İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben “Bu savaşla Amerikan halkının tam olarak hangi çıkarlarına hizmet ediliyor?” diye sordu.

ABD’nin İran’da haftalar sürecek bir kara harekatı hazırlığı yaptığı iddiaları konuşulurken Pezeşkiyan, X hesabından dört sayfalık bir mektup yayınladı.
Mektubun başlangıcında “ABD halkına ve uydurulmuş anlatılar sağanağı ortasında hakikati aramaya devam eden, daha iyi bir yaşamın hayalini kuran herkese…” ifadesini kullandı.
İran cumhurbaşkanı, devam eden savaşın sorumlusunun İran değil, İsrail tarafından manipüle edilen ABD hükümeti olduğunu savundu.
Mektupta ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün söylediği “İran’ı yok olana kadar bombalayacağız ya da deyim yerindeyse Taş Devri’ne geri göndereceğiz” cümlesine de değindi.
Pezeşkiyan’ın mektubundan öne çıkanlar şöyle:
‘İran halkı, hiçbir millete düşmanlık beslemiyor’
* İran, ismiyle, karakteriyle ve kimliğiyle insanlık tarihinin en köklü ve kesintisiz medeniyetlerinden biridir. Tarih boyunca sahip olduğu stratejik ve coğrafi avantajlara rağmen İran, modern tarihinde hiçbir zaman saldırganlık, yayılmacılık, sömürgecilik veya tahakküm yolunu seçmemiştir.
* İşgallere, saldırılara ve küresel güçlerin bitmek bilmeyen baskılarına maruz kalmasına, pek çok komşusuna karşı askeri üstünlüğe sahip olmasına rağmen İran, asla bir savaşı başlatan taraf olmamıştır. Ancak kendisine saldıranları püskürtme konusunda her zaman kararlı ve cesur davranmıştır.
* İran halkı, Amerikan, Avrupa veya komşu ülke halkları dahil hiçbir millete düşmanlık beslememektedir. Gurur dolu tarihi boyunca tekrarlanan dış müdahalelere ve baskılara rağmen İranlılar, hükümetlerle o hükümetlerin yönettiği halklar arasındaki ayrımı her zaman gözetmişlerdir. Bu, geçici bir siyasi duruş değil, İran kültürüne ve kolektif bilincine derinlemesine kök salmış bir ilkedir.
‘Düşman icat etme ihtiyacı duyanlar, bir tehdit yoksa, o tehditi uydurur’
* Bu nedenle, İran’ı bir tehdit olarak resmetmek ne tarihsel gerçeklerle ne de günümüzün gözlemlenebilir olgularıyla bağdaşır. Böyle bir algı, baskıyı meşrulaştırmak, askeri hegemonyayı sürdürmek, silah sanayisini ayakta tutmak ve stratejik pazarları kontrol etmek için bir ‘düşman icat etme’ ihtiyacı duyanların, siyasi ve ekonomik ihtiraslarının bir ürünüdür. Böylesi bir düzende, ortada bir tehdit yoksa, o tehdit uydurulur.
* Bu savaşla Amerikan halkının tam olarak hangi çıkarlarına hizmet ediliyor? İran’dan kaynaklanan ve böylesi bir davranışı haklı çıkaracak nesnel bir tehdit var mıydı? Masum çocukların katledilmesi, kanser tedavisi ilaçları üreten tesislerin yerle bir edilmesi veya bir ülkeyi ‘taş devrine geri döndürecek kadar’ bombalamakla övünmek, ABD’nin küresel itibarına daha fazla zarar vermekten başka bir amaca hizmet eder mi?
‘ABD’nin bu saldırganlığa İsrail’in vekili olarak giriştiği bir gerçek değil midir?’
* Bugün ‘Önce Amerika’ ilkesi, gerçekten ABD hükümetinin öncelikleri arasında mı?
* Aynı zamanda ABD’nin, İsrail rejiminin etkisinde kalarak ve onun tarafından manipüle edilerek bu saldırganlığa İsrail’in bir vekili olarak giriştiği de bir gerçek değil midir? İsrail’in, yapay bir İran tehdidi üreterek küresel dikkati Filistinlilere karşı işlediği suçlardan başka yöne çekmeye çalıştığı doğru değil midir? İsrail’in gayrimeşru çıkarlar peşinde koşarken, kendi sanrılarının yükünü İran’a, bölgeye ve bizzat ABD’ye yıkarak, son Amerikan askerine ve Amerikan vergi mükellefinin son dolarına kadar İran’la savaşmayı hedeflediği açıkça görülmüyor mu?
‘Dezenformasyon mekanizmasının ötesine bakmaya davet ediyorum’
* Sizi, bu saldırganlığın ayrılmaz bir parçası olan dezenformasyon mekanizmasının ötesine bakmaya ve bunun yerine İran’ı ziyaret etmiş olanlarla konuşmaya davet ediyorum. Eğitimlerini İran’da almış, şu an dünyanın en prestijli üniversitelerinde ders veren, araştırmalar yürüten ya da Batı’nın en ileri teknoloji firmalarına katkı sunan çok sayıdaki başarılı İranlı göçmeni gözlemleyin. Bu gerçekler, size İran ve halkı hakkında anlatılan çarpıtmalarla uyuşuyor mu?
* Bugün dünya bir dönüm noktasında duruyor. Çatışma yolunda ısrar etmek, her zamankinden daha ağır bedelli ve sonuçsuzdur. Çatışma ile uzlaşı arasındaki tercih hem gerçek hem de hayati bir önem taşımaktadır; bu seçimin sonucu, gelecek kuşakların kaderini tayin edecektir. Binlerce yıllık gurur dolu tarihi boyunca İran, pek çok saldırganı tarihe gömmüştür. Bugün onlardan geriye sadece tarihteki kirli isimleri kalmışken İran, dirençli, vakur ve onurlu bir şekilde dimdik ayakta kalmaya devam ediyor.
To the people of the United States of America pic.twitter.com/3uAL4FZgY7
— Masoud Pezeshkian (@drpezeshkian) April 1, 2026
ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın son durumu
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta bir ay geride kaldı. İran’da ülkeyi 37 yıldır yöneten Ali Hamaney dahil birçok komutan ve yönetimde sözü geçen bürokrat öldürüldü. İran’sa Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyip Hürmüz Boğazı’nı kapatarak yanıt verdi. Bölge ülkelerine yayılan savaş, enerji piyasalarını da derinden sarstı.
Savaşta gündemin ana maddelerinden birini petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ve jet yakıtı ticaretindeki aksamalar oluşturdu.
Trump 21 Mart’ta ‘İran’ı yok etmekte olduklarını’ belirterek ‘ateşkes istemediğini’ söyledi. Ertesi gün, İran’a Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine açması için 48 saat mühlet verdi. Aksi takdirde enerji altyapısı vurmakla tehdit etti.
ABD başkanı 23 Mart’taysa İran’la ‘düşmanlıklara kesin çözüm için’ yapıcı görüşmeler yürüttüklerini, bu nedenle İran’ın enerji altyapısına tüm saldırıları beş gün ertelediğini duyurdu.
İranlı yetkililerse ‘ABD’yle hiçbir müzakere yapılmadığı’nı ve konunun ‘finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek için kullanıldığı’nı söyleyerek Trump’ı yalanladıı.
25 Mart’ta ABD’nin Tahran’a bir aylık ateşkesi içeren 15 maddelik plan sunduğunu ortaya atıldı. İran bunu reddettiğini duyurarak ateşkes için tazminat ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü dahil ABD’ye beş şart koştu.
26 Mart’ta İran, ABD’nin teklifine verdiği resmi yanıtta savaşın tekrarlanmamasını ve tazminat ödenmesini talep etti.
Aynı gün Trump, İran’ın enerji santrallerine saldırıları 10 gün daha erteledi.
30 Mart’taysa Trump, İran’daki askeri operasyonları sonlandırmak için ‘yeni ve daha makul bir rejimle’ ciddi görüşmeler yürüttüklerini ve büyük ilerleme kaydettiklerini öne sürdü. Anlaşmaya varılmaması olasılığına karşı da tehditler savurdu.
ABD başkanı son olarak İran savaşının ne zaman biteceği sorusuna “Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz” diye yanıt verdi. Ardından Hürmüz Boğazı’yla da hiçbir işlerininin olmadığını ve boğaz için petrole ihtiyaç duyan ülkelerin adım atması gerektiğini savundu.