Taha Akyol: İdeolojimiz açısından bir kanaat sahibi olduğumuz konu, reel dünyada nasıl cereyan ediyor? 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tarihçi merhum Mete Tunçay’ın bir tespitinin kulaklara küpe olması lazım: “Türkiye’de bütün akımlar dogmatiktir.”

Oksijen gazetesi, yeni çıkan kitabım hakkında benimle bir mülakat yapmış, “Marks büyük bir iktisatçıydı ama onun hüküm çıkardığı toplum en az 100 yıl geride kaldı” şeklindeki sözümü başlığa çıkarmıştı. Öfkenin sebebi buydu.

Mesele şudur: İdeolojimiz açısından bir kanaat sahibi olduğumuz herhangi bir konu, zihnimizin dışındaki reel dünyada nasıl cereyan ediyor? Bu soruyu sorup sormamak temel meseledir. Kautsky ve Bernstein orta sınıfın gelişmekte olduğunu görmüşler, demokrasiyi kabul etmişlerdi. Lenin bunu öfkeyle reddetmiş, “proletarya diktatörlüğü” adına totaliter bir parti diktatörlüğü kurmuştu.

Bu örneği hepimiz kendi ideolojimiz açısından düşünelim mi? Mesela hilafetin tarihi seyri ve milli hakimiyetler çağında hilafetin siyasi bir anlamı olabilir mi?.. Yahut “para politikası olarak faiz”in riba olup olmadığı… Veya “vatandaşlık bağı ile bağlı herkes Türktür” diye kolayca yazılmıştı ama bugün Türkiye’nin en önemli sorunu…

Taha Akyol’un yazısı