Kürtlerin varlığının inkâr edilememesi, Kürtlerin büyük bedeller vererek elde ettikleri bir haktır. Devlet yetkilileri, “Kürtlerin inkarını ortada kaldırdık” diyerek hem ödenen büyük bedellere saygısızlık yapmakta hem elde edilen bir hakkı gasp etmekte hem de yalan söylemektedirler.
Öte yandan Kürtlerin varlığını kabul etmek, haklarının verilmesini zorunlu kılar. Mevcut durumda ise Kürtlerin hiçbir hakkı verilmemektedir. Bu sebeple “Kürtlerin varlığını kabul ettik” demek, sorunu çözmemekte, Kürtlerin beklentilerini karşılamamaktadır.
Devletin bir yandan sürecin ilerlemesini istediğini söylemesi diğer yandan süreci engelleyen ırkçı- gerici toplumsal atmosferin oluşmasına katkı sunması, paradoks gibi görünebilir. Ama öyle değildir.
Devlet, toplumda ırkçılığı geliştirerek sürece karşı bir kamuoyu oluşturmak istemektedirler. Bunun için barolar gibi toplumsal etki gücü fazla olan kurumlardan yararlanmaya çalışmaktadırlar. Devlet, bu yolla elde ettiği barış ve demokrasi karşıtı atmosferin varlığını, Kürt siyasetine karşı pazarlık aracı olarak kullanacaktır.