AYŞEGÜL KASAP
@aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum, 2022 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP 27) devam ettiği bugünlerde Türkiye’nin ithal ettiği plastik atıkların bir yıl içinde 90 bin ton azalmış olmasıyla övündü. Ayrıca 2022’de plastik çöp ithalatının ne kadar olduğu konusunda da bilgi vermekten kaçındı.
Diken’e konuşan Greenpeace yetkilileri ithal atık sayısının düşük olmasının ‘yeterli olmadığını’ vurgulayarak “Plastik atık ithalatı yasaklansın, Türkiye kimsenin çöplüğü olmasın” dedi.
Bakan Kurum, her ne kadar ‘temiz atıkların ithal ediliğini’ söylese de Greenpeace’in laboratuvar sonuçları bunun tam aksini ortaya koyuyor. Türkiye’ye gelen çöplerin toprak ve suyu kirlettiği dolayısıyla da insan sağlığını olumsuz etkilediği belgelenmişti. Zehirli maddeler anne karnındaki bebeğe kadar ulaşıyor.
Kurum ayrıca mevzuatı tekrarlayarak ‘yakma ve bertaraf amaçlı plastik atık ithalatının yasak olduğunu’ söyledi. Ama Greenpeace atıkların yakıldığını tespit etmişti. Ayrıca mevzuatta yer alan bilgilerin pratikte nasıl uygulandığıysa meçhul.

CHP Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde 2021 ve 2022 yıllarında ithal edilen plastik atık miktarını sormuştu. Kurum yanıtında şunları demişti: “2020 yılında 775 bin ton olan plastik atık ithalat rakamı, alınan tedbirler sayesinde 2021 yılında 685 bin tona gerilemiştir. Çoğunlukla Avrupa ülkelerinden olmakla birlikte dünyanın muhtelif ülkelerinden atık ithalatı yapılmakta olup, gümrüklerde ve tesislerde yapılan sıkı denetimler sayesinde 2022 yılında da temiz ve geri dönüşüm verimi yüksek plastik atıkların ithalatına müsaade edilmektedir.”
‘Bakanlıktan şeffaflık bekliyoruz’
2019’dan bu yana plastik atık konusunda hem saha araştırması hem de bilimsel analizler yapan Greenpeace bakan Kurum’un yanıtını yetersiz buldu: “Verileri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Aynı şeffaflığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından da bekliyoruz. Bu doğrultuda bakan Murat Kurum’un ilettiği 2021 plastik ithal atık rakamlarının 2020’den daha düşük olması bizim için kesinlikle yeterli değil. Biz bu konuda bakanlıktan daha somut hedefler ve adımlar bekliyor ve talebimizi yeniliyoruz: Plastik atık ithalatı yasaklansın, Türkiye kimsenin çöplüğü olmasın!”
Avrupa Birliği (AB) İstatistik Kurumu Eurostat’ın verilerine göre Türkiye, 2020’de de 13,7 milyon tonla AB’den en çok atık ithal eden ülke olarak kayda geçti. Bu atıkların büyük bölümüyse demir içeren metal. 2021’de bu sayı 14,7 milyon ton oldu.
Aslında her şey Çin’in 2017’de çöp ithalatını yasaklamasıyla başladı. Çin dünyanın en büyük plastik atık ithalatçılarındandı. Çin’den boşalan bu koltuğu bir anlamda Türkiye doldurmuş oldu.
2020’de Britanya’nın en çok plastik atık gönderdiği ülke Türkiye oldu. Hatta Bloomberg ajansı, Britanya’daki süpermarket zinciri Tesco’dan atılan plastiklerin iki ay içinde Türkiye’ye varışını GPS’le izleyerek ortaya koymuştu.

‘Yasadışı döküldü ve yakıldı’
Bakan Kurum, temiz ve geri dönüşüm verimi yüksek atıklar ithal edildiğini söyledi. Ama Greenpeace’in verileri bunun tam aksini söylüyor: “2021 Nisan ayında ithal atıkların yasa dışı olarak döküldüğü ve yakıldığı çevreyi tespit edip bu alandan örnekler almıştı. Temiz denen ithal atıklardan esas etkilenenin toprak, su ve doğrudan insan sağlığı olduğunu laboratuvar sonuçlarıyla ortaya koyduk.“
Bakanlığın ‘temiz’ diyerek öne sürdüğü atıklarda laboratuvar sonuçlarına göre şunlar var:
* Dioksin-Furanlar
* Poliklorlu bifeniller (PCB’ler)
* Metaller ve metaloidler
* Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAHler)
Anne karnındaki bebeği bile etkiliyor
Bilim insanlarının araştırmasına göre Adana’daki atıklarda tespit edilen dioksin ve furan seviyesi Türkiye’de şimdiye kadar bildirilen en yüksek seviye. Yani kontrol bölgesinin 400 bin katı. Dioksin ve furanların bilinen en önemli özelliğiyse kanserojen olmasıdır. Bu madde anne karnındaki bebekler için toksik olabilir, tümörleri tetikleyebilir, hormon ve bağışıklık sistemlerini etkileyebilir.
Adana’da, topraktaki poliklorlu bifenillerin (PCB’ler) toplam konsantrasyonu kontrol örneğinden 30 bin kat daha yüksek. PCB’lere maruz kalmak embriyo ve fetüse zarar verebilir. Hormonlarda bozulmaya yol açabilir. Ayrıca PCB’ler emzirme yoluyla anneden bebeğe geçebilir.
Bilim insanlarının aldığı numuneler üzerinde 18 farklı metal ve metaloid türü araştırıldı. Sonuç olarak kurşun seviyesinin kontrol toprağından 15 kat yüksek olduğu tespit edildi. Kurşunun insan sağlığı için pek çok zararı olduğu biliniyor. Yine aynı araştırmada insan için kanserojen olan kadmiyum seviyesinin kontrol toprağından 30 kat yüksek olduğu ortaya çıktı.
Laboratuvar sonuçlarında Adana’daki beş bölgenin dördünde yüksek oranda klorlu benzen bileşikleri olduğu görüldü. Bunların bazıları kanı etkileyebilir, cilt lezyonlarına ve karaciğer hastalığına neden olabilir. Bazı bölgelerde tespit edilen ve insan için kanserojen olduğu bilinen benzo(a)piren konsantrasyonu, Türkiye’de meskun topraklar için izin verilen sınırın üzerinde olarak kayıtlara geçti.
Atıkların akıbeti belirsiz
Kurum’un kendisine sorulan 2022’de ithal edilen atık miktarının ne kadar olduğu yönündeki soruya yanıt vermekten kaçınması da dikkat çekti. Bunun yanı sıra plastik atık ithalatının geri dönüşüm amaçlı yapıldığını belirterek, yakma ve bertaraf amaçlı plastik atık ithalatının yasak olduğunu öne sürdü.
Ama bununla ilgili bir veri ortaya koymadı. İthal edilen atıkların ne kadarının dönüştürüldüğü bilinmiyor. Bununla ilgili bakanlığa sorduğumuz sorular da yanıtsız kalıyor.
Greenpeace de ithal atıkların akıbetiyle bakanlığın yanıt vermesini istedi ve şu soruları yineledi: “Türkiye’deki atıkların ne kadarı geri dönüştürüldü? İthal edilen atıklar temizse ne kadarı işlendi, ne kadarı bertaraf edildi? Yakılmıyorsa nasıl bertaraf edildi?”