Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Selahattin Demirtaş'ın 'güçlendirilmiş parlamenter sistem' önerisi üzerine…
Yazılara başladığım gün T24'te Selahattin Demirtaş'ın güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisine ilişkin bir makalesi yayınlandı. Yine, Gazete Duvar'da kürsüdaşım sevgili Dinçer Demirkent 'sistem ve kuruluş' tartışması başlattı. Demirkent'in yazdıklarından, ilerleyen bölümlerde yararlanacağım. Şimdi Selahattin Demirtaş'ın önerisini anlatmak istiyorum. Bu arada başka parti ya da siyasetçilerin önerisi olursa, onları da tartışmaya çalışacağım.
İçişleri bakanının, AYM başkanına yönelik ifadeleri üzerine…
Geçen ay başladığım 'hükümet sistemleri' yazı dizisinin dokuzuncusunun, Selahattin Demirtaş'ın parlamenter sistem önerisi üzerine olacağını söylemiştim. Ancak Demirtaş'ın önerisiyle ilgili yazıyı bir gün erteleyip İçişleri Bakanı'nın AYM Başkanı'na yönelik ifadeleri üzerine çok kısa bir iki şey söylemek istiyorum.
12 Eylül anayasası, hukuku ve sona ermeyen sistem tartışması…
Bundan sonra nasıl bir hükümet biçimi tercih edilir, şu aşamada tam olarak kestirmek güç kuşkusuz. Ancak her ne yapılacaksa, 'anayasal düzenin' yalnızca anayasa metninden ibaret olmadığı, 12 Eylül yasa ve kurumlarının çoğunun varlığını ve canlılığını sürdürdüğü gerçekleri göz önünde bulundurularak yapılmalı.
Biz hep haklıydık ve ne yazık ki anayasalar kötüydü!
Bugünün konusu, 'toprağımızdaki' hükümet sistemi tercihleri. 1876'dan bugüne.Türkiye'nin son derece zengin bir hukuk/anayasa birikimi var. Küçümsenecek, "Bizden bir şey olmaz" denilecek bir ülke değiliz.
İspanyollar Franco sonrası nasıl bir sistem kurdu? Onlar da bizi kıskanıyor mu?
Çok mu özgün yanları var İspanya'nın? Hayır, 'hükümet biçimi' olarak yok. Fakat İspanya, Türkiye'nin en temel açmazlarından biri olan 'Kürt sorunu' bağlamında önemli bir dneyim. Ayrıca anayasasını yapma aşaması dikkatle incelenmesi gereken bir örnek. Kararlı bir 'kuruculuk' faaliyetinin olumlu sonuçları hakkında epeyce fikir veriyor.
Almanya nasıl bir sisteme sahip ki, mütemadiyen Türkiye'yi kıskanıyor?
Almanya 'federal' bir devlet. Bu tercih, tarihi boyunca peşinde koştuğu siyasal birlik özleminin hep eyaletler sistemi biçiminde düşünülmüş olmasının bir sonucu aslında. Federasyon kavramını duyunca aklına yalnızca 'bölünme' gelen ahali için hayli yadırgatıcı bir durum olmalı. Acep bizi kıskanmalarının nedenlerinden biri, son derece demokratik üniter idari yapımız olabilir mi?
Fransızlar 'yarı başkanlığı' benimsedi… Milli bayramlarına da değer veriyorlar!
Macron pek matah bir siyasetçi olarak görülmese de, bildiğim kadarıyla şu ana dek, “Ya siz kimsiniz ya, Mitterrand ne yapmış kardeşim, taş üstüne taş mı koymuş bu ülkede ya” gibi bir konuşmasına tanık olunmadı. Sistemin tıkanmadan, asgari demokratik ilkeler gözetilerek sürdürülebilmesinin çok önemli bir nedeni bu. Yalnızca kâğıt üzerindeki sözcükler değil.
Amerikalıların derdi neydi de, 'başkanlık' sistemini tercih etti?
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, halihâzırda diğer parti liderlerinin yapmadığını yapıp 'mahalle mahalle' gezerek esnafla, köylüyle yüz yüze 'iletişim' kurduğu ve bunu yaparken “Ben olaylara sınıfsal bakarım” dediği; buna mukabil 'sosyal demokrat' parti genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir programda "Sağ ve sol kavramları 18. yüzyıla ait, devir değişti,” açıklamasını yaptığı, hakikaten çok ilginç bir dönemden geçiyoruz. Kılıçdaroğlu'nun ziyadesiyle takdirini kazanmış bir önceki devlet başkanının sıklıkla yinelediği gibi, “İnsan gerçekten hayret ediyor!”
Parlamenter sistemi kim, neden icat etti?
Derdim çok basit: Ne üzerine konuşulduğunu bilmeden, herhangi bir tartışmaya başlamak, sürdürmek ve anlam vermek mümkün olmuyor.
'Güçlendirilmiş' parlamenter sistem ne demek?
Bir hükümet sistemini tercih etmek zorunlu olarak demokratik siyasal sisteme yol açmayabilir.
Hayırdır, yurttaşlıkta 'köken' esasına mı geçiyoruz?
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı, Anayasa'nın 66. maddesine göre 'Türklük,' kişi ile devlet arasındaki 'hukuki' bağa dayanır, kişilerin etnik kökenine değil!
Toplum, yönetim, tencere, kapak…
“Şimdi ideolojilerimizi bir yana bırakalım,” ile başlayan, yazıları, konuşmaları, önerileri dinleyemiyorum, okuyamıyorum. Herhalde 'oy verilen parti' ile 'ideolojiyi' aynı şey sanmaktan kaynaklanıyor bu durum. Bir insanın her eyleminin, düşüncesinin, tercihinin, tepkisinin 'ideolojik' olduğunu, başka türlüsünün mümkün olmadığını kavramak gerekiyor.