Uçum: Öcalan'ın koşula dönüştürülme çabasından vazgeçilmeli

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’a göre PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ‘geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesi çok önemli’.

Mehmet Uçum. Fotoğraf: AA

Öcalan için daha önce ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü‘ statüsünü öneren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün (18 Mayıs) Türkgün gazetesindeki süreçte yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu belirtip şöyle yazdı:

“Bu durumda PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır.

“Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla katî suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır.  

Koordinatörlük PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir.”

Uçum da aynı gün Anadolu Ajansı’na (AA) Bahçeli’nin Öcalan’la ilgili çağrılarına ‘yanıt gibi’ bir ‘analiz’ yazdı. Erdoğan’ın başdanışmanı, Bahçeli’nin aksine ‘Öcalan’ın siyasetin önüne çıkartılmaktan vazgeçilmesinin çok önemli’ olduğunu savundu.

Yazı özetle şöyle:

* Toplumun tüm kesimlerine güven vermek ve endişeleri gidermek tartışmasız bir ihtiyaçtır. Bunun için Öcalan’ın bu konudaki kesin iradesi de dikkate alınarak bağlantılı unsurlar ve legal yapıların özellikle terör ve şiddet siyasetinin gayrimeşru olduğunu ifade etmeleri, açık ya da örtük hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın silaha dönüş dilinin tamamen terk edilmesi gerektiğini vurgulamaları çok etkili ve doğru olur. Toplumun beklediği de budur.

* Yine Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine bağlı olarak etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmasından ve geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesinin çok önemli olduğu tartışmasızdır.

‘Kürdistan’ isminin kullanılması arasında fark’

* Örneğin geçmişte coğrafi bir bölgenin adı olarak ‘Kürdistan’ ifadesinin kullanılmasıyla bugün etnik siyaset için ‘Kürdistan’ isminin kullanılması arasında niteliksel fark olduğunu görmek gerekir. Geçmişteki kullanımı referans göstererek bugünkü etnik siyaset kullanımına meşruiyet kazandırma yaklaşımı doğru değildir.

* Bugün etnik siyaset aracı olarak kullanılan ‘Kürdistan’ ismini bu kullanımın sorunları üzerinden değerlendirmek gerekir. Konu kimin yanlış yapıp yapmadığı meselesi değil, etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkarılmasıdır.

* Türk milletinin Türkiye’nin bütünlüğü ve bütünlüğün temel unsurları konusundaki değişmez kabullerini ve hassasiyetini dikkate alarak dil kurmanın geçiş sürecine katkı yapacağı unutulmamalıdır.

‘Diyaloğa farklı manalar yüklemek zaman kaybı’

* Devletin geçiş sürecinin muhataplarıyla yürüttüğü diyalog terörün kesin ve devamlı surette her mecradan tasfiyesi için yürütülen temastır. Diyaloğun amacı ‘Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin en sorunsuz şekilde tamamlanmasını sağlamaktır.

* Diyaloğa farklı manalar yüklemek ana mecrasıyla doğrudan ilgili olmayan alanlara taşımak geçiş sürecine zaman kaybettirmekten başka bir şeye yaramaz.

* Diyaloğun amacına uygun yürütülmesinin geçiş sürecinin en az sorunla tamamlanması bakımından çok önemli olduğu herkesin kabul edeceği bir durumdur.

‘Sürecin hukuksal koşulları uygun muhatapları daha etkin olabilir’

* Elbette ‘Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin tamamlanmasıyla bu sürecin hukuksal koşulları uygun olan muhatapları vesayetsiz demokratik siyaseti benimseyerek daha etkin olabilirler.

* Türkiye toplumunun tamamına dönük ve Türkiye halkının tüm kesimlerinin içinde yer aldığı demokrasiyi geliştirme, sosyal politikaları güçlendirme ve ülkesel tüm konularda yürütülen demokratik müzakere süreçlerinin meşru aktörleri olarak çok daha fazla katkı yapabilirler. O noktadan sonra artık demokrasinin gelişme dinamikleri belirleyici olur.

‘Demokrasiyi geliştirme hamleleri erteleniyor gibi sonuçlar çıkartılmasın’

* Daha önce de vurgulandığı gibi bu değerlendirmelerden demokrasiyi geliştirme hamleleri geçiş süreci sonrasına erteleniyor gibi abes sonuçlar çıkartılmasın. Geçiş sürecinin kendisi bizatihi demokratik siyaset alanını genişleten ve demokrasiye katkı yapan tarihi bir gelişmedir.

* Demokrasinin ilerletilmesiyle geçiş süreci iç içedir. Bununla birlikte toplumun tamamının içinde yer alacağı kapsamlı bir demokrasi ve hukuk reformunun bütün şartları sadece geçiş sürecinin tamamlanmasıyla oluşur.

Öcalan’ın statüsü tartışması

Öcalan’ın statüsü tartışmasıyla ilgili Bahçeli, 24 Şubat’ta partisinin grup toplantısında şöyle demişti:

“Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?

Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır. Bunun çözümü nasıl olacaktır? ‘Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?

Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.”

Aynı gün Bahçeli’den sonra konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Öcalan için ‘statü’ istedi:

“Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı.”

Konu bir gün sonra bir gazeteci tarafından Erdoğan’a soruldu. Cumhurbaşkanı, soru üzerine gazeteciye “Ne açığı?” diye sordu.

Bunun üzerine gazeteci sorusunu ‘İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacak’ dedi sayın Bahçeli. Ne söylemek istersiniz?” diye tekrarladı.

Cumhurbaşkanı şöyle yanıt verdi: “İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor.”

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, 26 Şubat’ta İmralı Cezaevi’nde amcası Mehmet Öcalan’la birlikte PKK lideriyle görüştü. Ömer Öcalan, Öcalan’ın “Elbette ki benim statüm önemlidir. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor” dediğini aktardı.

Bahçeli, 5 Mayıs’ta Öcalan için önerdiği ‘statü’‘barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü’ diye açıkladı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan aynı gün “(MHP Genel Başkanı Devlet) Bahçeli’nin bugün sarf ettiği sözlerin altına imza atıyoruz” dedi, Erdoğan’ı ‘birlikte tarih yazma’ya çağırdı.

Erdoğan’dan henüz bu konuda bir açıklama gelmedi.

PKK’nın silah bırakma süreci

Öcalan, 27 Şubat 2025’te ‘Barış ve Demokratik Toplum’ adını verdiği bir metinle PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmıştı.

1978’de Diyarbakır’ın Fis Köyü’nde kurulan PKK, 47 yıl sonra 11 Temmuz 2025’te silah bıraktığını duyurmuş, 30 örgüt üyesi Irak’ın Süleymaniye kentinde silahlarını bir varilde yakmıştı.

üreç için Meclis’te kurulan ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun AKP, MHP ve DEM Partili üç üyesi, 24 Kasım 2025’te İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüşmüştü. Görüşmenin tutanakları, 23 Ocak 2026’da TBMM’nin sitesinden yayınlanmıştı.

Komisyon, 18 Şubat’ta da sürece ilişkin ortak raporu kabul etmişti.

Süreç o günden bu yana yasal düzenleme tartışmasıyla sürüyor.

Bahçeli’nin Öcalan için önerdiği ‘statü’: Koordinatörlük

Öcalan ‘Statüm önemlidir, açıklığa kavuşmalı’ demiş

Adalet bakanı: İmralı’da özel konut yapılma durumu yok

Erdoğan: İmralı, Adalet Bakanlığı’nca işletiliyor

Bahçeli: KCK’nın feshi derhal sağlanmalı

Öcalan: Asıl mücadele şimdi başlamakta

Süreç: Ortak rapor, komisyondan geçti

Komisyon raporunda ‘umut hakkı’ yok: Yedi başlık, 60 sayfadan oluşuyor