OECD’nin Dijital Eğitime Bakış raporu, üretici yapay zekânın Türkiye dâhil tüm OECD ülkelerinin eğitim sistemlerinde nasıl kullanıldığını ve hangi sonuçları doğurduğunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.
Türkiye, genel yapay zekâ kullanımında OECD’nin alt sıralarında kalan ülkelerden biri olmasına rağmen, eğitimde yapay zekânın etkilerine dair en güçlü deneysel kanıtlardan birini üreten ülke. Diğer OECD ülkelerinde kullanım oranları hızla artarken, Türkiye’deki deney tam da bu hızlı benimsemenin gözden kaçırdığı bir gerçeği ortaya koyuyor. Yapay zekâ ile daha iyi performans göstermek, yapay zekâ sayesinde daha iyi öğrenmek anlamına gelmiyor.
Rapor, yapay zekâ araçlarının doğrudan cevap veren değil öğrenme sürecini destekleyen şekilde tasarlanması gerektiğini vurguluyor. Üstelik öğretmenlerin bu süreçte pasif izleyici değil aktif yönlendirici olması şart. Teknoloji benimsenmeden önce altyapısı, pedagojik çerçevesi ve öğretmen yetkinliği hazır olmalı. Zihinsel kaslarımızı yapay zekâya ihâle etmeden onu kullanabilmeyi öğrenmek ve öğretmemiz gerekecek. Yoksa yapay zekâ dalgasına kapılıp gerçek öğrenmeyi kaybetme riski, Türkiye için olduğu kadar OECD’nin en ileri ülkeleri için de geçerli.