Kuşkusuz, Öcalan’a serbestlik sağlayacak olan ‘umut Hakkı’ yasası ve Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşması ile ilgili düzenlemelerle DEM’in desteğini alması, dahası Kürt seçmenle yeniden bağ kurması AK Parti için hayati bir önem taşımaktadır.
Bu konudaki en kritik soru şu; AK Parti, Öcalan’a özgürlük sağlayan bir iktidar olmayı topluma nasıl izah edecek?
Aslında, şu anda düzgün işleyen bir ‘hukuk devleti’ne sahip olsaydık, Öcalan’ı da diğer konuları da topluma anlatmak son derece kolaydı. Ama biz hukuku kaybettik ve toplum olarak adalete hasret kaldık.
Düşünün ki Öcalan’a özgürlük getirmek için yasal adımlar atmaya hazırlanıyoruz, “Terörsüz Türkiye” gelecekse buna hiçbir itirazımız yok elbette. Ama Öcalan için özgürlük seferberliği düzenleyip, CHP’li belediyeleri tutuklarken hukuku siyasal bir gösteriye dönüştürürseniz, bu hakkaniyetsizliği topluma izah etmekte zorluk çekersiniz.
İşte tam da bu yüzden AK Parti iktidarının, toplumda kucaklaşmayı sağlayacak demokratikleşme yasaları çıkarması pek mümkün gözükmüyor.
Ayrıca iktidarın, Selahattin Demirtaş’ın eve dönüşünü sağlayacak bir düzenleme yapması da çok kolay değil. Zira Demirtaş’ın dışarı çıkması, AK Parti’nin cumhurbaşkanlığı hesaplarına zarar verebilir.