Bugün deprem riski altındaki illerde alınan önlemler, hâlâ olması gereken seviyenin gerisinde. Ulusal ölçekte bağlayıcı bir “deprem önleme seferberliği” yok. Okullarda afet bilinci eğitimi sınırlı. Toplanma alanları imara açılmış durumda. Acil durum planları kâğıt üzerinde kalıyor. En önemlisi, siyaset üstü ve uzun vadeli bir yaklaşım hâlâ kurulabilmiş değil.
Oysa önleme, pahalı ama mümkündür. Güçlendirme maliyetlidir ama can kaybından ucuzdur. Bilim insanları dinlenirse, yapı stoğu bilimsel kriterlerle yenilenirse, denetim gerçekten bağımsız olursa depremler felaket olmaktan çıkar. Japonya’da, Şili’de, İtalya’da olan tam olarak budur.
6 Şubat’ın üçüncü yılında sorulması gereken soru şudur: Bir sonraki büyük depremde yine aynı cümleleri mi kuracağız? “Kader”, “asrın felaketi”, “eldeki imkânlar”… Yoksa artık şunu mu söyleyeceğiz: Bu kez önledik.