Seçim sonuçlarını neredeyse sevinçle kabullenen ve seçimde hem parlamentonun hem de Cumhurbaşkanlığı’nın bir kez daha kaybedilmesinden hiçbir üzüntü duymayan ve hiçbir değişim gereği duymayan CHP’yi ve Dünya Seçim Kaybetme Rekortmeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirince, iki tür tepki geliyor.
1. grup “Bunları seçimden önce niye söylemedin” diyenler.
2. Grup “Madem Kılıçdaroğlu bu kadar kötü idi, niye Cumhurbaşkanı adayı olarak onu destekledin” diyenler.
Ha tabii bir de “Kılıçdaroğlu ve CHP son derece başarılı. Yüzde 48 almak büyük başarı.” Diyenler var ki, onları ciddiye almam mümkün değil. Bu kesim Türkiye’nin ortalama IQ’sunu 89’a indiren grup ve onlardan siyasi yelpazenin her iki kanadında da mebzul miktarda mevcut.
Gelelim 1. Eleştiri grubuna, yani “Bunları seçimden önce niye söylemedin” diyenlere. Bakın bakalım arşive, lisanı münasiple söylemiş miyim, söylememiş miyim!
En zayıf adayıp Kemal Bey olduğunu, memleketin bu halinde bile yanlış aday yüzünden seçimi kaybederlerse seçmenin CHP Genel Merkezine yıkacağını anlatmışım. Aslında CHP’nin yaptığı pek çok yanlışı eleştirdik sürekli. Her seferinde aynı güruhun “Muhalefete muhalefet yapıyorsunuz. Sıkıysa iktidara yapın” sözleriyle muhatap olduk. Sanki iktidara hiçbir şey söylemiyormuşuz gibi.