MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan için önerdiği ‘statü’yü açıkladı: Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, “Barış için çıktığımız bu kutlu yola baş koyduk” dedi; ‘terörsüz Türkiye’ sürecinde sıranın siyasi ve hukuki düzenlemelerde olduğunu belirtti.
‘Öcalan’ın statüsünün konuşulması bizim için önemli’
“Teklifler değerlendirilecek kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesi ile oluşturulacaktır” diyen MHP lideri, daha sonra sözü Öcalan’ın statüsüyle ilgili tartışmaya getirdi:
* Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.
* Örgütün tüm unsurlarıyle feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.
* Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz.
‘Özü açık olmalı’
* Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, ‘terörsüz Türkiye’ hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır.
* Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurluğu geleceği birlikte gözetmelidir.
Önerisi: Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü’
* Bu tartışmalara son vermek için bunun adınının ‘karış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Başka alternatifler de üretilebilir.
* Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.
‘Milli meseleler kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz’
Bahçeli ardından “Milli meseleler kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz” deyip devam etti:
* Kimsenin en ufak şüphesi olmasın; şehitlerimiz baş tacımız, gazilerimiz yüz akımızdır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi şehit ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma, mücadelelerini nihayete erdirme iradesidir. Onların kudreti olmasaydı bugün bu hedefleri konuşamazdık. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz kutlu, ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ daim olsun.
* Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı aynı hedefe bakıp aynı istikamete yürümeli, aynı tarihin sorumluluğun kararlılığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün bir parçası olarak görülmelidir.
* İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz.
‘Türkiye’yi yönetmenin talip olanın uykuları kaçmalı’
* Türkiye’yi yönetmek ciddiyet, yönetmeye talip olmak ağır bir mesuliyet ister. Milli meseleler kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası böylesi bir hafifliğe taşınamaz. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykuları kaçmalı, saçları ağarmalı, vicdanı sızlamalıdır. Çünkü bu yük büyük, çetin ve mukaddestir.
Öcalan’ın statüsü tartışması
Öcalan’ın statüsü tartışması da daha önce de konuşuldu.
Bahçeli, 24 Şubat’ta partisinin grup toplantısında da şöyle dedi:
“Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır. Bunun çözümü nasıl olacaktır? ‘Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?
Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.”
Aynı gün Bahçeli’den sonra konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Öcalan için ‘statü’ istedi:
“Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı.”
Konu bir gün sonra bir gazeteci tarafından Erdoğan’a soruldu.
Cumhurbaşkanı, soru üzerine gazeteciye “Ne açığı?” diye sordu.
Bunun üzerine gazeteci sorusunu “‘İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacak’ dedi sayın Bahçeli. Ne söylemek istersiniz?” diye tekrarladı.
Cumhurbaşkanı şöyle yanıt verdi: “İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor.”
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, 26 Şubat’ta İmralı Cezaevi’nde amcası Mehmet Öcalan’la birlikte PKK lideriyle görüştü. Ömer Öcalan, Öcalan’ın “Elbette ki benim statüm önemlidir. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor” dediğini aktardı.
PKK’nın silah bırakma süreci
Öcalan, 27 Şubat 2025’te ‘Barış ve Demokratik Toplum’ adını verdiği bir metinle PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmıştı.
1978’de Diyarbakır’ın Fis Köyü’nde kurulan PKK, 47 yıl sonra 11 Temmuz 2025’te silah bıraktığını duyurmuş, 30 örgüt üyesi Irak’ın Süleymaniye kentinde silahlarını bir varilde yakmıştı.
üreç için Meclis’te kurulan ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun AKP, MHP ve DEM Partili üç üyesi, 24 Kasım 2025’te İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüşmüştü. Görüşmenin tutanakları, 23 Ocak 2026’da TBMM’nin sitesinden yayınlanmıştı.
Komisyon, 18 Şubat’ta da sürece ilişkin ortak raporu kabul etmişti.
Süreç, şimdi yasal düzenleme tartışmasıyla sürüyor.