Akif Beki: Ahlâki üstünlük yalanlarıyla kendimizi kandırmak mıdır komplekssizlik?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kötülükte yarışacak değiliz elbette. İyi yanlarında Batı’yla kendimizi kıyaslamak, biz neden öyle olamıyoruz diye sorgulamak niye ev zenciliği olsun? Güzel ahlâki üstünlük yalanlarıyla kendimizi kandırmak mıdır komplekssizlik?

Bu tartışmadan çıkıp İzmir GastroFest’e geldim. Yemek ve sanat temasıyla, tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenleniyordu.

Sanatçı Ahmet Güneştekin’in Urla’daki müze evinin bahçesinde bir akşam yemeğiyle başladı. Menüde tarhanalı arpa şehriyesiyle kalamar tabağı da olmasın mı?

Felsefeci, yazar Dücane Cündioğlu’nun yanlış anlaşılan esprisinin içine düşmüş gibi hissettim. Hani YouTube yayınında geçmişti. “Tarhana çorbası içiyor, her tarafı Heidegger olsa ne olur; dürüm yiyor adam, Hegel anlatsa ne olur” şeklinde bir ironik benzetmeydi.

İzmir GastroFest’in 8’inci yılı.

Bu yıl için seçtikleri tema, yemek ve sanat. İncili Gastronomi Rehberi’nin koordinatörü ve yazar Müge Akgün yönetti. Konuşmacı da Ahmet Güneştekin, Batı’da kabul görmeyi başarmış bir sanatçımız.

Gostronomiyle sanat arasındaki bağı şöyle kuruyordu: “Hafıza; tattığımız bir yemek gibi, gördüğümüz bir resim gibi, geçmişin derinlerinden bize seslenir…”

İstersek biz de öyle olabiliriz, hem tarhana içip hem Batı’yla gastronomiden sanata her alanda yarışabiliriz.

Akif Beki’nin yazısı