Gürkan Akgüneş: Tarımsal üretim, 'Yeşil devrim' diye pazarlanan tarım kimyasallarına bağımlı halde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin soframıza kadar ulaşmasının temel nedeni; zehirli etken maddelerin bilinçsiz ve aşırı kullanımı.

Çiftçiler, hastalık ve zararlılarla karşılaştığında, hatta karşılaşmadan önce dahi; zirai ‘tarım ilacı’ satan bayilerin tavsiyesi veya sosyal platformlarda önerilen kimyasallarla sık sık tarlalarını ilaçlıyor. Tabii bitkilere uygulanan o zehirler, kolay kolay yok olmuyor.

Birçoğu kalıntı yoluyla tarladan çatalımıza kadar ulaşıyor. Doğadaki diğer canlılara verdikleri zarar ve yeraltı su kaynaklarını kirletmeleri de cabası. Oysa ki tarım kimyasallarının bilinçli kullanımı; tarım zehri riskinin minimize edilmesi açısından çok önemli.

Tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde pestisit kullanım miktarları aşırı oranda yüksek. Her 10 litre tarım zehrinin 4 litresi, Adana, Mersin, Antalya, Manisa ve Konya gibi 5 tarım kentinde kullanılıyor. Ve tarlalara sıkılan zehir miktarları, her geçen yıl dramatik biçimde artıyor.

Peki, ciddi sağlık riskine rağmen pestisitlerden neden vazgeçemiyoruz?  Bu sorunun yanıtlarından biri, verim kaybı endişesi. Günümüz çiftçileri adeta kimyasal ekosisteminin içine doğmuş. Tarımsal üretim, “Yeşil devrim” diye pazarlanan tarım kimyasallarına bağımlı halde. ‘İlaçlama’ takvimleri var ve, başta meyvecilikte olmak üzere tarımsal üretimde hastalık veya zararlı olsun olmasın, o takvime göre uygulamalar yapılıyor.

Sorunun bir diğer yanıtı ise, kimyasal lobisinin büyük gücü.

Gürkan Akgüneş’in yazısı