzonspor yaz döneminde iyi transferler yapan rakiplerine rağmen şampiyonluk yarışına dahil olabilir.
Hatta ipi önde göğüsleyebilir.
Dediğim gibi Ersun Yanal’ın başarılı olmaktan başka şansının olmadığı bir sezondayız. Tek çare kazanmak.