İstanbul Tabip Odası’nın iki yıllık yönetimine talip olan Demokratik Katılım Grubu’nun başkan adayı Prof. Dr. Talat Kırış, “İlkelerimiz var elbette ancak herhangi bir siyasi yapının parçası olmayacağız” dedi.

Yaklaşık 37 bin üyesiyle ülkenin en büyük hekim meslek örgütü olan İstanbul Tabip Odası’nın yeni yönetimi 19 Nisan’da Zeytinburnu 100’üncü Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki seçimle belirlenecek.
Demokratik Katılım Grubu bugün 19 Nisan’daki seçimde yarışacak listesini açıkladı. Beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olan Kırış, İstanbul Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi. Türk Nöroşirürji Derneği ve Dünya Nöroşirürji Dernekleri Federasyonu Beyin Damar Hastalıkları Komitesi’nde başkanlık yapan Kırış, halen Amerikan Hastanesi ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışıyor.
Diğer yönetim kurulu adayları acil tıp uzmanı Dr. Benan Koyuncu, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Irmak Saraç, aile hekimleri Dr. Ceren Kineşçi ile Dr. Emrah Kırımlı, üroloji uzmanı Dr. Nadir Kalfazade, işyeri hekimi Dr. Fikret Aydın’dan oluşuyor.
‘Eleştiriye saygım var’
Kırış toplantıdan sonra Diken’in sorularını yanıtladı. Herhangi bir siyasi yapının parçası olmadıklarını ve olmayacaklarını belirten Kırış, şunları söyledi:
“Demokratik Katılım Grubu çok homojen bir grup değil aslında. Belli ilkeler içerisinde bir araya gelen, kendi içinde de farklı görüşlere sahip, kafa yoran insanlar.
Tabii ki ilkelerimiz olacak. Bu ilkeler ilerici olmaktan beslenecek. Ama şuranın, buranın bir parçası olmayacağız.
Demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bunun İstanbul Tabip Odası da tavrını koyacaktır.

Tabip odasının siyasetle ilgilendiğini, meslektaşların sorunlarıyla ilgilenmediği yönündeki eleştirileri haksız buluyorum. Boynumuzda bir davul var, tokmaksa ülkeyi yönetenlerin elinde. ‘Buradan yeterince ses çıkmıyor’ deniyor ama tokmağımız yok. Elimizle ses çıkarmaya, tokmağı almaya çalışıyoruz.
Ayrıca Demokratik Katılım Grubu tamamen homojen bir grup değil. Bir havuz netice olarak. Bu havuzun içinde yer almak isteyen kimseye ‘Ya kardeşim sen gelme’ denmiyor.
Siyasetle uğraşma meselesine gelince, insanlar siyasetten korkuyorlar, çekiniyorlar, siyaset sözcüğü bile tedirginlik yaratıyor. Hayatın doğal akışı, toplumsal dinamikler çerçevesinde dile getirdiğimiz en haklı söylemler bile siyaset yapılıyor diye kategorize edilebiliyor. Maalesef böyle bir korku ikliminde yaşar olduk.
İstanbul Tabip Odası bir sivil toplum örgütü. Oda örneğin ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ der. Bunu söylememek mümkün değil. Ya da depremle ilgili konuşmamak, eleştirilerde bulunmamak mümkün değil. Şiddete uğrayan kadın hastaneye geliyor. Yani biz bu toplumsal meseleyle ilgilenmeyelim mi? Bu siyasetse, kimse kusura bakmasın. Bunun siyasetini yapacağız.
Türkiye’nin sağlık sistemini daha iyi yönde değiştirmeye uğraşan insanlarız. Arkadaşlarımızın odanın web sitesine bakması lazım. Komisyonlarda büyük emek sarf ediliyor.
Eleştiriye saygım var, yapılsın da istiyorum. Tamam çuvaldızı bize batırıyorsun ama bir yudumda iğneyi kendine batır. Hiç seçime katılmamışsın, hiçbir komisyonda çalışmamışsın. Gel, sen de elini uzat.
Komisyonlar herkese açık. Gelip de çalışmak isteyenlere hiçbir zaman ‘burada çalışma’ denmiyor. Aksine daha fazla hekim bu komisyonlarda yer alsın istiyoruz.
İstanbul Tıp Odası her zaman tüm hekimlere kapısını açmıştır. Gene açacaktır. Değişim asıl bizim geleneğimiz. Biz hayatın her alanında daha iyiye, daha güzele doğru bir değişim için mücadele etmiş, özveride bulunmuş insanlarız.”
‘Sadece bir dönem varım’
Tabip odalarında yönetim kurulu üyeleri en fazla iki dönem üst üste görev yapabiliyor. Üçüncü dönem için bir dönem ara verme şartı bulunuyor. Kırış da sadece bir dönem için başkan adayı olmayı kabul etti.
Nöroşirürji Derneği başkanlığı yaparken de iki yıllık süresi olmasına rağmen, bir yıl yapmadığını hatırlatan Kırış şunları söyledi:
“Biz daha fazla hekime ulaşan, daha fazla hekimin söz ve karar süreçlerine katıldığı bir örgütlülüğü büyütmek istiyoruz.
Daha fazla insan vizyonuyla katkıda bulunabilsin diye böyle düşünüyorum. Israrla listemizin genç hekim arkadaşlardan oluşmasını istedim. Öyle de oldu.
Yönetim kurulu adaylarımız arasında sadece Kırımlı ile Aydın önceki dönemde yer alıyordu. Çok aktif hekimlerden oluşan bir listemiz var. Ama sonuçta burası bir örgüt. Elbette hafıza ve deneyim de önemli.”
‘Hekimlik değersizleştirilemez’
Grubun seçim bildirgesindeyse özetle şu ifadeler yer aldı:
* Hekimlik bilimsel bilgiye, etik ilkelere ve toplum yararına dayanan bir meslektir. Piyasa baskılarıyla, performans ölçütleriyle ve günübirlik sağlık politikalarıyla değersizleştirilemez. Bugün sağlık ortamında yaşanan çok yönlü yıkımın sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Muayene sürelerinin beş dakikaya indiği, yüzlerce hastanın değerlendirilmeye çalışıldığı poliklinikler, randevu bulamayıp acil servise yığılan hastalar, niteliği değil sayıyı esas alan çalışma rejimi, güvencesiz istihdam biçimleri, emeklilikte insanca yaşamaya yetmeyen ücretler, eğitimde yaşanan nitelik kaybı ve sağlıkta şiddetin olağanlaşması hem hekimliği hem de halkın sağlık hakkını tehdit etmektedir.
* Uzun yıllardır sürdürülen Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırmış, hekim emeğini verimlilik, memnuniyet ve performans göstergelerine sıkıştırmıştır. Gelinen noktada bu düzenden ne hekimler, ne sağlık çalışanları, ne de hastalar memnundur. Genç meslektaşlarımız mesleki gelecek kaygısı taşımakta, asistan hekimler ağır çalışma koşulları altında tükenmekte, farklı alanlarda çalışan hekimler ise mesleki bağımsızlıklarını korumakta giderek daha fazla zorlanmaktadır.
* Tam da bu nedenle meslek örgütleri bugün her zamankinden daha önemli bir yerde durmaktadır. İstanbul Tabip Odası, hekimlerin özlük haklarını savunurken aynı zamanda hekimliğin bilimsel, etik ve kamusal niteliğini, halkın nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını savunan köklü bir mücadele geleneğine sahiptir. Bu birikimi korumak, geliştirmek ve daha geniş bir hekim kitlesiyle buluşturmak tarihsel sorumluluğumuzdur.
* Demokratik Katılım Grubu olarak bizler, hekimliğin itibarsızlaştırılmasına, emeğimizin değersizleştirilmesine, mesleki bağımsızlığımızın aşındırılmasına ve sağlık hizmetinin piyasalaştırılmasına karşı mücadele ettik, bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Bizim için İstanbul Tabip Odası şeffaflıkla, katılımla, ortak akılla ve dayanışmayla yürütülmesi gereken kolektif bir emektir. Bu nedenle daha fazla hekime ulaşan, daha fazla hekimin söz ve karar süreçlerine katıldığı bir örgütlülüğü büyütmek istiyoruz.
* Demokratik Katılım Grubu olarak bizler hekimlik onurunu, hekim emeğini, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini, şiddetsiz, güvenli ve güvenceli çalışma ortamını, emekliliğe yansıyan insanca ücreti, yeterli muayene süresini, eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve kamusal sağlık hizmetini savunuyoruz.