27 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanan 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nı özellikle konut politikaları açısından inceledim.
Programda sosyal konut üretiminden kentsel dönüşüme, arsa tahsisinden gayrimenkul değerleme sistemine kadar pek çok hedef bulunuyor. Açıklanan hedefler, Türkiye’de giderek büyüyen konuta erişilebilirlik sorununu ne ölçüde çözebilir? Biraz da buna odaklanmak gerekiyor.
Açıkçası ruhsat alınması konutun tamamlandığını, konutun tamamlanması da ihtiyaç sahibi tarafından satın alınabildiğini göstermiyor. Üstelik mevcut konut stokunun büyüklüğü, konutların hangi bölgelerde bulunduğunu, ne kadarının fiilen kullanıldığını veya hangi gelir gruplarına hitap ettiğini açıklamıyor.
2027 yılında dar ve orta gelirli kesimlere yönelik 150 bin konut üretilmesi hedefleniyor. 2026 yılı gerçekleşme tahmini ise 157.482 konut. 2027 yılı hedefinin önceki yıl tahmininin altında kalması dikkat çekiyor. Ancak burada yalnızca adetleri karşılaştırmak da yeterli değil.
Programda İstanbul’da planlanan 15 bin kiralık sosyal konutun ilk etabını oluşturan 1.071 konutun sunumunun gerçekleştirildiği belirtiliyor. Bu yaklaşımı önemli buluyorum. Çünkü Türkiye’de konut politikası uzun yıllardır ağırlıklı olarak mülk sahipliği üzerinden şekillendi. Oysa herkesin konut satın alması gerekmiyor. Dahası, mevcut gelir ve finansman koşullarında herkesin konut satın alabilmesi de mümkün değil.