Big Brother da totaliter düzenini bilim ve teknolojiyi kullanarak kurmuştu. Aslında o bilim ve teknolojinin arkasındaki ‘zihniyet’i eleştirmiştim. O düzenin kurucuları da bilim adamları, kullanılan en büyük gözetleme makinesi ‘tele ekran’ da bir teknoloji aracı değil mi?.. Ve bugün, her sokak, her ev, hatta evlerimizin içi dahi bu ‘teknoloji’ ile izlenmiyor mu? Ya da bugün kimi basılı, görsel, işitsel medya araçları, hatta sanat, hatta eğitim kurumları gerektiğinde bir ‘Gerçek Bakanlığı’ gibi çalışmalar yapmıyor mu?..
Bu bir yana, şimdi bilim ve teknoloji daha cazip, daha aldatıcı bir teknik buldu. Big Brother klasik bir denetleme-gözetleme, hegemonya sistemiydi, insanı-toplumu, talimatlarla, zorlamalarla, buyruklarla, kolluk kuvvetleriyle denetliyordu, ona ait bilgileri bu doğrultuda depoluyordu. Şimdi yeni bir teknoloji, yeni tarz var: Big Data!.. Büyük Veri anlamına geliyor. İnternette yaptığınız her türlü gezinti, aldığınız sattığınız, yediğiniz, içtiğiniz her şey ve gittiğiniz her yer, cep telefonları, banka kartları, internet aracılığıyla izleniyor ve depolanabiliyor. Sonra bu bilgiler analiz ediliyor, sizin nelerden hoşlandığınız, nelerden hoşlanmadığınız, ne aradığınız tespit edilebiliyor.
Artık ‘dijital psikopolitika’ çağındayız. Bunun anlamı, Big Brother’ın ‘pasif gözetleme’ tarzından Big Data’nın ‘aktif yönlendirme’ aşamasına geldiğimizdir; yani sadece kontrol edilmiyoruz, yönlendiriliyoruz da sonraki adımımızı başkaları belirleyebiliyor büyük oranda, hem de gönüllü olarak!..