T24 kapatıldı bir günde. Erişime engellenen binlerce hesap gibi. Şu yazıyı nasıl yazdığımı ben biliyorum, 2009’dan beri var olan bir gazetenin içinde kaç kişinin kaç yüz bin kere masanın başına böyle oturmuşluğu var.
Kapatılan sosyal medya hesaplarının hepsi kişisel arşivler. Bir zamanlar ne düşündüğümüzü, 2012’nin mart ayında nerede ne yaptığımızı, 2020’nin 4 Ekim’inde nerede olduğumuzu merak ettiğimizde girip ulaştığımız ajandalarımız
Ortada bir sebep yokken, sen sensin diye gelip geçmişini siliyorlar. Şu sanal aleme bıraktığın nice izi, haberin bile olmadan bir gecede yok ediyorlar.
Fon olayı büyüyor. Zenginin malı züğürdün ömrünü yiyerek dağa dönmüş. Bu tutmuş, bu yemiş, bu hani bana demiş ve bunların hepsi meğer kardeşmiş.
Birbirlerine hesap sorsunlar diye bekleyeceğiz. Olmazsa ilk seçimde biz hesap soracakmışız.
İnsan olmanın tek meziyeti üzüntü değilse yurttaş olmanın tek hakkı da oy değil ki?
Yüzbinlerce insan depremde ölüyor, tam sayıyı hiç bilmiyoruz, seçimi bekliyoruz.
Çocukların sıfatı işçi olmuş, iş cinayetlerinde ölüyor, seçimi bekliyoruz.
Emekli memur meydanda kendi kafasına sıkmış, LGBTİ+ hakkında köşe yazmak bile suç olmuş, her gün bir kadın, kadın olduğu için öldürülüyor, toprak gitmiş, maden bitmiş, hasat yok, koylar satılmış, ormanlar yakılmış, dolap boş, kasa eksilerde, dolandırılmışız deniliyor ki seçim 2028’in 16 Nisan’ına alınabilirmiş.
24 senede 18 kere sandığa gittik.
Bize bırakılan tek demokratik hak olan seçim, seneler geçtikçe bizi demokrasiye ne kadar yaklaştırdı değil mi?
Seçimi mi bekleyelim? Yoksa maden, depo, tekstil işçileri nasıl hak alıyor ona da bir bakalım mı?