TUNCA ÖĞRETEN
@tuncaogreten | tuncao@gmail.com
‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa’ (İmralı Notları) adlı kitapta ABD’nin, Türkiye’ye rağmen müttefiki olarak deklare etmekten çekinmediği, çatısınıysa PYD’nin oluşturduğu Demokratik Suriye Konseyi‘nin (DSK) temellerinin nasıl atıldığı da anlatılıyor.
DSK’nın birleştirici bir güç olacağını yıllar önce söylediğini öne süren PKK lideri Abdullah Öcalan’a göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriyeli Kürtlere dair kırmızı çizgisi, Nazil lideri Adolf Hitler’in ani bir kararla Sovyetlere saldırmasına benziyor.

‘Türkiye’nin, IŞİD’e karşı tavrı değişti’
Kitaba göre 26 Haziran 2014’te Öcalan ile görüşmek üzere İmralı’ya giden heyette bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken, Türkiye’nin, IŞİD’e destek vermesiyle ilgili olarak dönemin dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’yla görüşme yaptıklarını aktarıyor.
Baluken’in, Davutoğlu görüşmesinden Öcalan’a anlattıkları şöyle: “Davutoğlu ile yaptığımız iki görüşmede Türkiye’nin IŞİD’e destek konusunu ısrarla gündeme getirdik. Bu konuda Türkiye’nin tavrının değiştiğine dair kendisinden bazı bilgiler aldık. IŞİD’e karşı olduklarını ve mücadele etmek için de PYD ve Özgür Suriye Ordusu üzerinden oluşacak ittifaka destek verebileceklerini söyledi. Rojava’ya uygulanan ambargonun kaldırılması konusunda da gerekli adımların atılacağını iletti.”
Davutoğlu’dan alınan bilgiler ışığında Kandil’e gittiklerini de sözlerine ekleyen Baluken, şöyle devam ediyor: “Bu durumu Kandil’deki arkadaşlarla paylaştık. Özellikle Cerablus ve Tel Ebyad bölgesinde ÖSO ile ittifak temelinde bazı ilişkiler geliştirilebilir dediler. Aynı zamanda arkadaşlar, Davutoğlu’nun dile getirdiği gibi; Esad rejimiyle PYD arasında ilişki olduğuna dair bazı hususların da gerçekçi olmadığını ifade etti.”
’20 bin Kürt, 5 bin Arap savaşçı var’
İkili görüşmeleri bir bir sıralayan Baluken, bir yandan da Öcalan’a gelişmeleri raporluyor. Rraporlamada, Türkiye’nin Kamışlı (Qamişlo) Sınır Kapısı’nın PYD’nin denetimine girmesi durumunda hiçbir sıkıntı olmayacağına ve serbest geçişlerin yapılabileceğine dair garantinin alındığı da aktarılıyor.
Konuşma sırası kendisine geldiğindeyse Öcalan, bir buçuk yıl önceden, Ekim 2015’te, PYD’den rahatsızlık duyan Türkiye’nin endişelerinin örtülmesi için kurulan Demokratik Suriye Kongresi ve silahlı kanadı Demokratik Suriye Güçleri’nin de sinyallerini veriyor.
20 bin Kürt savaşçı ve 5 bin Arap ve Hristiyan’ın dahil edilmesiyle kurulan DSG, ABD’den 50 ton silah ve mühimmat yardımı almış, Türkiye itiraz ettiğindeyse, “Yardım PYD’ye değil, DSG’ye yapıldı” yanıtı verilmişti.

Öcalan: ÖSO ve PYD işbirliği yapabilir
Kitapta, heyetin ifadelerinden sonra Öcalan’ın şöyle konuştuğu aktarılıyor: “ÖSO ile ittifak temelinde bazı ilişkiler kurulabilir. Demokratik Suriye Konseyi’ni ve diğer halklarla birlikte ortak bir arayışın olması gerektiğini çok önceden önermiştim. Azez-Cerablus-Bab üçgeninde ÖSO ve PYD işbirliği yapabilir. Davutoğlu’ya söyleyin; böyle olursa o bölgeye Esad da IŞİD de giremeyecek. Bu başarıldığındaysa üçüncü Cenevre toplantısına Esad, çözümü kabul ederek gelmek zorunda kalacak.”
Davutoğlu’nun daha önce böyle düşünmediğini savunan Öcalan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yanıldılar. Şimdi doğruyu bulmak istiyorsa desantralizasyon meselesini kabul etmek zorunda. Suriye’nin birliği, bütünlüğü denildiğinde gelinen nokta ortada. DSK bundan sonra toplanırsa anlamlı olur. Suriye konusunda Davutoğlu, Beşir (Atalay), Efkan (Ala) da bana onaylatma şeklinde değil de görüşümü almaları iyi olur ve önemlidir. Çünkü ben olmadan oradaki dengeleri, aşiretleri bilemezler. Ben onları tarihsel çizgileriyle beraber hepsini tek tek biliyorum. Onun için benim görüşümü almalılar. PYD bu konuda işbirliğine açık olmalı, yani ittifaklar ve tutulacak bölgeler konusunda hazırlığını yapmalı. Onlar görüşebilirler, fakat nihai kararı ben vereceğim. Tayyip Bey, ‘Her şeyi yapacağım ama Rojava benim kırmızı çizgimdir’ diyor. Tarihin en tehlikeli anıdır bu. Hitler’in, ani bir kararla Sovyetlere saldırmasına benziyor bu durum.”