Tezcan Karakuş Candan: Ankara'nın kalbi Ulus'taki yıkımın ardından sahipsiz bırakılmış mahalleleri gündeme getirmek gerekiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ankara’nın çok kültürlü, katmanlı geçmişinin kalbi Ulus’ta, İtfaiye Meydanı’ndaki yıkımın ardından sahipsiz bırakılmış mahalleleri yeniden gündeme getirmek gerekiyor. Onca sessizliğin ortasında yaşanmışlıkların sesi olmak; kültürel varlıklarımıza, geçmişten bugüne taşınan komşuluklarımıza karşı sorumluluğumuz.

İş makinelerinin gölgesinde enkaza dönüşen İtfaiye Meydanı’nı geride bırakarak Denizciler Caddesi ile Anafartalar Caddesi arasında kalan İstiklal Mahallesi’ne, nam-ı diğer Yahudi Mahallesi’ne yöneliyoruz. Kentin çok kültürlü geçmişinin mekânsal izlerini hâlâ taşıyan bu mahallede, yıkımın daha sessiz ilerleyen yüzü karşılıyor bizi.

Bir zamanlar Ladino dilinin konuşulduğu, Yahudilerle Müslümanların komşuluk ettiği bu sokaklarda evler bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuş. Sinagogun karşısında, bir dönem Ankara Yahudi Cemaati’nin başkanlığını yapmış Hayim Albukrek’in evi duruyor. Camları kırık, duvarlarında çatlaklar var. Kalem işi bezemelerine bakmaya doyamayacağınız bu güzel yapının üzerinde yıllardır aynı uyarı: “İnşaat sahasıdır, girilemez.” Bir uyarı levhası, bir yapıyı koruyabilir mi?

Hemen yanı başında, yine cemaat başkanlığı yapmış Aron Daniyel Araf’ın konağı bulunuyor. Araf Evi’nin bakımlı görünümüyle ona sırtını dayayan Albukrek Evi’nin boynu büküklüğü aynı karede karşılıyor sizi. Birbirine komşu iki yapıda, bakımın ve bakımsızlığın açtığı mesafeyi görüyorsunuz.

Tezcan Karakuş Candan’ın yazısı