NUR BANU KOCAASLAN
P24’ün Ege seçim turu kapsamında geçen yıl Soma’daki maden faciası ve Yırca’daki ağaç kıyımıyla gündeme gelen Manisa’dayız.
2011 seçimlerinde beş AKP milletvekiline Meclis için vize veren Manisa’nın üç CHP, iki de MHP’li vekili bulunuyor.
Şehrin asıl gündem maddesi Türkiye’deki birçok şehrin aksine işsizlik değil, zira Manisa’da organize sanayi bölgesi bulunuyor. Asıl sorun yüksek kiralar; gerginlik sebebiyse MHP’li belediye başkanı ile AKP’li belediye meclisi arasındaki ‘uyumsuzluk’.
Ortada pasta börekler, etrafında farklı partilerden kadınlar

Manisa’nın en merkezi noktasında Ulupark’ta bir kadınlar gününe rastlıyoruz. Gündemde ‘hayat pahalılığı’ var. Daha ilk sorumuzda kadınların arasında hem AKP’li, hem MHP’li, hem de CHP’lilerin olduğunu görüyoruz.
Buradan son dönemde tırmanan kutuplaşma ortamının küçük şehirlerdeki dokuya pek de sirayet etmediğini anlıyoruz. Kadınlar arasındaki küçük takılmalar dışında bir soruna sebep olmuyoruz siyaset sorularımızla.
Emekli bir kadın söze giriyor, konu ekonomi ve gündemdeki ‘kaynak’ tartışmaları: “Asgari ücretin, emekli maaşının yükselmesi lazım. Asgari ücret bir kira parası kadar. AKP emekliye 20 lira zam verdi. 20 lira pazar parası bile değil, nedir ki? AKP nereden bulduysa kaynağı, diğerleri de bulur.”
‘Demirtaş başka partide olsa oy verirdim’

Daha genç bir aday istediğini söyleyen başka bir kadına o zaman HDP’ye oy vermeye nasıl baktığını soruyoruz: “Hükümetten memnun değiliz. Hep beraber olursak kurturulabiliriz. Demirtaş genç ama bizim fikirlerimiz farklı. Ama Demirtaş CHP’de ya da MHP’de olsaydı verirdim. Şimdi PKK’yı temsil ettiği için vermek istemem. Ya CHP, ya MHP.”
‘CHP’liler bana bakıp broşür vermedi’
Başörtülü bir kadın, hala karar veremediğini, bu seçimlerde bundan önce AKP’ye verdiği oyu değiştirebileceğini söylüyor.
“Yolsuzlukla ilgili kafa karışıklığı hiç olmadı” diyor önce ama sonra ekliyor, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz da deniyor, bilmiyorum artık.”
Diğer partilere de çok inanmadığını, onların iktidar olması durumunda değişiklik olmayacağına inandığını söylüyor, bunu da şöyle anlatıyor: “Yolda CHP broşür dağıtırken, beni başörtülüyüm diye es geçtiler. Bana vermediler. Dini siyasete alet ediyorlar diye konuşuyorlar, doğru din siyasete alet olmamalı ama bunlar olunca da karşı taraf dini siyasete alet ediyor.”
AKP’den memnun olduğunu söyleyen bir kadına yaklaşıyoruz ama bu ortamda konuşmak istemiyor. Biz yanlarından ayrılırken de diğer kadınlar “Polis birazdan gelip götürecek hepimizi, sen bizi tanımayacaksın” diye şakalaşıyor. Siyasetten konuşmak insanlar açısından şaka dahi olsa ‘tehlikeli’ bulunuyor.
‘Vatan Partisi 152 adamızı geri alacak’

Ulupark’ta üç gencin yanındayız, İbrahim, Yusuf ve Mustafa.
İbrahim, “Benim ailem kökenim solcu, CHP’li ama ben Vatan Parti’liyim. CHP’den sıkıldık. Liseden beri İşçi Partiliydim sonra Vatan Partisi olduk” diyor.
Neden diye sorunca, “Yunanistan’dan 152 adamızı geri almayı düşünüyorlar, ben bu yüzden Vatan Partiliyim” diye cevaplıyor.
Yusuf, gençlerin söylediklerinin ciddiye alınmadığını söylüyor, değişime inanç duymadığından oy da vermeyecekmiş.
MHP’li Mustafa, partisinin lideri Devlet Bahçeli’den memnun değil, “Siyaset iyice oyun oldu, çıkara vurdu. Oy kullanmayı düşünmüyorum. Bahçeli değişse MHP’ye oy veririm.”
Daha genç ve dinamik bir lideri olsa MHP için sandığa kesinlikle gideceklerini söylüyorlar.
Vatan Partili İbrahim, bize HDP’nin şehirde stand açtığını ve bundan rahatsız olduğunu söylüyor, kendisi ayrıca HDP’nin barajı geçmesini de istemiyor. Onun tarif ettiği HDP standını buluyoruz.
Sivil polis çekimde

Biz standı bulup HDP’lilerle konuşmaya başlayınca yanımızda bir sivil polis video çekmeye başlıyor. Bunu niye yaptığını sorunca da ‘basın açıklaması yapıldığı için’ diyor. Ancak ne bir basın açıklaması var, ne de bunun için yeterli sayıda gazeteci. Üsteleyince videoyu kapatıyor ancak gitmeden kenarda izlemeye başlıyor.
HDP standında yer alan gençler Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde okuyor. Henüz ciddi bir saldırıyla karşılaşmamışlar, ufak çaplı şeyler olmuş sadece. Bizi çekmeye çalışan polisler ise her zaman orada bulunuyormuş.
Broşür dağıtan başörtülü bir öğrenciye neden siyasi bir parti için çalışma yaptığını sorunca, “Eşit, özgür, barışçıl bir Türkiye için” yanıtını veriyor.
Standdaki diğer HDP’li Mehmet Günhan ise Manisa’da HDP’ye karşı önyargıların hala olduğunu belirtse de, “İnsanlar evet o da Türkiye’nin bir partisi diyorlar. Partinin bölgeye hapsedilme algısı kırılmış” diyor.
Şehrin kanaat önderlerinden Taner Yönter, HDP’nin barajı geçemediği durumda AKP’nin üç, CHP’nin üç, MHP’nin iki vekilinin kesin olduğunu, seçmenin son bir milletvekili içinse CHP ile MHP arasında gittiğini söylüyor. Yönter’in bahsettiği bu dengeli durum, yanına gittiğimiz her masada farklı partililerle karşılaşmamızla da doğrulanıyor.