Özgün Biçer: Menopoz, kadınlık deneyiminin belki de en yalnız ve en az konuşulan eşiklerinden biri

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Benim gibi birçok kadın, bugüne kadar nadir görülen bir durumu aynı anda deneyimliyor. Çocukların ergenliğe girdiği dönemle annelerin menopoz deneyiminin aynı zaman kabına sıkışmasından bahsediyorum. İki ruha mekânın dar geldiği bir süreci aynı duvarların arasında yönetmeye çalışıyoruz. Özellikle iş hayatında kariyer mücadelesiyle çoğu kadının doğumu ileri yaşlara ertelemesi, günün koşullarıyla çocukların daha erken ergenliğe girmesi derken… Boom!

Oysa bu yazının odağında; kendi menopoz sürecini kabullenmeye çalışan, yeni bedeni hakkında türlü sorular soran ve bir yandan da çocuğunun geçirdiği değişime karşı duygusal denge kurmaya çalışan bir kadınlık hâli var. Yani menopoz sürecinde olmak. Menopoz, hâlâ fısıltıyla konuşulan bir eşik. Ergenlik ise yüksek sesle yaşanıyor: okulda, evde, sokakta. Öğretmenler biliyor, aileler hazırlanıyor. Menopoz için ise ne yazık ki aynı cümleleri kuramıyoruz. Ne geçeceği söyleniyor ne de nasıl geçileceği. Çoğu kadın bu döneme yalnız giriyor. Her konu hakkında rahat konuşabilen bizler, söz konusu menopoz olunca sessizleşiyoruz.

Menopoz, yalnızca bedensel bir geçiş değildir; kadınların toplumsal alanda ve iş hayatında karşı karşıya kaldıkları baskıların yoğunlaştığı bir eşiktir. Çünkü bu dönemde kadınlardan aynı anda iki çelişkili şey beklenir: Performanslarını düşürmemeleri ve duygularını yönetmeleri, bedenlerindeki değişimi işyerine taşımamaları. Uykusuzluk, sıcak basmaları, beyin sisi ya da kaygı, bireysel bir ‘dayanıksızlık’ olarak yorumlanır. Destek mekanizmalarının yokluğunda menopoz, kadınların terfi süreçlerinde, liderlik rollerinde ve karar alma alanlarında görünmez bir bariyere dönüşür. Hayat hiçbir zaman kadınlar için adil olmadı. Ancak menopoz, kadınlık deneyiminin belki de en yalnız ve en az konuşulan eşiklerinden biri. 

Özgün Biçer’in yazısı