Ali DAĞLAR
‘Erzincan Ergenekonu’ olarak bilinen, dönemin başsavcısı İlhan Cihaner, 3’üncü Ordu komutanı orgeneral Saldıray Berk ve MİT yöneticilerinin yargılanıp beraat ettiği davanın gizli tanıklarının yargılanmasına başlandı.

Davanın ‘Gizli tanık Efe’si, İliç eski savcısı Bayram Bozkurt hakkındaki yakalama kararına rağmen henüz yakalanamazken, celse arasında yurtdışına çıkış yasağı konduğu anlaşıldı.
Davanın diğer iki tutuklu sanığı, gizli tanıklar Serkan Zirek ve Ahmet Koç ilk sorgularında, meslekten atılma eski savcı Bozkurt ve Cihaner’i makamında gözaltına aldırıp tutuklatan eski Erzurum savcısı Osman Şanal’ı suçladı. Zirek, Bozkurt ve Şanal’ı iş bulma vaadiyle söylemediği ifadeleri imzalatmakla suçlarken, Koç “Ben üç sayfa ifade verdim, Şanal bana dört sayfa gösterdi, söylemediğim şeyler vardı” dedi.
Sanıkların Anayasal Düzene Karşı Suçlar kapsamında ‘Paralel Devlet Yapılanması (PDY)/Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) Terör Örgütü’ne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’, ‘yalan tanıklık ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak’ iddialarıyla 22 yıl dokuz aya kadar hapsi isteniyor.
Bayram Bozkurt’a yurtdışı yasağı
Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklu sanıklar Zirek ve Koç ile müştekiler CHP milletvekili Cihaner, avukatı Turgut Kazan, emekli albay, CHP Ankara Milletvekili Dursun Çiçek’in avukatları İrem Çiçek ve Hikmet Aksakallı hazır bulundu. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Bozkurt’un halen arandığı bildirildi.
Tutuklu sanıklardan Koç’un da Erzincan Ergenekonu davasında gizli tanık olarak alınan ifadesinin mahkemeye ulaştığı, ayrıca firari sanık Bozkurt hakkında celse arasında yurtdışına çıkış yasağı konduğu bildirildi.
‘İstihbarat verdim, 10 gün sonra patlama oldu’
İddianame okunduktan sonra ilk sorgusu yapılan sanık Koç savunmasını şöyle yaptı: “2007 yılında İsmail Keleş benim çalıştırdığım çay ocağına gelerek, Erzincan’da terör hususunda bir istihbarat çalışması babında bir ekip kurduklarını belirterek, seni de bu gruba dahil etmek istiyoruz dedi. Önce kabul etmedim. Bir hafta sonra tekrar geldi, bu sefer kabul edip onlarla çalışmaya başladım. Beni jandarma istihbarat elemanlarıyla tanıştırdı. Birlikte çalışmaya başladık. Bilgi toplamak amacıyla Erzincan ilçelerinde gezdik. Çoban ve köy muhtarlarından bilgi aldık. Esnaf olduğum için çay ocağına gelip giden çoktu, bilgi akışı çoktu. 2008’de, Kemah’ta patlama oldu. Bu olaydan önce jandarma istihbarat elemanları yanıma geldi, benden Erzincan’daki bütün cemaatçilerin isim listelerini yapmamı istedi. Kabul etmedim. Kemah’taki patlama olmadan önceki bilgiler geldi. Patlamanın planlandığını, teröristlerin sık sık geldiğini, hatta tüp vb. şeyler istendiğini duydum. Bunları İsmail Keleş aracılığıyla istihbarat elemanlarına bildirmelerini söyledim. Onlar bana inanmadıklarını söylediler. Ertesi gün aracıma Alp karakoluna gittim. Mikdat Yarbaya gerekli bilgileri aktardım. Bir hafta on gün sonra patlama oldu.”
‘Osman Şanal’a üç sayfa ifade verdim, dört sayfa gösterdi’

Koç, vermiş olduğu ifadenin değiştirildiğini ve söylemediği birçok şeyin ifadesine eklendiğini söyledi: “2009 yılında belediyeden emekli arkadaşım Kemalettin Yazıcı ile birlikte oturuyorduk. Bayram Bozkurt oraya geldi. Onlar da tanışıyormuş. Kemalettin beyle Kemah bölgesinde mevcut olan bir mağara ve bununla ilgili istihbaratçı konuşmalarımızı aktarırken Bayram Bozkurt bana benden ne istediklerini sordu. ‘Benden Erzincan’daki tüm cemaatçilerin isimlerinin listesini sunmasını istediler, kabul etmedim’ dedim. Bayram Bozkurt mekanımı öğrendi, gelip gitmeye başladı. Samimi olmaya başladık. Benim çalıştığım ekip hakkında kendisine bilgi verdim. Bana ‘Senin arkadaşların yanlış işler yapıyormuş, bana anlattıklarını Erzurum’daki savcıya anlattım, eğer gelmezsen zorla götürecekler’ dedi. İki gün sonra geldi, zorla Erzurum’a götürdü. Orada Osman Şanal bana ‘Bayram beyden bir şeyler duydum, doğru mu’ dedi, ‘doğru’dedim. Patlamada beni kale almadıkları için istihbaratçılara çok kızmıştım. Konuyla ilgili ifade vermemi istedi, verdim. Savcı bey bana ifademi okudu. Ben imzalı olarak 3 sayfalık ifade vermiştim, bana 4 sayfa gösterdi. Altında imzam yoktu. Burada benim söylemediğim pek çok şey ifademin içinde var. 17/12/2009 tarihli ifademde söylediğim şeylerin çoğu yok.”
‘O ifadeleri İşe gireceğim diye imzaladım’

Sanık Zirek ise şu savunmayı yaptı: “Erzincan’da kafede çalışıyordum. Savcı Bayram Bozkurt gelip giderdi. Beni telefonla arayarak ‘garsonluğun güzel, sana askeriyede iş ayarladık. Arabaya bin Erzurum’a gel’ dedi. Erzurum’a gittim, beni otogardan aldı. Bana askeriyedeki iş için savcı beyle tanıştıracağını söyledi. Orada Osman Şanal ile tanıştık. Kimliğimi isteyip fotokopisini çektiler, masanın üstünden 5-6 tane asker fotoğrafı gösterdiler. Bu komutanlar sana yardımcı olacak, seni işe alacak dediler. 5-6 sayfa ifade tutanağını imzala dediler, senin işin hazır dediler. Ben de işe gireceğim diye imzaladım. Osman Şanal bana ‘sizin oranın Munzur Dağları güzel, seni Munzur yapalım’ dedi. ‘Ne Munzuru’ dediğimde ‘seni tanık yaptık, Savcı Bayram sana anlatmadı mı’ dedi, ‘anlatmadı’ dedim. Erzincan’a döndüm, gazetelerde ismimi görünce Bayram Bozkurt’u görmeye, atandığı Malazgirt’e gittim. Kendisine ‘her şeyi anlatacağım’ dedim, ‘sakın yapma, 4-5 sene ceza yersin’ dedi. Erzincan savcılığına geldim, ifade verdim. ‘Bu ifadeler benim değil’ dedim. Çıkışta polisler beni aldı, tekrar Erzurum’a götürdü.”
‘Mahkemeyi biz yönetiyoruz, sen bir şeye karışma!’
Mahkemede emniyet müdürüne Dursun Çiçek’i tanımadığını belirten Zirek, “Sen bir şeye karışma, biz sana ne söylediysek o şekilde söyle” yanıtını aldığını söyledi: “Savcı Osman Şanal, bana ‘Erzincan’daki ifadelerin baskı altında alındığını söyleyeceksin’ dedi. Ben de imzaladım. Erdal Erdoğan bana yardımcı olmaya çalıştı, milletvekilleriyle görüştürdü, oradan da bir sonuç alamadık. En son Dursun Çiçek’in mahkemesine gittiğimiz zaman emniyet müdürüne ‘benim ne işim var, ben bu adamı tanımıyorum’ deyince o da bana ‘sen bir şeye karışma, biz sana ne söylediysek o şekilde söyle’ dedi. Ben doğruları söylemek için tam düğmeye basacaktım ki emniyet müdürü engelledi. Dursun Çiçek’in kızı bana helikopterin hangi renkte olduğunu sorunca emniyet müdürü beyaz ve kırmızı çizgili olduğunu yazarak benim önüme koydu. Ben de o şekilde ifade verdim. Bizi bu hale getiren Bayram Bozkurt’tan şikayetçiyim.”
Zirek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gizli tanık olarak ifade verirken yanında tanık koruma müdürü olarak Hacı Bekir adlı polisin olduğunu, Erzincan’dan İstanbul’a üç savcı eşliğinde getirildiğini söyledi. Zirek “Bu üç savcı bana hiçbir şeyden korkma, mahkemeyi zaten biz yönetiyoruz, sen bir şeye karışma dediler. Dursun Çiçek’i tanımadığımı söyledim, o sorunca ‘Ne yapacağım?’ deyince ‘Biz zaten avukatları konuşturmayacağız’ dediler. Hırsızlık suçundan sabıkam var.” dedi. Sanıkların tahliye istemleri reddedilen duruşma, müştekilerin talimatla ifadelerinin alınması için ertelendi.
Cihaner’i ‘yakan’ eski Erzincan savcısı Bozkurt’a tutuklama ve yakalama kararı çıktı
Cihaner’i yakan eski savcı şimdi savunmada: İfadem çarpıtılmış
‘Keneli suikast’le meşhur eski Erzincan savcısı Bozkurt’un 22 yıl dokuz ay hapsi istendi
‘Erzincan Ergenekonu’nun gizli tanığı eski savcının tutuklanması talebine yine ret