İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davasında üçüncü haftaya girildi.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, savunmasında şöyle dedi: “Ortada bir iddia var ama delil yok, tanık yok, ifade yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Tam da savunmanın başında dediğim gibi: ‘Suçlusun! ‘Neyle?”

Davada İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 107’si tutuklu 407 kişi yargılanıyor. Duruşma Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülüyor. Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor.
Gazeteciler ilk hafta salonda, avukatların yanındaki masaların olduğu alanda oturuyordu. 16 Mart’taysa İmamoğlu’na soru sordukları için mikrofonsuz masaların bulunduğu ‘kör nokta’ya alındılar. Basın mensupları duruşmayı buradan takip ediyor.
Diken, duruşmanın dokuzuncu celsesini salondan takip eden gazeteciler ve milletvekillerinden aktarıyor.
19:20 | Duruşma sona erdi.
19:11 | Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre Ekrem İmamoğlu soru sorma hakkını kullandı.
İmamoğlu: Dün öğrendim yeni bir iddianame daha eklenmiş sanırım. (İnan Güney dosyasıyla İBB dosyası birleştirme talebi) Kabul edilirse bana 30 küsur daha yıl mı eklenecek yoksa artık küsuratlara bakmayalım mı?
Hakim: Daha henüz birleştirme kararı yok.
İmamoğlu: (Şahan’a soruyor) Bir kişiyi dahi size meclis üyesi yapın dedim mi?
Şahan: Hayır.
İmamoğlu: Bunu hiç yapmadım. Çünkü niye diyorum, ben çete örgüt kuruyorsam Şişli’ye de onu gönderiyorsam tek başına yolladım.. Emrah için has üye diyor (İddianamede özel vasfa haiz üye deniyor). Ne diyorsam yaparmış, öyle diyor. Bunu hiç yapmadım, onları yapan Ankara’ya gitsin!
Hakim: Soruları alalım.
İmamoğlu: Size bir kişiyi yollayıp, para alsın dedim.
Şahan: Yok başkanım, zaten belediyemizde para yok. (Gülüşmeler)
İmamoğlu: Burada gerçek bir ızdırap yaşıyoruz, üzülüyorum. Beyan dediğimiz şey, beyanlar üzerinden… dün de beyan, yarın da beyan olacak. Beyanla bu kadar insan nasıl hapse girer. Sabah bir avukat arkadaş sordu, beni de ilgilendirdiği için soruyorum. Beş kişinin içeri alınmaması için savcılık kararı dediniz. Zor işiniz, savcılık Ali cengiz oyunlarıyla ilgileniyor ama sizin en iyi şekilde görevinizi yapmak adına kimse karşı karşıya gelmez. Şurası siyasetten sıyrılsın, siz de iyi bir sınav verirsiniz yüce Türk yargısı adına ama birilerinin buraya siyaset sokmasına izin vermeyin… Beş milletvekilinin buraya alınmaması beni ilgilendiriyor. Burayı siyaset malzemesi yapmayın. Ben kendimi yüce Türk yargısına emanet ettim. Bildiğim kadarıyla birada savcılığın esamesi okunmaz…
Hakim: Bunu talep olarak not ettik.
İmamoğlu: Son sözüm, Emrah başkanım sizi Allah korusun.
19:04 | Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre Şahan’a, ‘Abdi İbrahim’nin sahibi Nezih Barut’un ifadesinde Şişli Bomonti’deki Rotana isimli üç bloklu proje için Timur Soysal isimli kişinin kendilerini arayarak 5 milyon dolar istedikleri’ iddiası soruldu. Şahan şunları söyledi:
* Timur Soysal, valinin danışmanı.. Yalanlamasın yalanlarsa da belgeleri var. AK Parti’nin çoğunlukta olduğu bir komisyonda, komisyon üyesiydi, komisyonda kendisiyle tanıştım.
* Sayın başkan, bir üniversite arazisi ranta çevriliyor 500 milyona daire satılıyor. (Nişantaşı – Marmara Üniversitesi arazisi) Adam satış stratejisini koru üzerine oturtuyor. Kamuya açık alanı yapacağım diye, görselde pr’ını yapıyor. Ben başkan olup diyorum ki, eksiğin var tamamla.. Şu işten Türkiye’de tutuklu benim, inanılır gibi değil ya.
* Timur bey beni arasa bile başka birine yönlendirmişimdir. Hiç konuşmadım kendisiyle. ‘Benim işim’ demişim. Ben adamları tanımam.
17:23 | Gazeteci Ceylan Sever’in aktardığına göre İBB Hanem uygulmasına ilişkin Şahan şöyle konuştu:
“İBB içerisinde web sitesi ve yazılım yapan birimin daire başkanı bile ‘Bu uygulama hayata geçmedi’ diyor. Hayata geçmedi diyor! Ben ve arkadaşlarım hayata geçmemiş bir uygulamadan dolayı sorgulanıyor ve tutukluyuz. Arkadaşlarım İPA’ya (İstanbul Planlama Ajansı) emek vermiş, özveriyle çalışmış yol arkadaşlarımdır; sırf benimle aynı dosyada adları geçsin diye tutuklandılar. Veri işini bilmeyen sosyologlar ve şehir plancıları… Çok yazık. Çalışma arkadaşlarım talimatla bir iş yapmadı.
O, onu demiş, bu bunu demiş, bunlara verilen cevaplarla gerçekten burası samimiyetle söylüyorum bir kadın programına dönüyor. Herkes bir şey anlatıyor, herkesin arkada canı sıkılıyor; durum adeta gelin-kaynana programına döndü. Delil yok, bir şey yok; sadece ‘duydum’lar var. Biz de burada aksini ispatlamaya çalışıyoruz.”
Gazeteci Ceylan Sever’in aktardığına göre Şahan, İmamoğlu’yla tanışması ve ‘suç örgütü üyeliği’ iddiası hakkında şunları söyledi:
*Ekrem İmamoğlu’yla 2014 yılında tanıştım. Tasarımcıların, plancıların, meslek odalarının ve Türkiye’nin en saygın mimarlarının davet edildiği bir toplantıya ben de davet edilmiştim.
*İmamoğlu Örgütü’nün beni, rantı yüksek olduğu için Şişli’ye yerleştirdiği ve buradan örgüte kaynak yaratarak belediye başkanlığı yaptığım suçlaması yöneltiliyor. Sayın başkanım, benim tüm teknik kadrom liyakatle gelmiştir. Pek çoğunu daha önce tanımıyordum. Teknik kadronun yarısından fazlası AK Partili belediyelerden veya eski bakanlık bürokrasisinden gelmedir.
*Şuna baktık: ‘Bu konuda hangi belediyede daha çok tecrübe vardır?’ Emlak konusunda neresi, planlama konusunda neresi başarılıysa ona baktık. Arkadaşlar CV’lerini getirdiler, tanıştık ve öyle işe aldık. İşi gerçekten bilen insanlarla kadro kurma konusunda son derece hassasım. Çünkü ben 2014’te Beylikdüzü’nde bu liyakat sayesinde yükselmiştim. Şimdi sayın başkanım, bizim yol arkadaşlığımıza neden ‘örgüt’ adı verilmek isteniyor? Ben iddianamedeki isimlerin yarısını tanımıyorum bile.
*İddianamenin toplam mantığına ilişkin garipliğe en güzel örnek budur. Niye? Benim adımın ilk geçtiği yer Eylem 13. ‘Kişisel verileri başkasına verme, yayma ve ele geçirme’ suçu isnat ediliyor. Sayın başkan, bu konuda kimse benim ifademe başvurmadı. Ben ‘sürpriz’ iddianame geldiğinde öğrendim. Yetmiş sayfalık eylem akışında en son sayfaya girmiş; ‘Emrah’ı bir şekilde ekleyelim’ çabasıyla eklenmiş bir değerlendirme metni var. Hiçbir şüpheli ifadesinde, hiçbir tanık beyanında, hiçbir raporda, kolluk fezlekesinde, hatta şüpheli listesinde dahi adım yok! Ortada bir iddia var ama delil yok, tanık yok, ifade yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Tam da savunmanın başında dediğim gibi: ‘Suçlusun!’ Neyle?
16:09 | Gazeteci Ceylan Sever’in aktardığına göre Resul Emrah Şahan, Şişli’nin şimdiye kadar en çok oy alan belediye başkanı olduğunu söyledi.
Resul Emrah Şahan: 400 kişinin (İBB yolsuzluk davası) 4 bin sayfalık iddianamesini yazanlar, beş kişinin iddianamesini bir yıl oldu yazamazlar. Bir yıl oldu yazamazlar. Yani şimdi yedek tutuklama olduğunu bırakın yargı makamı ispatlasın desem ancak böyle ispat olur. Uzlaşıdan tahliye olmama karar verilmiştir. İBB dosyası tutuklu kalmam için bir önlem almak gerekiyordu. Özetliyorum: 19 Mart’ta kent uzlaşısından tutuklandım. Temmuzda Ahmet hoca (Ahmet Özer) tahliye oldu. Kent uzlaşısından ağustosta etkin pişmanlıklar birden devreye girdi. Eylülde İBB dosyasına eklendim. Şubat ayında uzlaşıdan tahliye aldım, iddianamesi çıkmamış bir şekilde martta karşınızdayım.
Benim tutukluluğum, ailem, kişisel olarak yaşadığım şey bir kenarda. Burada esas hikâye Şişli’nin iradesidir. Bakın; ben Şişli’de her 10 seçmenden neredeyse yaklaşık 7’sinin oyunu almış bir belediye başkanıyım. Şişli tarihinin en yüksek oyuyla belediye başkanı seçilmiş kişiyim. Hakikat şudur ki; bu tutuklama bana oy veren ya da vermeyen yurttaşların anayasal hakkına müdahaledir.
(19 Mart sonrası Türkiye’de yaşanan tutuklamaları, operasyonları kast ederek) Siyasi olduğuna dair yurttaşın çok güçlü bir inancı var; duyuyoruz bunu. Yüzde 60’lar, Yüzde 65’ler bir şeyler konuşuluyor. Hiç uzağa gitmeyelim; daha geçen hafta Şişli’de yapılan bilimsel bir çalışma raporlarını size sunacağım. Daha geçen hafta yaptırdık, 1060 örnekle yapılan bir çalışma… Bakın Şişli halkının yüzde 72’si bu davaya ‘siyasi’ diyor. İçinde AK Partilisi var, MHP’lisi var; bütün partililer var. Şişli halkının yüzde 80’i diyor ki: ‘Resul Emrah Şahan’ın suçlu olduğuna inanmıyorum’ İnanmıyoruz! Yüzde 85’i ‘tutuklu yargılamaya karşıyım’ diyor. Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? Bırakın bunları, şu aşağıdaki oran çok acı. Serbest bir soru soruyorlar, diyorlar ki: ’19 Mart operasyonu sizde hangi duyguyu yarattı?’ Yüzde 92; üzüntü, şaşkınlık, öfke ve korku. Seçeneksiz soru bu. Yani anlamanız açısından söylüyorum; millet zaten gelecek kaygısı içerisinde, millet bir şeyle uğraşıyor. 19 Mart sonrası tüm Şişli’yi koyduğunuz hale bakın.
Ben bir senedir neden tutukluyum? Bakın ben 19 Mart günü kent uzlaşısı davasından tutuklandım. Bir yıl önce esas tutuklama nedeni kent uzlaşısıydı. Bunun altını çizmek isterim. Yani gerekçe Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye İttifakı siyaseti. Ben siyasetçi olarak ve belediye başkanı olarak partimle beraber batıdaki illerde, batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklanıyorum. Bize isnat edilen suç buydu… Batı illerindeki Kürtlerin meclisteki temsiliyetiymiş. Sayın Başkan, batı illerindeki Kürtler kim? Belki siz, belki YSK arkadaşlarınız, belki katip arkadaşlarınız, salondaki arkadaşlarınız… Komşumuz, kardeşimiz, çalışma arkadaşımız. Bu şehirde aynı derdi, bu ülkede aynı derdi, aynı hüznü, sevinci yaşadığımız kardeşimiz. Ben bu siyasetin arkasındayım, gözümü kırpmadan arkasındayım.
16:00 | Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre Şahan ifadesine şu sözlerle devam etti:
Resul Emrah Şahan: Ben bu yola nasıl çıktım. Bakanlığın parsel bazında yaptığı plan tadilatıyla Şişli’nin göbeğine yapılmak istenen bir gökdelene karşı yaptığım basın toplantısı.. Yeşil alanı savundum. Olmaz, dedik, yapmayın. O dönemin İBB Başkan adayı Murat Kurum imzasıyla çıktı o plan. Şişli’nin buna ihtiyacı yok, deprem toplanma alanına ihtiyacı var. Çok yoğun bir soruşturma baskısıyla başladım belediye başkanlığına. Vali kaç kez çağırdı beni yanına. “Ne olacak Şişli’de her yerde gökdelen var, bir tane daha olsun” dedi. Yapmadık. Bu gökdelenin temsil etmediği anlayışla ortaklaşmadığım için yargılanıyorum. Benden beklenen görmezden gelmek. Görmezden gelseydim, bugün yedek tutuklama olmayacaktı. Ben müteahhit yanlısı değilim. Benim tarafım kamu.
15:31 | Gazeteci Ceylan Sever’in aktardığına göre Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunmasında şunları söyledi:
Resul Emrah Şahan: 12 metrekarelik hücremde; yüzlerce mektup, binlerce mesaj… Yarınlara ilişkin samimiyetle söyleyeyim, umudumuz oldu. Kendisini hiç tanımam, hiç bilmem; ‘Bu hikaye böyle bitmeyecek. Sizler bu ülkenin geleceği için oradasınız. Millet sizinle, dayanın oğlum’ diye mektup yazan, Erzurum’dan mektup yazan Hanife teyzenin direnciyle karşınızdayım. Tam bir senedir, tam bir senedir ya…
Önümüze konan kağıtlar, sorgular bana ‘suçlusun’ diyor. Dönüyorum diyorum ki ‘Neyle suçlusun?’. ‘Bilmiyorum, suçlusun, ispat et’ diyor. Tam da bu boşluğa karşı savunma yapıyoruz. Tam bu boşluğa karşı! Düşmanca davranan bir yapının kurguladığı oyuna, hep birlikte zorlanıyoruz. Hep birlikte. Ama başlamadan şunu söylüyorum: Burada onlarca evladı, anneyi, babayı, aileyi ayrı ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayrı düşüren, herkes, uzak tutan herkes, bu divanda değilse, milletin vicdanında ama en önemlisi ulu divanda hesap verecektir. beş buçuk yaşındaki kızımdan beni ayrı koyan her kul, aklına bunu koysun. Fakat aklı olanın imanıdır. Doğruyu yanlıştan ayırmak, akıl kadar, vicdan işidir. Benim devletimin mahkemelerinden beklentim tam da budur işte. Doğruyu yanlıştan ayıran bir akıl ve vicdanla karar vermesidir.
14:35 | Gülşah İnce Altan Ertürk’ün savunmasından aktarmaya devam ediyor:
Hakim: Neden böyle söyledi? Aranızda husumet mi var?
Altan Ertürk: Cem’in ifadesi alındığında ben tutuklanmıştım. Tutuklanma korkusu ona bunu söyletmiş olabilir. İkincisi Engin Polat’ın (imardan sorumlu başkan yardımcısı) ölmüş olması…. Kendilerini korumak için birine ihtiyaçları vardı o da ben olmuşum…
Avukat Sığınak: Husumet olmasa bile yalan söylemek için bir sürü sebepleri var. İnsanların özgürlüklerinden mahsur kalacakları korkusu yalan söylemek için sebeptir. Hele ki böyle bir davada her hafta birilerinin tutuklandığı… husumete gerek yok yalan için.
Müvekkilim kendi savunmasını gayet iyi yaptı. Siz de ek savunma hakkı verdiniz ve anladım ki siz de irtikaptan suçlanamayacağı kanaatindesiniz ancak iddia bu yönde. Müvekkilimiz kamu çalışanı değil. İrtikapla suçlanabilmek için kamu görevlisi olmak gerekir ama müvekkilimin belediyede resmi veya gayri resimli hiçbir hizmeti bulunmamaktadır. Müvekkilimin kamu görevlisi olmadığı savcının gözünden kaçtı da yanlışlıkla mı oldu? Hayır… İddianame yorum yaparak, zorlayarak müvekkilimi kamu görevlisi yapmaya çalışmış. Muammer Keskin savcılıkta da ifade vermiş ve kendisi de demiş ki ‘resmi bir görevi yoktur’. Bunu söyleyen suçun işlendiği tarihteki belediye başkanı… ama iddia sahibi ‘danışmanı olarak duydum!’ diyor…
12:59 | Gülşah İnce’nin aktardığına göre dava araya girerken İBB Başkanı İmamoğlu basın mensuplarına “Size minnet duyuyorum” dedi.
12: 37 | Gülşah İnce geçmişte Şişli Belediyesi’ne danışmanlık yapan Altan Ertürk’ün savunmasından şunları aktardı:
Altan Ertürk: Belediyeye 3,5 milyon dolar verildiğini, benim de yediemin olarak bu paranın tesliminde yer aldığım iddia edildi. Bu iddia için hiçbir delil olmadan benim sözüme karşı İlker Aydın’ın sözüyle, tek bir kişinin iddialarıyla tutuklandım.
*Tutuklandıktan sonra yaklaşık iki ay hiçbir bilgim olmadı. Nihayet kasım ayında iddianame çıktığında, İlker Aydın’ın ifadesini okudum ve şok oldum. Çünkü bana isnat edilen suça gözüyle şahitlik etmediği, bunun doğruluğunu ancak Cem Erdinç’in teyit edebileceğini söylemesine rağmen, Cem Erdinç’in ifadesinin alınmasına bile gerek duyulmayan, İlker Aydın’ın ifadesiyle tutuklanmışım meğer. “Ben gözümle şahit olmadım. Bildiğim kadarıyla… teslim edilmiş miş miş..” Ancak bunu Cem Erdinç teyit edebilir denmesine rağmen… teyide gerek duymadan tutuklanmış olmam, önceden yazılan senaryoda bana biçilen rolü üstlenmiş olduğumu anlamama neden oldu.
*Son anda yapılmış ve tam da oturmamış bir kurguyla karşı karşıyayım. Kimseye bunu anlatamadım ama bugün bile sizin huzurunuzda bunu anlatabilme şansı yakaladığıma memnunum. Cem’in ısrarıyla randevu günü belediyede buluştuk. İlker’i ilk kez orada gördüm. Ben toplantıya girmedim. Yaptığım sadece randevu almak… Aralarında yaptıkları kurguda bana ‘iş takipçisi’ rolü vermişler… Hangi süreci takip edecekler benimle? Kötü bir kurgu becerememişler ama ben altı aydır yatıyorum cezaevinde…
11:47 | Gülşah İnce’nin aktardığına göre Ali Sukas’ın avukatı Beyzanur Acar, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz avukatlar tutukluluk incelemelerine girdik ve yüzümüze bakılmıyor ve ‘gerekçeye gerek mi var?’ diye bir tutumla karşı karşıyayız. Saat 11’den akşam 9’a kadar bekledik. Ajitasyon olsun diye demiyorum. Bir savunma verdik ama savunmanın sonunda toplu olarak hakim açıkladı, ‘Çok trajik bir durum. Bu dosyada tutukluluk nasıl verilir bilmiyorum ama vermek zorundayım’ dedi… Burada hakkaniyetli bir karar vereceğinize inanıyorum yoksa savunma gerçekleştiremem. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”
11:37 | Gülşah İnce’nin aktardığına göre İmamoğlu iddianamede olmayan bir tablo gösterilmesine itiraz etti.
“‘Kamu zararı yaratılıyor’ diyen etkin pişmanlıktan faydalanmak için ifade veren ama tutukluluğu devam eden, bugün de ‘psikolojim bozuldu’ gerekçesiyle duruşmaya katılmayan Ümit Polat’ın savunması sırasında savcı yıllık geliri 5 milyar lira olan Ağaç AŞ’nin, aylık 20 milyar lira harcama yaptığını gösteren bir tablo göstermiş ve buna İmamoğlu o an ayağa kalkarak itiraz etmişti. Ali Sukas’ın avukatları bu tablo için itiraz değerlendirme talep etti.“
Bunun üzerine yaşanan diyalog:
Hakim: İddianamede olmayan tablo için itirazı değerlendirmeye almaya gerek yok.
Avukat Beyzanur Acar: İddia makamının burada yalan yanlış veriler vermemesi konusunda, onların da hassasiyet göstermesi gerekiyor.
Avukat Kaptan Yılmaz: Söz konusu belge talep mi edildi?
Hakim: Bizden bir talep yoktu. Getirtilmesine yönelik yazılı bir talebimiz, yazışmamız yok.
Avukat Baran Kaya: İddia makamına sorulmasını talep ediyoruz. Masak’tan ek talep ettik, diyerek gösterdi tabloyu… Şu anda da kendisine sorabiliriz.
Hakim: Resmi yazıyla ufak bir rahatsızlığı var, o nedenle bu duruşmaya katılmadı, şunu da zapta geçtik.
11:02 | Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre geçici olup olmadığı bilinmemekle birlikte duruşmanın savcısı değişti:
“Bugüne kadar duruşmadaki savcı yerine bugün başka bir savcı oturdu. Geçici veya sadece bugünlük bir durum da olabilir. Konuya ilişkin savunma makamı sorarsa eğer bu bilgi elde edilebilir. CHP’li beş vekil için duruşma salonuna da değil salonların olduğu binaya giriş yasağı olduğu öğrenildi, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer’in alınmamasıyla…
Mahkeme başkanına, mahkemenin aleniyeti konusunda olumsuz bir durum olduğu söylense de, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına bu yasak için 40’ıncı Ağır Ceza mahkemesi heyetinin müzekkere yazdığı öğrenildi. Mahkeme başkanı ‘Biz yazdık, takdir başsavcılığın’ dedi.”
Bilinmesi gerekenler: Kime, ne kadar ceza isteniyor?
İddianamede İmamoğlu dahil yedi kişi ‘suç örgütü yöneticisi‘ olmakla suçlanıyor. Peki diğer isimler kim, ne kadar ceza isteniyor?
Ekrem İmamoğlu
‘Suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanan İmamoğlu’na 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işleme amacıyla örgüt kurmak’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delilerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet’.
Fatih Keleş
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e 556 yıl sekiz aydan 1542 yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.
Keleş’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ’48 kez rüşvet’, ‘rüşvet alma’, ‘rüşvet verme’, ’55 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘sekiz kez suç gelirlerini aklama’, ‘Maden Kanunu’na muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na muhalefet’, ‘çevre kirliliğine neden olma’, ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’, ‘irtikap’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ ve ‘haberleşmenin engellenmesi’.
Murat Ongun
Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
Ongun’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ’53 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Ertan Yıldız
İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’a 86 yıldan 251 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Etkin pişmanlık faydalanan Yıldız tahliye edilmişti.İBB davası: ‘Salondan son olarak İmamoğlu çıktı’