İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davasının ikinci gününde Ekrem İmamoğlu’na söz verildi. İlk savunmayı CHP’li Aykut Erdoğdu yaptı.

Davada 23 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan İmamoğlu dahil 107’si tutuklu 407 kişi yargılanıyor.
Duruşma Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülüyor. Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor.
Diken, duruşmanın ikinci celsesini salondan takip eden gazeteciler ve milletvekillerinden aktardı:
17:00 | Davanın ikinci celsesi bitti.
16:16 | Gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre eski CHP’li vekil Aykut Erdoğdu’nun avukatı Hüseyin Ersöz, avukatlarla mahkeme arasında yaşanan tartışmada sözü ‘arabuluculuk’ saikiyle İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu’na söz verilmesini eleştirdi: “Sayın Kaboğlu kıymetli bir Anayasa hukukçusudur, benim de Marmara Hukuk’tan hocamdır ve İstanbul Baromuzun Başkanı’dır. Saygım sonsuzdur ama ona avukatların avukatı muamelesi yapılması kanaatimce yanlıştır. Bir avukatın söz söyleme hakkı elinden alınamaz.”
İstanbul Barosu yönetimi, Hüseyin Ersöz’ün Kaboğlu’na dair sözlerine eleştirdi.
Genel Sekreter Hürrem Sönmez şöyle dedi: “Baro başkanımız avukatların yerine söz almadı; avukatların sözleri kesildiği, talepleri dinlenmediği için Avukatlık Kanunundan kaynaklanan görevini yerine getirdi. Yargılamanın hukuka uygun yürümesini, avukatların mesleğini gereği gibi icra etmesini temin etmek baro başkanının görevidir, baro yönetimi olarak bizlerin ve başkanın duruşmalara katılma sebebimiz budur üstelik dosyada tutuklu bir avukat da var. Sayın Ersöz’ün Avukatlık Kanunu’nu bilmesini beklerdik.”
14:24 | Gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre ilk savunmaya Aykut Erdoğdu başladı.
Erdoğdu şunları dedi:
* Bana 24 yaşında Afrika futbolcusu diyorsunuz. Ben Afrikalı değilim, futbolcu değilim, 24 yaşında değilim. Böyle bir olay yaşanmadı. Ben çantayla para taşımadım. Bir genel başkan yardımcısı bunu yapar mı?
* 10 aydır hapisteyim, hücredeyim, tek başıma hapisteyim. 10 aydır şerefim, geçmişim lekelendi. TRT beni suçlu gösterdi, yazık değil mi günah değil mi?
* Sayın başkan buraya geldik gerginlikten ne olduğunu anlayamadık. Savunmam el notları. Böyle savunma yapacağım. Bunu tespit olarak alın.
* Bu benim suçum değil. İddianameye bakıyorum. Ertan Yıldız isimli şahıs, para getirdiğimi onun Fatih Keleş’e teslim edildiğini söylemiş. Diğer kanıtlar, Serkan Aydın, baz kayıtları, banka dekontu. Bu dört delille bir iddianame hazırlanmış. 10 aydır tutukluyum.
* Bu şahıs (Ertan Yıldız) hapisten çıkmak için ifade vermiş. O çıkıyor ben giriyorum.
* İkinci tanık, dördüncü evre kanser hastası.
* Hiçbir hakaret, tehdit kastım yok. Ben bütün savunmamı kendimi ve milletimi savunmak için yapıyorum.
* Adam kurtulmak için birinin adını veriyor. O çıkıyor ben giriyorum. Birinci delil etkin pişmanlık. İkincisi banka dekontu, üçüncüsü telefon baz kaydı. Telefon kaydı çıkan otel her zaman gittiğim, kurultaylarımızın yapıldığı yer. Bir diğeri İBB Fatih’teki binası. Yahu ben İstanbul vekiliyim. Bu delillerle biri tutuklanır mı ya? Ben tutuklandım. Bana diyorsunuz ki bu konuda ne diyorsun? Vallahi yalan. Ben para falan taşımadım.
* Bugün ümmet-i Muhammed’in, bütün dünya uluslarının baktığı davada eşitlik yoksa adalet yoktur. Adalet nedir? Adalet eşitliktir. Ben AK Partili olsaydım burada olacak mıydım? Olmayacaktım. O zaman adalet var mı? Hapisten kurtulmak isteyen bir meczubun ifadesiyle ben nede hapis yatayım? Hukuk devleti cebirle şiddetle değişiyor. Bu iddianamede “Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olamaz” deniyor. İddianamede ahtapot dediği, ahtapotun kolları dediğiniz nedir? İsrail’in İran’a söylediği ümmete söylediği laftır. Bu dava benim ya da Ekrem İmamoğlu’nun davası değil. Bu Türk milletinin davasıdır. Bunu 86 milyon Türk milletine söylüyor. Bunu millet kabul ediyorsa müebbet yatalım.
* Son sözüm şudur. Benim ilk talebim şudur. Ben cezamı çekerim. Burada hiç kaçacak kimse yok. Şoförleri, bürokratları bırakın.
‘Ayrıntılı ifade’
Hakimle Erdoğdu arasında daha sonra şu diyalog oldu:
Hakim: Ertan Keleş, nasıl bu kadar ayrıntılı ifade vermiş?
Erdoğdu: Hapisten çıkmak isteyen insan 12 bölümlük dizi yazar.
Hakim: Serkan Aydın’ı tanıyor musunuz?
Erdoğdu: Ucuz bir otelin sahibiydi. Gidiyorduk o otele
Hakim: Aranızda husumet var mı?
Erdoğdu: Yok.
Hakim: İBB kreşine bağış yapmamı istedi. Ben de para verdim, diyor. O günlerde para çıkışı olmuş. Niye böyle beyan vermiş?
Erdoğdu: Kanser hastası. Bir şey diyemem. O günler yaklaşmadık birbirimize. 1 milyon 250 bin dolar nasıl alınabilir?
Hakim: Var mı başka diyeceğiniz?
Erdoğdu: Allah yardımcınız olsun
‘Yapay zeka kullanmayı bilmiyorum’
13:45 | Gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre ara verilen duruşmada ikinci oturum usul tartışmasıyla başladı. Avukat Ali Rıza Dizdar “Tutuksuz sanıkların yargılamadan kaçmasına izin vermeyin. Çünkü onlar iftiracı, gelsinler anlatsınlar. Da Silva gibi Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacaktır. Tensip zaptını yapay zekayla hazırlandı” dedi.
Mahkeme başkanı, Dizdar’ın bu iddiasını “Ben yapay zeka kullanmayı bile bilmiyorum” diye yanıtladı.
Heyet başkanı ilk celsenin seyriyle ilgili de bilgi verdi: “Bu hafta dört gün planladım. Pazartesi Perşembe yapacağız. Zaman sınır belirlemedik. Ramazanla ilgili erken bitirelim diye düşündük. Birinci celseyi bitirme zamanı nisan sonu. Sadece tutuklu sanıkların savunmalarını bitirmeyi planlıyoruz. Bu arada bayrama kadar duruşma yapacağız, pazartesi, salı, çarşamba günü.”
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, usule ilişkin 10 dakika tartışılmasını talep etti. Heyet başkanı bunu da kabul etmedi.
’12 metrekarede tecrit altındayım’
11:56 | Gazeteci Ceylan Sever’in aktardığına göre İmamoğlu kürsüye çıkarak şunları dedi:
* Az önce iddianamenin özetini okudunuz, her satırda ismimin geçtiği özeti aktardınız. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli siyasi davlardan biri başlatılıyor. Burada ‘Sizi dinlemiyorum’ ya da ‘Size söz hakkı vermiyorum’ demenizin yüce Türk yargısına, kanunlara uygun olmadığını düşünüyorum. Şu anda burada bahsi geçen mesele siyasi bir davadır, 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı burada şu anda karşınızda. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak tariflediği, 25 milyonun oy verdiği bir insanı ‘Dinlemiyorum’ demek, ‘Ekrem İmamoğlu’nu dinlemiyorum, önerisini dinlemek istemiyorum’ demeniz size sorun yaratır. Benim buradaki aktarımımın dinlenmesi sizi, heyeti rahatlatır.
* Benim burada camide miting yapanlar gibi miting yapacak halim yok. Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum. Seçimi iptal eden anlayıştan tutuklama anlayışına geldik. Seçim iptal etmekle olmuyor, tutuklayalım demiş. Başsavcı görünümlü siyasetçi bakan yardımcılığından İstanbul’a gelmiş, bu başlayan operasyonun sonunda başarılı olursan bakan olursun denilen kişi bakan olmuştur.
* Bu iftiraname üzerinden baskı altında bir sistemle karşı karşıyayız. Ben size güvenmek istiyorum. Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Ben bir yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Arkadaşlarımla bir yıl sonra ilk defa burada sarıldım. Bu kime yapılmış Türkiye’de.
* Buraya gelişim kürsü işgal etmek için değil. Ben meraklısı değilim, oradan geleyim buraya konuşayım. Biz nezaketli insanlarız. Burada, bu yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Bizi 12 yıl yargılayacaksınız. Bırakın konuşalım.”
Sandalye gerginliği
11:51 | CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın aktardığına göre Cumhuriyet savcısı saat 11.18’de iddianame özetini okumaya başladı. Saat 11.51’deyse iddianame özetinin okunması tamamlandı.
11:07 | Gazeteci Sever‘in aktardığına göre İmamoğlu mahkeme salonuna gelince jandarma kendisine Mehmet Pehlivan’ın yanına oturmasını söyledi. Ancak İmamoğlu jandarma hizasına oturmak istedi ve koridor tarafında olan jandarma hizasındaki sandalyeye oturdu. Bu sefer jandarma koridora sandalye çekti İmamoğlu’nun yanına oturdu.
Sinirlenen İmamoğlu, “Kimin önünü kesiyorsunuz siz! Oturmuyorum, böyle olmaz! Böyle bir şey yok! Ağzımı bantla mı kapatacaksınız! Ben de ayaktayım” dedi.
Mahkeme başkanı Selçuk Aylan,“Nerede var usulsüzlük? Jandarma arkadaşlar oturun” diye talimat verdi. Jandarma oturdu, ama sanıklar oturmadı. İmamoğlu tepki göstermeye devam ederek, “Neyden korkuyorsunuz? Öndeki hanımefendilerden mi korkuyorsunuz?” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Biz kimseden korkmuyoruz, söz hakkı verilmeden kimse konuşmayacak” dedi.
Avukatlar heyete tepki gösterdi. İmamoğlu, mahkeme başkanına “Dün akşam kimden talimat aldınız!” diyerek başkana tepki gösterdi. Mahkeme başkanı “Söz verilmeden kimse konuşmayacak, size söz vermeden kürsüye geldiniz, konuştunuz savcıya-heyete parmak salladınız!” dedi. İmamoğlu’ysa, “Siz de dün söz vereceğinizi söylediğiniz halde veremediniz, bu da kayda geçti” yanıtını verdi.
İmamoğlu, “Kimden talimat aldınız?” diye bağırdı. Mahkeme başkanı “Biz kimseden talimat almıyoruz” dedi. Mahkeme başkanı İmamoğlu’nun yerine oturmasını söyledi. İmamoğlu “Kimden korkuyorsunuz? Benden korkmayın, ben sizi korumaya geldim” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Ekrem bey gereksiz polemiğe girmeyin, benim sizin korumanıza ihtiyacım yok” dedi.
Bilinmesi gerekenler: Kime, ne kadar ceza isteniyor?
İddianamede İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil yedi kişi ‘suç örgütü yöneticisi‘ olmakla suçlanıyor. Peki diğer isimler kim, ne kadar ceza isteniyor?
Ekrem İmamoğlu
‘Suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanan İmamoğlu’na 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işleme amacıyla örgüt kurmak’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delilerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet’.
Fatih Keleş
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e 556 yıl sekiz aydan 1542 yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.
Keleş’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ’48 kez rüşvet’, ‘rüşvet alma’, ‘rüşvet verme’, ’55 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘sekiz kez suç gelirlerini aklama’, ‘Maden Kanunu’na muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na muhalefet’, ‘çevre kirliliğine neden olma’, ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’, ‘irtikap’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ ve ‘haberleşmenin engellenmesi’.
Murat Ongun
Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
Ongun’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ’53 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Ertan Yıldız
İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’a 86 yıldan 251 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Etkin pişmanlık faydalanan Yıldız tahliye edilmişti.
Yıldız’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’
Adem Soytekin
İşadamı Adem Soytekin’e 67 yıldan 194 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Soytekin etkin pişmanlık faydalanıp tahliye edilmiş, daha sonra beyanlarda çelişki olduğu gerekçesiyle yeniden tutuklanmıştı.
Soytekin’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ‘zincirleme şekilde rüşvet’, ‘irtikap’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Murat Gülibrahimoğlu
İşadamı Murat Gülibrahimoğlu’na 19 yıl altı aydan 51 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Gülibrahimoğlu firari ve kırmızı bültenle aranıyor.
Gülibrahimoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘suç gelirlerini aklama’, ‘evrakta sahtecilik’, ‘Maden Kanunu’na muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na muhalefet’, ‘çevre kirliliğine neden olma’ ve ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’.
Hüseyin Gün
Hüseyin Gün’e 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Gün, İmamoğlu ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ‘casusluk’la suçlandığı dosyada tutuklu.
Gün’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ ve ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’
İddianamede Ongun, Gülibrahimoğlu, Soytekin, Yıldız ve Gün için ayrıca şu talep var: “Örgüt tarafından işlenen tüm suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılsınlar.”
Yine Soytekin, Gün ve Yıldız’a ‘etkin pişmanlık’ nedeniyle ceza indirimi isteniyor.