‘Devlet aklı’ deyimine bu derecede yanlış yorumlanıp kullanılarak bugün özel bir anlam yüklendi ve devlet bir kere daha hikmet atfedilen bir mefhuma dönüştü. Kavram bu içeriğiyle en son 1990’larda kullanılmıştı, o faili meçhul cinayetler döneminde. Döndü dolaştı geldi, şimdi yine bir yanlış işin açıklaması, butlan hükmünün meşruiyet gerekçesi olarak zikrediliyor.
Devlet aklı, kendi kendisine işleyen, gizli, açıklanmamış, kimlerin müdahil olduğunun bilinmediği bir karar üretiyorsa veya devletin ürettiği karar ki, o kararı yargı üretti, doğru yanlış, yargının kararı devlet aklına bağlanıyorsa durum vahimden de vahimdir ve o karar hukuk devletinde sakıttır. Birincisi bu.
İkincisi, karmakarışık bu kafa, bu birbirini tutmaz düşünce kırıntıları bir tür CHP’nin veya CHP’nin bir kanadının hali pür melalini ortaya koyuyor. Besbelli, çünkü aynı açıklamada Kılıçdaroğlu’nun CB adaylığını Saadet Partisinde açıklaması muazzam bir olgu şeklinde sunuluyor. Alevi kökenli bir siyasetçinin Sünni İslamcı bir partiyle kurduğu bağ düşüncenin nedeni olarak sunuluyor.
Maksadı, manası devlete yön vermek olan siyasetin asli örgütü, çekirdeği, özü olan siyasi parti kendisinin devlet tarafından (bürokrasiymiş o devlet) tanzim edilmesini kabul ediyorsa söylenecek daha fazla bir şey bulunabilir mi? Devlet aklını bir taraf bırakalım, ortalama insan aklının iflas ettiği bir plandayız.