ÇHD/HHB davasında sona doğru: 'Savcı objektif cemaatçilik yapıyor'

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 22 avukatın mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılandığı davada Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik savunmasını tamamladı. Kozağaçlı, mütalaada firari savcı Adem Özcan’ın yazdıklarını tekrarlayan duruşma savcısını ‘objektif cemaatçilik‘le suçladı.

Çizim: Murat Başol

İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri Cezaevi Yerleşkesi’nin içindeki salonunda gördüğü ve hafta sonunda hükmün açıklanmasının beklendiği davanın ikinci oturumu bugün düzenlendi. Dün yoğun katılımla başlayan duruşmaya bugün hiçbir baro başkanı katılmadı. Seyirci sıralarında Avrupa ve ABD’den baro temsilcileri yer aldı. Tutuklu avukatlar Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik, Oya Aslan ve Özgür Yılmaz salona getirildiğinde alkışlarla karşılandı. 

Bakan yardımcısından talimat

Duruşma başladığında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın savunmasını yapmaya devam etti. Kozağaçlı, Eylül 2018’de tahliye edilmelerinin üzerinden 24 saat geçmeden tekrar tutuklanmalarını hatırlattı. Kozağaçlı, haklarındaki tahliye kararının kazara verilmiş bir karar olmadığını söyleyerek şunları söyledi:

Üç yargıç gece saat 2’den başlayarak taciz edildiler. Bunun içinde hakaret, tehdit ve küfür de vardı. ‘Bunları niye bırakamazsınız’ öğretmek istediler yargıçlara. Yargıçlar ‘İtirazı reddedelim, üst mahkeme baksın’ dedi ama hala hâkimlik yapan bakan yardımcısı ‘Hayır, siz karar vereceksiniz’ dedi ve sekiz saat önce tahliye kararı veren hâkimlere yeni karar verdirdiler. Beni tutuklamak için yeni heyet oluşturdular. Ben tutuklandıktan üç gün sonra HSK onları o mahkemenin heyeti yaptı.”

Kozağaçlı, davanın Aralık 2018’de görülen duruşmasında yargıçlara talimat veren kişinin dönemin Adalet bakan yardımcısı Selahaddin Menteş olduğunu söylemişti.

‘Erdoğan kandırılmış olabilir mi?’

Haklarında fezleke, basın açıklamaları, iddianameler ve ekleri olmak üzere dört başlıkta delil bulunduğunu anlatan Kozağaçlı, dönemin başbakanı Erdoğan’ın kendileriyle ilgili parlamentoda ve meydanlarda yaptığı açıklamanın ‘en kıymetli delil’ olduğunu söyledi. Bu açıklamada büronun itfaiye desteğiyle basıldığını ve içerideki 11 çelik kapıdan bahsedildiğini söyleyen Kozağaçlı “Açıklamanın tamamı yalan. Büroda 11 çelik kapı olmadığı için büromuza girmeleri dört buçuk dakika sürmüş. Hepsi polis kamerasıyla kayda alınmış. Nasıl böyle yalan söyleyebilir? Kandırılmış olabilir mi” diye sordu.

Cemaatin fikirleri burada

Kozağaçlı, esas hakkındaki mütalaanın firari savcı Adem Özcan’ın iddianamesinden alındığını belirtti ve şunları söyledi:

“İnterpol kırmızı bülteniyle arandığı için kendisi gelip sözünü huzurda tekrar edemeyecek durumda olan firari iddianame savcısının sözünü bize iletmeyi vazife edinmiş görünüyor. Eğer sadece on yedi hecede anlatmam gerekseydi, herhalde Kyoshi’nin şu haikusunu tercih ederdim: ‘Sıvıştı yılan ama bana attığı bakış otlarda kaldı.’ Adem Özcan’ın iddianamesini tekrar etmek objektif cemaatçiliktir, fikirlerinin burada olduğunun kanıtıdır.”

Kozağaçlı, mahkemeden savcılığın tanığı İsmet Özdemir’in akıl sağlığıyla ilgili hastaneye yazı yazmasını talep ettiğini ancak mahkemenin bunu yapmadığını söyledi. Özdemir’in ifadelerinde tanıklık yapma talimatını Fethullahçı polis şeflerinden aldığını söylediğini aktardı. 

‘Soylu mu düzgün bir adam ben mi?’

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun suça bulaşmış kişilerle çekilmiş fotoğraflarını anımsatan Kozağaçlı, “Savcılar Soylu’nun bu fotoğraflarına bir baksın. Elinizi vicdanınıza koyun. Süleyman Soylu mu daha düzgün bir adam, yoksa ben mi” diye sordu. Nihai görüşünün bu davanın bitmediği yönünde olduğunu söyleyen Kozağaçlı “Eğer bitirirseniz yarısı sahte olan savcılığın tanıklarını dinlemeden bitireceksiniz. Bu dosyanın hükmü Ebru öldüğü gün verildi” diye konuştu. Kozağaçlı konuşmasını bitirdikten sonra salonda bulunanlar alkışladı. 

‘Bizi bir araya örgüt getirmedi’

Kozağaçlı’nın savunmasının ardından tutuklu avukatlardan Barkın Timtik konuştu. Timtik, Belçika-Hollanda belgeleriyle ilgili Adli Tıp Kurumu raporuna ilişkin Kozağaçlı’nın anlattıklarını hatırlattı ve heyete şunları söyledi: “Size üstüne düşünme fırsatı verdi bugüne kadar. Bu yüzden sizin gecenizin nasıl geçtiğini merak ediyorum. Benim gecem kötüydü ama yargılanmamız sebebiyle değil. Ebru Timtik ile ilgili anlatılan şeyler beni iki kat daha fazla etkiliyor.”

‘Adaletsizlikten kaçtım’

“Bizi örgüt bir araya getirmedi, aynı şeyleri yapmak istediğimiz için bir aradayız” diyen Timtik, işçilerin haklarıyla ilgili avukatlık yaptıkları için yargılandıklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Avukatlar avukatlık yapamasın, adli tıp raporu araştırılsın diyemesin, milletvekilleri soru önergesi veremesin istiyorlar. Yaşam ‘Soru sorun, irdeleyin’ diyor.”

Tahliye edilirse kaçmayacağını belirten Timtik, “Çünkü tahliye edilmem hukukun gereği ama ben kaçtım. ‘Ben buraya geldim’ diyen Kozağaçlı’nın tutuklandığını gördüğüm için kaçtım. Adaletsizlikten kaçtım” dedi.

Akın Gürlek benzetmesi

Barkın Timtik’ten sonra tutuklu avukat Oya Aslan savunma yaptı. Aslan, sözlerine mahkeme başkanı Ali İhsan Horasan’ı davanın eski hâkimi Akın Gürlek’e benzeterek başladı ve şöyle devam etti: “İktidarın isteğinin altına imza atacaksınız. Hükmünüz AKP için bir değer taşıyabilir ama halk için bir değer taşımaz. Hükmünüz sizi tarihin kara sayfasına yazdıracak.

Oya Aslan’ın savunması rahatsızlandığı için tamamlanmadı. Aslan, yarınki duruşmada savunmasına devam edecek.

Ne olmuştu?

ÇHD ve HHB üyesi avukatlar hakkındaki dava 2013’te başladı. Dosyayı darbe girişiminden sonra ihraç edilen ve tutuklanan savcı ve emniyet görevlileri hazırladı.

Bu dava sürerken aynı delillerle dernek üyesi bazı avukatlara 2017’de bir operasyon daha düzenlendi. Bu operasyonun sonucunda İstanbul 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava daha açıldı. Bu davanın bazı sanıkları ilk davada da yargılanıyordu.

2017’de başlayan davanın ilk duruşması Eylül 2018’de görüldü. Beş gün süren ilk duruşmadan sonra mahkeme tutuklu bütün avukatları tahliye etti. Aynı gece savcı karara itiraz etti ve tahliye edilen avukatlar hakkında aradan 24 saat geçmeden tekrar tutuklama kararı verildi. Tahliye veren hâkim de başka bir mahkemeye gönderildi. Mahkeme başkanlığına da hâkim Akın Gürlek getirildi. Gürlek, avukatlar hakkında iddialarda bulunarak tutuklanmalarını sağlayan tanık Berk Ercan’ı soruşturma aşamasında tutuklayıp yargılama aşamasında da tahliye etmişti. 

Mahkeme, bu davada Mart 2019’da avukatlara ceza yağdırdı. Avukatlar toplamda 159 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Eylül 2020’de 14 avukat yönünden mahkûmiyet kararını onadı. Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamasıyla yargılandığını, 2017’deki dosyada ise ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla yargılandığını anımsatan Yargıtay, bu kişilerin mahkûmiyetini bozdu ve dosyaların birleştirilerek değerlendirilmesine hükmetti. Böylece yargılama ilk dosyada birleşti.

Dava kapsamında tutuklu yargılanan avukat Ebru Timtik, adil yargılanma talebiyle 238 gün boyunca ölüm orucu tutmuş, 27 Ağustos 2020’de yaşamını yitirmişti. 

Davanın dayanağı olan ve yıllardır asıllarına ulaşılamayan Belçika-Hollanda belgeleri geçtiğimiz ocak ayında mahkemeye ulaşmıştı. Mahkeme başkanı Ali İhsan Horasan, bu belgelerin Hollanda’daki bir operasyonda ele geçirildiğini ve asıllarının 2005 tarihli bir mahkeme dosyasında bulunduğunu söylemişti. Horasan, bu DVD’nin 25 Ocak 2007’den bu yana hiç açılmadığını belirterek, incelenmesi için Adli Tıp Kurumu’na göndermişti.

Avukatlar, söz konusu belgelerin bulunduğu DVD’nin müdahaleye uğramış olabileceğini söylemiş, başkan Horasan da “Bu belgeler orijinal, çünkü Ramazan Akyürek’in yazısında orijinal olduğunu söylüyor” diye yanıt vermişti. Oysa başkan Horasan, bu mahkemedeki görevinden önce İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı olarak Hrant Dink davasında Emniyet İstihbarat eski daire başkanı Ramazan Akyürek’i tutuklu yargılamıştı. Akyürek, yargılama sonunda ‘resmi belgede sahtecilik’’resmi belgeyi yok etmek’ ve ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçlarından mahkûm edilmişti.

Söz konusu belgelerle ilgili rapor ise eylül ayında görülen duruşmasında dava dosyasına girmişti. Rapora göre, CD ve DVD’lerin herhangi bir müdahaleye uğrayıp uğramadığı araştırılmadı. Mahkeme, dosyaya gelen ATK raporunun yeterli olduğunu söyleyerek avukatların süre taleplerini de reddetti.

Belgeler mahkemeye ulaştığında duruşma savcısı Haluk Tunç, 17 Kasım 2021’de görülen duruşmada açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar etmiş, avukatların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etmişti. Savcı Tunç, esas hakkındaki mütalaasında avukatların ‘örgüt yöneticiliği’‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ suçlarından cezalandırılmasını talep etmişti.

ÇHD/HHB Davasında sona doğru: Davanın temel delili sahte

ÇHD davası: ‘Belgede sahtecilik’ten ceza alan polisin arşivlediği belge incelenmedi

ÇHD davası: Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutukluluğu devam

ÇHD davası: ‘Belgede sahtecilik’ten ceza alan müdürün imzaladığı belge dosyada

ÇHD davası: Kozağaçlı ve Timtik tahliye edilmedi; dosya mütalaa için savcılığa

‘ÇHD davası’: Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutukluluğu devam

ÇHD davası: Yargıtay 14 avukata verilen hapis cezalarını onadı

ÇHD davası: Kozağaçlı dahil altı avukat yeniden tutuklandı

Gözaltı kararı çıkarılan ÇHD genel başkanı: Hapiste yatarız, hesabını da sorarız

Tahliyeden hemen sonra: ÇHD ve HHB’li avukatlara gözaltı kararı

ÇHD davası: Tüm tutuklu avukatlara tahliye kararı