Gökçer Tahincioğlu: Bu ülkede Abdullah Çatlı'yı kahramanlaştırmak üzerine bir film de çekilebiliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hrant Dink’in, Uğur Mumcu’nun, Abdi İpekçi’nin, Metin Göktepe’nin ölüm yıldönümlerini henüz geride bıraktık.

Sokak ortasında öldürülen, aracı bombalanan, aracında kurşunlanan, işkenceyle yaşamı elinden alınan insanların yakınlar on yıllardır adalet mücadelesi veriyorlar.

O adalet mücadelesi sırasında elbette karşılarına birilerine tarafından ısrarla korunan isimler çıkıyor.

O isimlerin başında da yaşamı boyunca devlet içerisindeki bir klik tarafından kullanılan ve korunan Abdullah Çatlı geliyor.

Ve bu ülkede, düşman söylemleriyle büyütülmüş gençlerin kuyruklara gireceği hesaplanarak, Çatlı’yı kahramanlaştırmak üzerine bir film de çekilebiliyor.

Ölüm yıldönümlerinden hemen sonra, 20 Mart’ta girecekmiş vizyona…

1 Şubat 1979’da gazeteci Abdi İpekçi’nin Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülmesi eylemine karıştı. Ağca için sahte pasaport hazırlattığı ortaya çıktı. Ağca’nın askeri cezaevinden kaçırılması eylemini de organize etti. Ağca, Çatlı’nın İstanbul’daki evinde saklandı. Herhalde İpekçi’ye de ‘terörist’ diyecek olan yoktur değil mi? Ne de olsa en kolay yöntem bu. Öldürülene terörist diyerek cinayeti meşru gibi göstermek.

Hayır, Çatlı ve arkadaşları 12 Eylül darbesini planlayanlar tarafından korunuyor ve onlar tarafından kullanılıyordu. Tamamen birer aparattılar.

Şimdi Çatlı’nın PKK’ya yakın isimleri ‘ortadan kaldırdığı’ söyleniyor ya ısrarla. Bu ülkenin yasaları yokmuş gibi, canı isteyen istediğini öldürebilirmiş ve adını ‘kahramanlık’ koyabilirmiş gibi… Sırtını devletteki birkaç isme yaslayarak, ‘güvenli kahramanlık’ peşinde koşan bu ekibin kimleri para alarak listeden çıkardıkları, para vermeyi istemediği için öldürdüklerinin üzerinden çıkan paraları nasıl bölüştükleri de kayıtlarda duruyor.

Senaryoya eklenmiş midir, sanmam!

Gökçer Tahincioğlu’nun yazısı