Dönemin Erzincan başsavcısı İlhan Cihaner’in de yargılanıp beraat ettiği ‘Erzincan Ergenekonu’ diye bilinen davanın ‘gizli tanık Efe’si, eski İliç savcısı Bayram Bozkurt, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından Fethullah Gülen’le yaptığı 45 dakikalık görüşmeyi anlattı: “Takdir beklerken, ‘İtaatsizlik etmişsin’ dedi.”

2010’da Cihaner, Gülen Cemaati hakkında soruşturma yürütürken tutuklanmıştı. O günkü savcılık iddiasına göre Cihaner orgeneral Saldıray Berk, istihbaratçı deniz albay Dursun Çiçek ve jandarma alay komutanı Recep Gençoğlu ‘Ergenekon örgütü’yle bağlantılı darbe planlıyordu.
Soruşturmayı yürüten dönemin Erzurum özel yetkili savcısı Osman Şanal, İliç ilçesinde savcılık yapan Bozkurt’u gizli tanık olarak kullanmıştı. Şanal, halen ‘FETÖ’ soruşturmasından tutuklu.
‘FETÖ halen yargıda yapılanmaya çalışıyorum’
AA’nın haberine göre, Ankara’daki duruşmaya, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 15 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sanık Bozkurt ve avukatı katıldı.
Üniversite yıllarında ‘FETÖ’yle tanıştığını, mesleğe başladıktan bir süre sonra Erzincan’a atandığını anlatan Bozkurt, burada görev yaptığı süre zarfında Mehmet isimli savcı üzerinden ‘himmet’ verdiğini söyledi.
Aynı ilde görev yapan Cihaner’le iyi ilişkilerinin olduğunu kaydeden Bozkurt, Erzincan’da görev yaptığı sürede burada bulunan hakim ve savcıların çoğunluğunun ‘FETÖ mensubu’ olduğunu bildirdi.
Yargı mensupları arasında halen ‘FETÖcü’lerin bulunduğunu öne süren Bozkurt, avukatlıktan hakim savcılığa geçişlere ilişkin, “Belli bir dönemde avukatlıktan hakim savcılığa geçen avukatların yüzde 80’i cemaat mensubudur. FETÖ kripto bir yapılanma, halen yargıda yapılanmaya çalıştığını düşünüyorum” diye konuştu.
‘FETÖ’nün yurt dışı yapılanmasına ilişkin bildiklerini de anlatan Bozkurt, “Bu yapı Türkiye’de nasıl yapılanmışsa, dünyadaki 179 ülkede de aynı şekilde yapılandı. Diğer ülkelerde de askerleri, hakimleri, savcıları var” dedi.
‘Ofise askerler, MİT’çiler geliyor, toplantılar yapıyorlardı’
Bozkurt şöyle devam etti: “Cihaner, başka bir cemaate operasyon yapacaktı. FETÖ’ye de operasyon yapacaktı ama FETÖ’nün tehlikeli bir yapı olduğunu bildiğinden soruşturmayı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP) kaydetmemişti. Buna rağmen Cihaner’in FETÖ’ye operasyon yapacağını yaklaşık 20 kişiden duydum. Bunun üzerine benim Cihaner ile iyi ilişkiler içinde olduğumu bilen FETÖ mensupları Cihaner ile görüşmemi istediler. Ben bunu kabul etmedim. Bazı yargı mensupları bu konuda bana baskı yapınca bakanlığa giderek durumu anlattım. Bunun üzerine hakkımda bir ay içinde 18 tane soruşturma açtılar. Üç sefer ihracım istendi. Bir müfettiş görevlendirip beni denetlediler. Sonradan öğrendiğim kadarıyla müfettiş de FETÖ’cüymüş. Sonrasında da beni Malazgirt’e tayin ettirdiler.”
Malazgirt’e gönderilmesinden sonra meslekten ayrıldığını, Kayseri’de 18 ay avukatlık yaptıktan sonra Ankara’ya gelerek ‘FETÖ’nün avukat yapılanması’ davasında yargılanmasına devam edilen Ali Fuat Babatan’ın yanında çalışmaya başladığını aktaran Bozkurt, “Babatan’ın ofisinde çalıştığım sürede ben cemaati tanımadığımı anladım. Ofise askerler, MİT’çiler geliyor, akşamları toplantılar yapıyorlardı. Babatan geçmişte, örgütün Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve yargı imamlığını yapmış ve o dönemde yargı camiasında korkulan bir kişi. Babatan’ın kullandığı ve örgüt tarafından halen kullanılan evler var. Babatan, FETÖ içerisindeki bir grubun başındaydı. Şahin grubu, güvercin grubu ve ortadaki grup vardı. Bu ortadaki grubun başlarındandı. Deniz Kuvvetleri imamı olan gerçek ismi İsmail, kod adı ‘İshak’ olan ve şu an ABD’deki yapılanmanın başındaki kişi, Ali Fuat’ın sağ koludur” diye konuştu.
Bozkurt, Babatan’ın yanında yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra o dönemki adıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ‘FETÖ mensubu olmayan’ üyelerinin desteğiyle mesleğe geri kabul edildiğini, göreve başlamasından kısa süre sonra da eşinin görevi gereği ABD’ye gittiğini dile getirdi.
‘Gülen’in bir mührü vardır’

ABD’de Fethullah Gülen’le görüşerek 17-25 Aralık operasyonlarında haksızlıklar yapıldığını iletmeyi düşündüğünü, bunun ilk başta engellendiğini belirten Bozkurt, ilerleyen zamanda Gülen’le görüşebildiğini kaydederek aralarında geçen konuşmayı şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 45 dakika Gülen ile görüştüm. Cemaatin 17-25 Aralık operasyonlarının doğru olmadığını ve kendisine yanlış bilgiler verildiğini, Ergenekon sürecinde yapılan ve benden yapmam istenenleri yapmadığımı söyledim. Takdir beklerken, ‘İyi ki yapmamışsın, haksızlık yapardın’ demesini beklerken, ‘İtaatsizlik etmişsin’ dedi. Gülen’in bir mührü vardır. Eğer bir insanı harcamak isterse yüzüne güler ama arkadan tokatlar. Çoğu zaman da onun yaptığını bilmezsin. Bu görüşmeden sonra FETÖ tarafından kurulan Karşı gazetesinde üç gün boyunca aleyhime haberler yapıldı ve mesleğe kabul kararım geri alındı.”
‘FETÖ’nün kamu kurumları içinde halen kripto üyelerinin bulunduğu ve devlet içinde yeniden yapılanmaya çalıştığını savunan Bozkurt, “FETÖ’nün asker ve MİT içindeki yapılanmasında ByLock kullandığından ve ankesörlü telefon soruşturmasından deşifre olanlar, FETÖ için gözden çıkarılabilir olanlardır. Halen kripto olan yaklaşık 3 bin kişilik bir FETÖ’cü ekip var. Bu grubun deşifre edilmesi çok önemli. Bu adamların ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Bunlar uyuyan hücrelerdir. Umarım yakın zamanda bunlar da deşifre edilir” diye konuştu.
Bozkurt’un beyanlarından sonra iddia makamının görüşünün alınmasından sonra mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.
Heyet, dosya kapsamındaki delillerin toplanmış olması, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma ihtimalinin bulunması ve tutuklulukta geçirdiği süreyi göz önünde bulundurarak adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti.
Dava, eksik hususların giderilmesi için ertelendi.