Mine Ataman: Desteğe rağmen 'tarım bitti' neden?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tarım destekleri, ihracat des­tekleri, milyarlarca liralık ka­mu kaynağı.

Destekler dâhil olmak üzere 2027’de tarıma ayrılacak toplam kaynak 1 trilyon 305 milyar TL. 268 milyar TL’si tarım sektörü ya­tırımlarına, 325 milyar TL’si ta­rımsal kredi desteklerine, 342 mil­yar TL’si vergi harcamalarına, 135 milyar TL’si ise tarımsal KİT’lerin finansmanı ve ihracat destekleri­ne ayrılacak.

Trilyonu bulan des­teklere rağmen hâlâ ne çiftçinin ne ihracatçının ne de tüketicinin mut­lu olamaması manidar. Üstelik pek çok üründe çiftçi bolluk yılında afe­ti yaşıyor.

Çiftçinin mazot maliyetinin yüz­de 50’sinin, gübre maliyetinin yüz­de 25’inin kamu tarafından karşı­lanmasına rağmen girdi maliyetle­rinin ve gıda fiyatlarının bu denli yüksek olması, desteğin miktarın­dan çok etkinliğini tartışmaya açı­yor. Üstelik tarımsal kredilerin faiz giderlerinin de ortalama yüzde 70’i Hazine tarafından üstleniliyor. Da­ğıtılan desteğe rağmen elde edilen “tarım bitti” algısı, bir yerlerde unu­tulan bir sorunun varlığına işaret ediyor.

2024’teki 36,19 milyar dolar­lık tarımsal ihracat, 2025’te 36,41 milyar dolara yükseldi. Artış yal­nızca yüzde 0,6. Zeytin ve zeytin­yağında yüzde 39, fındık ve ma­mullerinde yüzde 5,7, meyve ve sebzelerde yüzde 5,1’lik bir ih­racat kaybı yaşandı. Türk tarı­mı genel anlamda 2025’te yüzde 8,8 küçüldü. 2025, iklimin tarıma etkisinin gerçek bir sinyali olarak okunması gerekmez mi?

Velhasıl, ihracat desteği ülkede üretilen her bir gram ürüne değer katamıyor, yeni müşteri kazandıra­mıyor, gıda fiyatlarını düşüremiyor, çiftçiyi mutlu edemiyor, iklim etki­sinin tarımda bu denli ağır yaşan­masını engelleyemiyorsa ya yeni bir yol bulmak ya da yeni bir yol inşa et­mek gerek.

Mine Ataman’ın yazısı