Boğaziçi Üniversitesi’nde itibar suikastiyle görevden alınan moleküler biyoloji ve genetik bölümü öğretim üyesi Tolga Sütlü, ‘kayyım rektör’ Naci İnci’nin kendisini asılsız gerekçelerle ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarmasını yargıya taşıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Naci İnci’nin başını çektiği ‘kayyım’ yönetim, Akşam ve Yeni Şafak gazetelerinde Sütlü’yle ilgili yer alan iki haberi sebep göstererek moleküler biyoloji ve genetik bölümünde öğretim görevlisi olan Dr. Tolga Sütlü’yü süresiz olarak görevden uzaklaştırmıştı. Sütlü’ye bölümü ve fakültesi destek vermişti.
Sütlü’nün avukatlığını Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) avukatlarından İlkay Bahçetepe yürütüyor.
Akademisyen açtığı davayla görev süresinin uzatılmaması, yeniden atanmasının uygun görülmemesi ve görevine son verilmesine ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini, yoksun kaldığı tüm maaşlarının ve parasal haklarının yasal faizi ile ödenmesini ve tüm özlük haklarının iadesini talep ediyor.
Önce itibar suikastı, sonra görevden alma
17 ve 21 Temmuz’da, Yeni Şafak ve Akşam gazetelerinde Tolga Sütlü’yle ilgili bazı iddialar ortaya atılmıştı. İddialara göre, Tolga Sütlü, Karolinska Enstitüsü’nde yapay organ nakli vaadiyle hem akademi dünyasını hem de hastaları dolandıran Paolo Macchiarini isimli dolandırıcı cerrahın çalışmalarının Türkiye ayağını yöneten akademisyendi. Haberlerde, Sütlü’nün bir hastanın ölümünde sorumluluğu varmış gibi gösteriliyordu. Söz konusu olaylar doğru olmamakla beraber, iddiaların dayandırıldığı olay 2011’deydi. Soruşturması tamamlanmış ve herkesin bildiği bir olayın yıllar sonra gündeme getirilmesi dikkat çekiciydi çünkü eylül-ekim döneminde Sütlü’nün sözleşmesinin yenilenmesi gerekiyordu.
Haberlerde ayrıca Sütlü’nün skandal ortaya çıktıktan sonra kişisel bağlantılarını kullanarak Boğaziçi Üniversitesi’nde işe girdiği öne sürülüyordu. Haberlerde bir detay daha yer aldı. Sütlü’nün eşi TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil’den, CHP milletvekili olarak söz edildi. Bir taşla iki kuş vuruluyordu.
Sütlü’nün sözleşmesinin yenilenmemesinin de rektörlük imzalı belgede bu haberler ve işe alınma sürecinde ‘bilgi saklaması’ belirtilmişti.
Avukatı: Tek taraflı bir rapor hazırlanmıştır
Dr. Tolga Sütlü’nün avukatı İlkay Bahçetepe gelişmeleri şöyle yorumluyor: “Davalı idare, müvekkilimin ilk atama sürecinde üniversiteden bilgi sakladığını ve bu nedenle ilk atamanın hukuken sakat olduğunu ifade etmekte, müvekkilimin görev süresini uzatmama sebebi olarak bunu öne sürmektedir. Ne var ki, davalı üniversitenin ileri sürdüğü bu sebep olgusal olarak tamamen yanlıştır. Nitekim, müvekkilim ilk atanma sürecinde de hakkında yürütülmüş ve suçlu olmadığına karar verilmiş ve aleni olan soruşturmayı başvurusunu değerlendirecek mercilere bildirmiş ve bu durumu atama sürecindeki yetkili organlar tarafından değerlendirilerek atamaya engel bir hal oluşturmadığına karar verilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi tarafından, işten çıkarma gerekçesi olarak, konunun basın yayın organlarında yer alması üzerine başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen raporla durumun tespit edildiği ifade edilmiş ise de bu rapor hazırlanırken müvekkilimin, bölüm öğretim üyelerinin veya dönemin yöneticilerinin görüşüne yer verilmemiş, tek taraflı bir rapor hazırlanmıştır.
İdare hukukunun idari işlemler konusunda öngördüğü temel koşullardan biri, idari işlemin o işlemin yapılmasını gerekli ve mümkün kılan bir sebebe dayanması ve sebep ile işlemin amacı arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Danıştay kararlarına baktığımızda idarenin gerekçe göstermesini yeterli bulmamakta, bu gerekçenin gerçekte var olup olmadığının da araştırılacağı, eğer varlığı tespit edilirse, bu gerekçenin işlemi yapmaya yeterli bir gerekçe olarak kabulünün mümkün olup olmayacağı da irdelenmektedir. Ancak işbu davaya konu işlemde yukarıda izah edildiği gibi tamamen gerçeğe aykırı bir sebep gösterilerek, keyfi ve haksız şekilde davacının görevine son verilmiştir.
‘Kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilmedi’
Müvekkilim, özgeçmişinden de anlaşılacağı üzere son derece başarılı ve liyakatli bir akademisyendir. Akademik çalışmasına ve performansına birinci dereceden tanıklık eden bölüm tarafından işlemin geri alınması için rektörlüğe gönderilen yazıda müvekkilimin üniversiteye sağlayacağı katkı ve hizmetine olan ihtiyaç somut gerekçelerle ve tartışmasız olarak ifade edilmiştir. Eğitim öğretim faaliyetini bilimsel gelecek öngörüleriyle planlayan bölüm bileşenlerin olumlu görüşleri dururken aksi yönde işlem yapılması kamu yararına aykırıdır.
Dava konusu işlem, müvekkilimin çok büyük bir başarıyla yürüttüğü kamu görevinde kesintiye neden olacak, bugüne kadar yapmış olduğu akademik çalışmalarla da istihdam edileceği bölümün ihtiyaçlarına cevap vermesini engelleyecektir. Bu haliyle işlem 2547 Sayılı Yasada yer bulan ‘bilimsel kaliteyi arttırma’ amacıyla da çelişmekte ve kamu yararına da hizmet etmemektedir. Boğaziçi Üniversitesi, müvekkilimin görevine son verme işlemi sırasında takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek kullanmamıştır. Özetle dava konusu işlem açıkça hukuka aykırıdır ve bu nedenle de işlemin iptali gerekmektedir.”