– Bütün bu tehditlere, baskılara, eşitsiz uygulamalara karşın nüfusun hemen hemen yarısı, baskıyı, zulmü, işsizliği, hapsi göze alarak sandığa gidip “hayır” demiştir. Resmi sonuçta iddia edilen aradaki fark o kadar azdır ki eğer 700 bin kişi karar değiştirseydi, “hayır”ların çoğunluğu kabul edilmek zorunda kalınacaktı.
– Bu kadar yüksek hayır oyu, dünyada en fazla gazetecinin hapiste bulunduğu, can güvenliği dahil, bütün temel hak ve özgürlüklerin tehdit altında olduğu, belirli bölgelerinde iç savaşın sürdüğü bir ülkede verilmektedir.
– Devletin bütün erklerini ele geçirmiş olan, Milli Eğitim ve diğer kurumlar aracılığıyla beyin yıkayan, bağımlı yargı yoluyla yurttaşı yıldıran AKP’nin 15 yıllık kesintisiz iktidarı sonunda demokrasi ve özgürlük talepleri azalmayıp artmaktadır.
– Her şeyi göze alıp tehditlere aldırmadan demokrasi talebini dile getirenlerin oranının solun klasik oy oranının da çok üstünde olması, artık bu taleplerin, sadece solla sınırlı kalmayıp sağda da yaygınlaşmaya başladığını göstermektedir ki bu durum ülkemizin sağ ayağı topal bir demokrasi diyarı olmaktan çıkmaya başladığının habercisi olarak kabul edilebilir.