Üzerinde sandık kurulunun damgası bulunmayan pusulalar ve zarflar geçersiz sayılacaktı.
Ama YSK, bir yetki aşımıyla kendisini kanun koyucu yerine koyup, kanunda açıkça yazılı olan bu kuralı, bir genelgeyle kaldırdı.
Şimdi referandumu şaibeli kılan da budur.
Üzerinde sandık kurulunun damgasını taşımayan zarfların ve oy pusulalarının sayısını bilmiyoruz.
Bunu biliyor olsaydık, evet ile hayır oyları arasındaki farka bakıp, bu durumun referandum sonucunu etkileyip etkilemeyeceğini de bilebilirdik.
Şimdi YSK’ya düşen görev bu sayıyı açıklamaktır.
Bu, Türkiye’de seçmen iradesine saygının da bir gereğidir.