MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Sağlık Bakanlığı, dermatoloji uzmanı başına en az 72 hastaya MHRS randevusu verilmesini istedi. Ayrıca doktor başına ana dallar için en az 42, yan dallar içinse 36’şar randevu oluşturulması talimatı verdi.
Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Erkan Yılmaz, “Sağlık hızla değil, titizlikle yönetilmeli” diyerek buna itiraz etti.

Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Salih Metin imzasıyla bazı kamu hastanelerine gönderilen yazıda, özellikle dermatoloji, kardiyoloji ve kulak burun boğaz hastalıklarında ‘bekleyen talepler’in hastane bünyesinde kurulacak ekipler tarafından aranması, devam etmeyen taleplerin Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) kurumsal ekranlarından silinmesi istendi.
Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, MHRS’de randevu bekleyen hasta sayısının yüzde 61 azaldığını açıklamıştı. Açıklamada, 79 branşın 69’unda aynı güne randevu verilebildiği, 69 ildeyse aynı günde tüm branşlarda randevu talebinin karşılandığı belirtilmişti.

Görünürde 10 dakikada, fili beş dakikada bir
Ancak hastanın hekimi görmesi, hakkıyla muayene, tanı, tedavi hizmeti alabileceği anlamına gelmiyor. Görünürde on dakika arayla verilen ancak yedek yazılan hastalarla fiilen beş dakikaya düşen muayene süreleri ne hekimleri ne de hastaları mutlu ediyor.
Yılmaz, Diken’in sorularını yanıtladı. Konuyla ilgili daha önce de davalar açtıklarını belirterek yenilerini açmaya devam edeceklerini söyledi.
Tanı, muayene ve tedavinin beş dakikaya sığmasının mümkün olmadığını belirten Yılmaz, poliklinik kapılarındaki durumu şöyle anlattı: “Sağlık Bakanlığı, ‘Ben önermiyorum. Sadece hastaları yedek olarak yazıyorum” diyor. 10 dakikada bir gösterdikleri randevuların yanına iki hasta ismi yazılıyor. Ama “Siz yedeksiniz, aranacaksınız” denmediği için hepsi geliyor.
Hasta “10:00 randevusu bende”, öbürü “Bende” diyor. Hekimler kapıda laf anlatmak zorunda kalıyor. Birini beş dakikada bitirip, diğerini almaya çalışıyor.”
Hastaların haklı olarak iyi bir muayene beklentisi var. Tanısının doğru konması, uygun tedavisinin planlanması da. Bunun için 10 dakikanın da aslında kısa bir süre olduğunu söyleyen Yılmaz şöyle devam etti: “Hekimlerin hastalarına ayıracakları süre ne kadar daraltılırsa, sağlık hizmetlerinin kalitesi de o kadar düşer. İkinci bir hasta aynı saatte randevusunu almış gelmiş. O da haklı bilmiyor ki bu tezgâhı
Hekim içeridekini muayene ederken, bekleyen hasta ‘Beni muayene edin’ diye kapıyı yumruklayacak. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) şikâyet edecek.”
Hastalar doktor doktor geziyor
Sağlık Bakanlığının son verilere göre Türkiye’de ortalama bir hasta 11,4 kez hekime gidiyor. Bu yüksek bir sayının sebeplerinden biri de muayene için ayrılan kısa sürelerde tanı ve tedaviye ulaşamayan hastanın hekim hekim gezmesi. Türk Tabipleri Birliği ve uzmanlık dernekleri yıllardır durumun değişmesi için çabalıyor, davalar açıyor.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çalışan Yılmaz, buraya gelen hastaların çok büyük kısmının bir ayda en az 10 defa dermatoloji uzmanına başvurduğunu söyledi: “10 reçete, gereksiz tahliller (belki hekimin bir şey atlamamak için, çaresizce istediği), bir torba ilaçla geliyorlar. İyi olmamış, sıkıntılı, bezgin hastalar. Bir yandan da Sosyal Güvenlik Kurumuna (SKG) büyük masraf, yük. Şuradan, buradan 10 fatura kesiliyor.
Hepsi üçer, beşer dakikalara sıkıştırılmış muayenelerin sonunda olduğu için tanılar ister istemez hatalı oluyor. Tanıyı doğru alsa bile kendisine anlatılamadığı için kafası karışık, mutsuz. İkinci, üçüncü doktor görüşü almaya çalışıyor.
Ama o kısır döngü bitmiyor. Bu hızlı, üç-beş dakikada bir hastaya zorla baktırma sarmalı kırılmadığı sürece bu sıkıntı devam edecek.”
Üç hafta önce Memişoğluyla görüştüler
Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre Türk Dermatoloji Derneği olarak yaklaşık üç hafta önce Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’yla yüz yüze görüştü ve sıkıntılarını anlattı. Bakan Memişoğlu da ilgilenme sözü verdi. Bunun üzerine Kamu Hastaneleri Hizmetlerinin yolladığı yazıyı görünce şaşırdıklarını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu: “Kan beynimize sıçradı. Sanki biz fazla hasta verilmesini istemişiz gibi 72 hastaya randevu oluşturulmasını istiyorlar. Bakanlık bununla ‘yasak savın, sadece muayene etmiş görünün’ diyor.
Deri kanserini düşünün. Dikkatli bakmazsanız ölümcül olabilen kanseri atlayabilirsiniz. Meslek hayatında bir kere bile atlanırsa, ömür boyunca vicdan azabı çekilir. Bakanlık, sağlık müdürlükleri bizi bu cendereye sokuyor.
Kamuda sıra var doğru çünkü kamuda kimse kalmıyor. Derdimiz para değil, biz nitelikli sağlık hizmeti vermek için yeterince zaman ayırmak istiyoruz. Bakanlık ısrarla ‘Hasta çok birikmiş, hastayı bitirin. Ben başka bir şey istemiyorum. Sana da para veriyorum, sesini çıkarma’ diyor.”
Muayene randevularını eritmenin bir bedeli de asistan hekimlerin eğitimlerinin aksaması. Bakanlık asistan hekimlerin mesai saatlerinde sadece hasta bakmasını, eğitimlerinin sabah ve akşam mesai sonrası verilmesini istiyor. Yılmaz, “Asistan hekimi poliklinik odası koy, 50-60 hasta baksın, dört senenin sonunda dermatoloji uzmanı belgesi alıp, uzman olarak çalışsın. Eğitim böyle olamaz” diyerek tepki gösterdi.
Çözüm sevk zincirinde
Yılmaz’a göre hastanelerdeki yığılmaların önüne geçmenin yolu sevk zincirinin olması. Birinci basamak sağlık hizmeti veren aile hekimlerinin basit ve hafif akne, mantar, egzama, sedef, uyuz gibi deri hastalıklarının yarısından fazlasına tanı koyarak tedavi edebileceğini söyledi.
Yılmaz, “Siyasi kaygılar ve “şirinlik” için, herkes elini kolunu sallayarak istediği yere, üniversite hastanesine, eğitim ve araştırma hastanesine gitsin der, sevk zinciri kurmazsanız hastalar tanı ve tedaviye ulaşmakta güçlük çeker” dedi.
Dernek ayrıca yalnızca hukuki mücadeleyle sınırlı kalmayarak geniş kapsamlı bir kamuoyu çalışması başlattı. Dernek şu çağrıda bulundu: “Sağlık hakkımız için sesimizi daha güçlü duyuracak, toplumun her kesimini bilinçlendirecek ve ilgili mercilere geri adım attırmak için kararlılıkla hareket edeceğiz.
Bu mücadele, yalnızca hekimlerin değil, hepimizin sağlığı için kritik öneme sahiptir! Daha iyi bir sağlık sistemi için birlikte hareket etmeli, sesimizi birleştirmeli ve haklarımızı savunmalıyız.
Sizleri de bu sürecin bir parçası olmaya, destek vermeye ve dayanışma içinde mücadelemizi büyütmeye davet ediyoruz!
Sağlığımızdan ve geleceğimizden taviz vermiyoruz!”