Hayırcıların referandum kampanyası boyunca karşı karşıya kaldığı bütün eşitsizliklere rağmen sonuç, sokaktaki her iki kişiden birisinin, hatta terörist diye, darbeci diye damgalanmayı dahi göze alıp gücün tek elde toplanmasına karşı çıktığı gerçeğidir.
Ayrıca ‘Hayır’ tercihi yapanlar yalnızca gücün tek elde toplanmasına karşı durmadılar, modern, özgürlükçü ve yüzü Batıya dönük bir Türkiye tercihlerini de dile getirdiler.
Tekrarlamak gerekiyor ki, idam cezasını getirmek yalnızca Türkiye’deki demokrasiyi üçüncü lige itmekle kalmaz, yalnızca Avrupa Birliği (AB) ile siyasi ilişkilere ağır hasar vermekle de kalmaz, Türkiye’ye gelmesi beklenen yatırımların engellenmesi dâhil ekonomiye de ağır hasar verir.
Yanlıştır, bu yanlışta ısrar edilmesi daha yanlıştır.
Aslında durumu anlamak için fazla söze de gerek yok. Erdoğan ve AK Partililerin dün gece televizyon ekranlarına yansıyan yüz ifadelerine dönüp bakmak yeterli olur.
Sanki zafer kazanmış değil, bu sonuçla şimdi ne yapacağını düşünen ifadelerdi onlar; bu zaferin hayli yorucu, yıpratıcı olduğu anlaşılıyor.
Erdoğan amacına ulaştı, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattı, ama artık işi eskisine göre daha zor.