Bu sonuçların yarattığı karanlık, belki de şafaktan önceki karanlık olabilir.
Bir kere şunu hiç kimsenin aklından çıkarmaması gerek: Bu ülkenin en az yarısı, olağanüstü hal şartları altında muhalefetin iyice bastırıldığı, devlet olanaklarını da sonuna kadar kullanarak ağır bir evet kampanyasının yürütüldüğü bir referandumda bile ‘Hayır’ oyu verdi.
Bu muhalefetin kendine güvenini geliştirecek bir sonuçtur.
Görüldü ki “Alınamaz” denilen illerde bile doğru bir politikayla insanları ikna etmek mümkün olabiliyor.
Bu performans, bundan sonraki seçimlere ve özellikle Cumhurbaşkanı seçimine taşınabilir mi, bunu büyük ölçüde muhalefet partilerinin yetenekleri ve liderlerinin çapı belirleyecek.
Deyim yerindeyse ‘el’, muhalefete geçmiş bulunuyor.
Oyunu yeniden kurmak, kartları yeniden dağıtmak muhalefetin becerisine bağlı.