Bir süredir ‘ara seçim’ tartışması yapılıyor. CHP, boşalan üyelikler için ara seçimin zorunlu olduğu kanısında ve TBMM’yi bir tarih belirlemesi için göreve davet ediyor. İktidar ve çevresi ise ara seçime gerek duymadıklarını, yapılmayacağını açıkladı. CHP haricindeki muhalefet (!) partileri genellikle yarım ağız destek oldu bu öneriye. Oysa bir anayasal gereklilikten söz ediyoruz. Konu uzadıkça Diken’de de not düşmek iyi olur diye düşündüm.

Ara seçim, anayasanın 78’nci maddesinde hükme bağlanmıştır. Bile isteye yanlış yönlendirmeye çalışanları bir yana bırakırsak, kamuoyundaki kafa karışıklığının nedeninin maddede birden fazla seçimin yer alması olduğu söylenebilir. Ara seçimi diğerleriyle karıştırmamak gerekiyor.
Örneğin ‘erken seçim’ kararı, TBMM tarafından her zaman alınabilir. Üyeliklerin ‘yüzde 5’i’nin boşalması halinde ‘üç ay içinde’ yapılması gerekli ara seçim, bugün tartışılan ara seçimden farklı bir durum.
Bir diğeri, maddenin son fıkrasında yer alan özel bir durum. Bu fıkra 2002 sonunda gerçekleşen değişikliğin ürünü; o tarihte yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın yasağının kalkması ve milletvekili seçilebilmesi için anayasanın iki maddesi değiştirilmişti. Onlardan biri, 78’inci maddeye eklenen son fıkraydı. Buna göre, “…bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır.” Hatırlanacağı üzere bu değişikliğin ardından Siirt’teki seçim YSK tarafından iptal edilerek seçimin tekrarlanmasına karar verilmiş ve Erdoğan, ara seçimde oradan vekil seçilerek meclise girmişti. Demek ki bu fıkranın da konumuzla ilgisi yok.
Bizi ilgilendiren ‘ara seçim’ düzenlemesi, 78’inci maddenin ikinci fıkrasındaki şu cümle: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez… Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.”
Ne demek bu? ‘Bir’ sandalye dahi boşalmış olsa o yer için ara seçim yapılır. Ne zaman yapılır? İlk 30 ay ve son bir yıl yapılamayacağına göre, aradaki ‘bir buçuk’ yıl içinde. Seçimin zamanını/gününü kim tayin eder? TBMM.
Peki TBMM anayasayı görmezden gelir de bu yönde bir karar almazsa ne olur? İşte bu konu tartışılır…
“Eğer TBMM görevini yapmazsa seçimin ne zaman yapılacağına YSK kendiliğinden harekete geçerek karar verebilir” diyenler (Mümtaz Soysal gibi) pek haksız görünmüyor bana. Demek ki TBMM işini yapmazsa ara seçim kararının hangi organ tarafından alınacağı yönünde farklı görüşler/yorumlar olabilir; buna mukabil her seçim döneminde bir kez ara seçim yapılmasının ‘zorunluluğu’ konusunda kuşku yok. ‘Yapılır’ demek, ‘yapılması zorunlu’ anlamına gelir. Aksi yöndeki yorumları anlamak ve kabul etmek olanaksız. Ayrıca, anayasa hukuku kitaplarına göz atılırsa hiçbir anayasa hukukçusunun ara seçimi bir ‘tercih’ gibi anlatmadığı görülebilir.
Konuya ilişkin en kapsamlı makalenin yazarları Erdal Onar ve Levent Gönenç’in satırları yeteri kadar açık ve açıklayıcı: “78. maddenin koyduğu temel kural; ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir’ kuralıdır. Bu, TBMM’ne ara seçimlerin yapılıp yapılmaması konusunda takdir hakkı bırakmayan bir kuraldır. Anayasa koyucu, kuralı kaleme alırken, ‘gidilebilir’ değil ‘gidilir’ şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bir başka deyişle, üyeliklerinde boşalma olması durumunda, TBMM’nin ara seçim kararı alması zorunludur. TBMM’nin seçim dönemini, boşalan üyelikleri doldurmadan tamamlama gibi bir seçeneği yoktur.”
İki anayasa hukukçusunun 2002’de kaleme aldığı ‘1982 Anayasası’na Göre Ara Seçim’ başlıklı makaleyi ilgilenecekler için buraya bırakıyorum.
Peki, neden bu denli şaşkınlıkla karşılandı CHP’nin ara seçim talebi?
Ara seçim, anayasanın ve siyasetin netameli hükümlerinden/konularından biri. 1982 Anayasası döneminde iktidarlar ara seçimden kaçmak için elinden geleni yaptı. Bunda ANAP iktidarı döneminde Eylül 1986’da yapılan ara seçimin büyük payı olmuştur. 28 Eylül 1986 günü, 11 boş üyelik için seçim yapılmış ve milletvekilliklerinin altısını ANAP kazanmasına karşın yüzde 10’un üzerinde kayıpla yüzde 32 oranında oy alabilmişti. Sonuç muhalefeti heyecanlandırırken iktidarı zor durumda bırakmıştı.
O tarihten itibaren seçimlerin hemen her zaman ‘erkene’ alınmasındaki faktörlerden birinin de ‘ara seçim korkusu’ olduğunu varsaymak mümkün. 1982 Anayasası’nın ilk halinde meclis dönemi beş yıldı. Buna mukabil, 1987 seçimi ardından 91’de, 95’te, 99’da, 2002’de yapılan seçimlerin tümü erken seçimdir. 2007’de seçim dönemi dört yıla indirildi; AKP 2007’de kendi yaptığı değişiklikten pişmanlık duyarak 2017’de yeniden beş yıla çıkardı.
Bu yıllarda ‘ara seçim’, meclis çoğu zaman erken seçim kararı aldığı ve herhalde partiler tarafından bir zorunluluk gibi düşünülmediği için yapılmadı. Haliyle, kamuoyunda bir ‘ara seçim’ bilinci ve heyecanı oluşmadı bugüne dek.
Bu sonuçta CHP’nin de payı var kuşkusuz. Şimdi tartışılan anayasal gerekliliği CHP de yıllarca görmezden geldi, iktidara-meclise hatırlatmadı. Örneğin, bir önceki (27) döneme (2018-23) bakalım. İstifa, ölüm, bakan olarak atanma gibi gerekçelerle çok sayıda boşalma olmasına karşın ara seçim gündeme getirilmedi. Ancak, CHP’nin önceki yıllarda sergilediği ihmalkarlık, bugünkü ısrarında haklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
İktidar blokunun ara seçime yanaşmayacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. CHP’nin, ahı gidip vahı kalmış ‘milli iradecilik’ sloganının mirasçılarını ‘sandık’la sınamasının ise sonu ne olur, bilinmez. Bu nevi denemeler, sayısız siyaset yapma aracından biri olarak hiç de anlamsız/gereksiz değil.
Bizler için önemli olansa anayasal gereklilikleri bıkıp usanmadan hatırlatmak, olması gerekeni savunmak.