Chomsky’nin tüm kariyeri, düzen karşıtı toplumsal mücadeleyi iktidar olmaya değil iktidarı eleştirmeye odaklamak, ona bu yönde akıl vermek üzerine kuruluydu. Sermaye sınıfının iktidarına karşı devrimci işçi iktidarları kurulmayacaksa, emperyalist devletlere karşı sosyalist devletler kurulmayacaksa insanlığın bütün kurtuluş mücadelesi boşunadır; çünkü her zafer nihayetinde askeri güçle ezilir, hiçbir kazanım korunamaz. Chomsky, kariyeri boyunca, mücadele eden herkese bu zorunluluktan ve bu zorunlulukla beraber gelen sorumluluktan kaçmayı önerdi.
Peki, yine de bu, liberter anarşist Chomsky’nin siyonist Epstein alçağıyla sadece tanıdık falan değil bayağı kanka olmasını, evinde yatıya falan kalmasını açıklar mı? Kendi başına tabii ki hayır, sonuçta salt soyut bir noktadan bakarsak Chomsky’nin Epstein ile yakın ilişkisi bol keseden savunduğu düşünceleriyle çelişkili. Chomsky, başka pek çok batılı solcu entelektüel gibi, dünyayı değiştirmeye değil eleştirmeye çalışıyordu. Düşüncelerinizi bu şekilde eylemsizlikle sınırladığınızda, pekâlâ eleştirdiğinizle kucak kucağa olabilir, hatta bunu yaparken eleştirmeye devam bile edebilirsiniz.
Sorun örgütsüzlük. İdollerinin çocuk tecavüzcüsü bir siyonistle düşüp kalktığını öğrendiğinde şoke olan tüm solcular için Chomsky duayen bir entelektüeldi ama görünüşe göre kimse bu insanla ortak bir örgütlenme içine girmemiş, yoldaş olmamıştı. Chomsky’nin Epstein’la, ortaya dökülen fotoğraflara bakılırsa pek de saklamaya çalışmadığı ilişkisinin başka türlü gizli kalması mümkün değildi; zira örgütlü olmak, bir kolektifin parçası olmak, önemli bir bölümü yazışılarak yürütülen bireysel entelektüel ilişkilere, ortak kitap yazmaya benzemez. Örgütlü insanın hayatı, örgütüyle birlikte devinir. Tarihte düşünceleri dikkate alınması gereken pek çok sağcı, gerici, karşı devrimci ve dönek de var. Anlaşılan o ki, Chomsky bunlardan biriymiş.