MESUDE ERŞAN
@mesudersan
mesudeersan@diken.com.tr
Bilimsel dayanağı olmayan ama çok şey vaat eden son ‘model’ diyetlerden biri de ‘su diyeti’. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Doç. Dr. Ayhan Dağ, ‘su diyeti’ gibi çok düşük kalori içeren diyetlerin değil bir ay, iki gün uygulanmasının dahi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.

‘Su diyeti’ paketleri satan hekimler (aralarında kalp ve damar hastalıkları uzmanları var) az kalori aldırarak vücudun deposundaki yağlarını yaktırdığını, detoks etkisi yaparak toksinleri attırdığını, ayda 20-30 kilo verdirdiğini öne sürüyor.
Fibromiyalji, eklem, kas hastalıkları, diyabet, ,egzama, migren gibi pek çok hastalık ve ilaçtan kurtardığı da iddialar arasında. TV ekranları, gazete sayfaları, sosyal medya ağlarında duyurulan bu diyet için hekime gidenler, binlerce liraları ve sağlıklarından oluyor.
Lokman Hekim Üniversitesi beslenme ve diyetetik bölümü başkanı da olan Dağ, Diken’in sorularını yanıtladı.
‘Mucize diyet ya da besin yok’
Tek başına hiçbir diyet ya da besinin ‘mucizevi’ olmadığını belirten Dağ, kronik hastalıkların altında yatan genetik, çevresel birçok faktör bulunduğunu ve bunların sadece su diyetiyle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Su diyetinin uzun süreli uygulamada kilo verdirebileceğini ama sağlıklı olmadığını vurgulayan Dağ, şöyle konuştu: “Önerimiz ayda en fazla 4 kg, ideali 2 kg ağırlık kaybı. Fazla ve kısa sürede verilen kilolar, aynı hızda daha fazla geri alınıyor. Çünkü hızlı ve fazla ağırlık kaybı sağlayan diyetler sürdürülebilir değil. Sadece su içeriği yüksek besinlerle beslenmenin de sürdürülebilir olmadığı gibi….”

Su diyeti ‘satanlar’ süreç boyunca ve sonrasında hastalara yıllarda kullandıkları ilaçları bıraktırdıklarını öne sürüyor: “Maalesef bilimsel ve kanıta dayanmayan bu tür paylaşımların hiçbir karşılığı yok. Çok tehlikeli de olabilir. Hekim tavsiyesiyle alınan ilaçlar, yetkinlikleri belirsiz kişilerin tavsiyeleriyle kesinlikle bırakılmamalı. Bireylerin reçeteli, raporlu olarak düzenli kullandığı ilaçlarını hekim tavsiyesi dışında bırakması tedavilerinin seyrini olumsuz etkiler.”
Diyeti önerenlerin bir iddiası da toksinlerin ve sair zararlı maddeleri vücuttan dışarı attırdığı. Herkes biliyor ki suyun kalorisi sıfır. Sadece su içmek ve sebze/meyve suları gibi düşük kalorili içecekler tüketmek yani su diyeti yapmak, gün içerisinde harcadığınız enerjiden daha az enerji alınması nedeniyle kalori açığı oluşturacağı için kilo kaybı sağlıyor.
Ancak insan bedeninin kemik, deri, bağ dokusu ve yağ dışındaki tüm öğeleri, vücut suyu içinde çözelti halinde. Vücudun yaşamsal en küçük birimi hücreler. Hücrelerdeki yaşam için gerekli olan bütün biyokimyasal tepkimeler bu çözelti içinde oluyor.
‘Su dengesi önemli’
Su ve diğer içecekler, yiyeceklerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması, yaşam ve sağlık için gerekli biyokimyasal tepkilerin oluşması, hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu ortaya çıkan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetiminin ve eklemlerin kayganlığının sağlanmasında rol oynuyor.
Tüm bu işlevlerin yerine getirilmesi için vücutta su dengesini sağlamanın önemli olduğu vurgulayan Dağ, “Evet su içmek boşaltım yoluyla vücudumuzdaki zararlı maddelerden kurtulmamıza yardımcı olur fakat katı besin tüketmemenin bu konuda bir katkısı bulunmuyor” dedi.
Diyetin kişinin parmak izi olduğunu söyleyen Dağ, şöyle devam etti: “Diyetin, diyetisyen tarafından, kişinin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivitesi, boyu, vücut ağırlığı vb. parametreler dikkate alınarak ve kişinin beslenme alışkanlıklarına göre planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve izlenmesi gerekir. Hiç bir modelin tüm bireyler için uygun ve doğru olması mümkün değil. Diyet uygulamalarında kişinin yaşam tarzının, hastalıklarının ve ihtiyaçlarının gözetilerek sürdürülebilir bir beslenme planı oluşturmak sağlığın korunmasında elzem.”
Bilim ve araştırma yöntemleri her geçen gün gelişiyor ve yeni öneriler sunuyor. Açlık (oruç), su diyetleri gibi uzun süre gıda alımına ara verilmesine dayanan modellere rağmen günümüzde hala altı öğün beslenmesi gereken hastalıkları olanlar var:
“Fakat söz konusu zayıflama diyetleri olduğunda bireyleri hızlı çözümlere kavuşturmayı vaat eden birçok yöntem gündem olabiliyor. Açlık diyetleri konusunda yapılan bilimsel araştırmalarda henüz kısa dönem sonuçları görebiliyoruz. Uzun dönemde etkilerinin ne olacağı konusu hala bir tartışma konusu. O yüzden söz konusu sağlıklı beslenme olduğunda lütfen alanında uzman, beslenme ve diyetetik alanında lisans diplomasına sahip diyetisyenlerin önerilerini uygulayın.”
Kolayı seçenler yöneliyor
Özellikle yaşam boyu davranış değişikliği yapmayı göze alamayanların hızlı ve kolay kilo verme fikrine karşı koyamadıklarını anlatan Dağ, şunları dedi: “Uygulanan bu tür bilimsel olmayan diyetler etkisiz olmasına rağmen, kilo verme fikrinin cazibesi bir diğerini deneme isteğini doğuruyor. Sonuç? Boşa harcanan paralar, tekrar alınan kilolar, başarısızlık ve suçluluk duygusu… En önemlisi de sağlığa verilen zarar. Diyet yaparken kısa süreli sonuçlar yerine uzun süreli gerçek çözüm yolları tercih edilmeli.”
Peki su diyeti geri dönüşsüz hasara yol açabilir mi? Dağ bu soruya, şu yanıtı verdi: “Su diyeti gibi düşük kalorili diyetler uzun dönem uygulandığında, kemik ve kas doku kayıplarına neden oluyor. Bunların yeniden yerine konması özellikle yetişkin dönemde olan, vücut anabolik (yapım) olaylarının yavaşladığı bireylerde oldukça zor. Ayrıca bu diyet dönemlerinde yetersiz alınan vitamin ve mineraller sebebiyle kişi enfeksiyonlara daha yatkın hale gelebiliyor. Saç, tırnak vb. vücut dokularında bozulmalar yaşayabiliyor.”
Su diyeti önerenlerin bazıları vitamin, mineral takviyeleri veriyor. Bunlar gıdayla alınanların yerini tutabilir mi?
Dağ şunları söyledi: “Madem bu kadar mükemmel bir diyet, hastalıklara iyi geliyor, ilaç kullanımını önlüyor, o zaman neden bu takviyelere ihtiyaç var? Demek ki bazı, hatta bazı demek yanlış hemen hemen hiçbir makro (protein, karbonhidrat, yağ) ve mikro (vitamin ve mineraller) besin öğesi gereksinimini karşılamıyor. Ancak takviyeler besinlerin yerini tutamaz. Örneğin bir portakal yediğimizde sadece C vitamini değil, kompleks karbonhidrat ve fenolik bileşikler, antioksidanlar, posa ve prebiyotikler tüketmiş oluruz. Oysa C vitaminini bir tabletle aldığımızdan bunların birçoğundan mahrum kalırız.”
Akdeniz diyeti hep bir numara
Pirinç diyetinden, lahana diyetine kadar çok sayıda başka diyet dolaşıyor. Diyet modelleri arasında en sağlıklı olduğu kanıtlanan diyet, Akdeniz tipi beslenme. Akdeniz diyetinde, her ana öğünde meyve, sebze, zeytinyağı ve tahıl ürünleri tüketimi öneriliyor.
Günlük olarak, süt ürünleri, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar da diyetin önemli parçası. Bununla birlikte haftalık olarak iki porsiyon beyaz et, iki porsiyon balık ve deniz ürünleri, iki-dört porsiyon yumurta ve iki porsiyondan az kırmızı et tüketimi vurgulanıyor. Tatlılar ve salam, sosis vb. işlenmiş et ürünlerinin olabildiğince az yenmesi öneriliyor.

Dağ ayrıca aşağıdakilerden uzak durulmasını önerdi:
- Kişiye özgü olmayan diyetlerden (TV, gazete, dergi vb. yayınlanan)
- Kısa sürede hızlı kilo kaybı vaat eden “sihirli-şok-mucize” diyetlerden
- Yeterli dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmayıp özel ürünleri öneren diyetlerden
- Diyetle birlikte zayıflattığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan ilaçlardan
- Gerçek kilo kaybı yerine sadece su kaybına neden olan diüretik ilaçlardan
- Diyetisyenler dışındaki kişilerin önerdiği diyetlerden.