Uluslararası kamuoyunda son yıllara dek kinayeyle “Sultan” olarak anılan Erdoğan’ın adının, bundan böyle artık her latifeden arındırılmış “diktatör” şeklinde anıldığını görüyoruz.
Esip gürleyen bir RTE fotoğrafını kapağına yerleştiren “Economist”in son sayısı gene buna bir istisna değil. “Türkiye’nin diktatörlüğe kayışı” başlığını taşıyan derginin kapak yazısının altında ‘evet’lerin kazanması halinde Erdoğan’ın “seçilmiş diktatör” olacağı yazıyor.
Rejim değişikliği ötesinde RTE bu referandumda, Batı’yla arasında açılan “meşruiyet krizi”ni bir “ezici zafer” yoluyla aşmayı düşlüyor. Hollanda ve Almanya krizlerinde ayyuka çıktığına şahit olduğumuz kriz oysa ki sandıkta sağlanacak yüksek oranda “evet”lerle telafi edilecek bir şey değil.
Rejimlerin meşruiyeti “eze eze” elde edilmez. Uluslararası toplum sandıklardan “evet”lerin ne şartlarda ve nasıl çıkacağına bakıyor. Saddam da 2000’ler başında “cumhurbaşkanlığının devamı” için bir referanduma gitmiş ve göz kamaştırıcı zafer sağlamıştı. Dünyanın sonra Saddam’a ne gözle baktığını ve Iraklı liderin sonunun ne olduğunu gördük.