'RedHack davası' öncesi çağrı: Gazetecilik bu değilse ne?

 

Hacker grubu RedHack’in sızdırdığı Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaların haberleştirilmesiyle ilgili açılan davada yargılanan altı gazetecinin ilk duruşması öncesi dayanışma çağrısı yapıldı.

Soldan sağa: Mahir Kanaat, Ömer Çelik, Tunca Öğreten.

Diken’in eski editörü Tunca Öğreten, kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat, Kapatılan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan, 25 Aralık 2016’da gözaltına alındı.

Altı isim tam 24 günlük gözaltı süresinin ardından 17 Ocak’ta adliyeye sevk edildi. Öğreten, Kanaat ve Çelik tutuklanırken, diğer üç isim serbest bırakıldı.

Aynı soruşturmada daha sonra Almanya merkezli Die Welt’in Türkiye muhabiri Deniz Yücel de tutuklandı. İddianame ise aylar sonra, 3 Temmuz’da hazırlandı. Gazeteciler ‘terör’le suçlandı.

Davanın ilk duruşması 24 Ekim’de. Duruşma öncesi dayanışma çağrısı yapılırken, gazeteciler bir metin yayınlayarak tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılmasını talep etti.

Metin şöyle:

Gazetecilik bu değilse ne!

“Üçü tutuklu altı gazetecinin, Bakan Berat Albayrak’ın e-mailleriyle ilgili yargılandığı davanın ilk duruşması 24 Ekim’de Çağlayan’da görülecek.

Gazeteciler Tunca Öğreten, Ömer Çelik ve gazete çalışanı Mahir Kanaat, geçen yıl 25 Aralık’ta sabaha karşı evlerine yapılan bir polis baskınıyla gözaltına alındılar. Operasyon, Enerji Bakanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın e-postalarının RedHack tarafından ele geçirilmesi ve yayılması soruşturması kapsamındaydı.

24 günlük gözaltı sürecinden sonra, aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan diğer üç gazeteci Derya Okatan, Metin Yoksu ve Eray Sargın adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken Çelik, Kanaat ve Öğreten Silivri Cezaevi’ne gönderildiler.

RedHack, eylül ayında e-postaları yayımlamış, ayrıca bazı gazetecileri, onlara sormadan, Twitter’da bir DM grubuna eklemişti. Albayrak’ın e-postaları sosyal medyada dolaşırken, gazeteciler kamu yararına haber yapmışlardı.

Kişisel e-posta hesabı ‘duruma göre devlet sırrı’

Bu gazetecilerden Tunca Öğreten, o dönemde editör olarak çalıştığı Diken’de, Albayrak’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin petrolünü taşıyan PowerTrans şirketinde söz sahibi olduğunu ortaya koyan mesajlaşmaları haberleştirdi. Daha önce, hükümetin PowerTrans’a imtiyaz sağladığı ve Albayrak’ın bu şirketle ilişkili olduğu iddia edilmiş ancak bu iddialar yalanlanmıştı.

Tutuklama kararından yedi ay sonra, temmuz ayında açıklanan iddianamede, Albayrak’ın kişisel e-posta (Gmail, Yahoo ve iCloud) hesaplarında ‘duruma göre devlet sırrı niteliğinde de olabilecek bilgiler’ olduğu ve bu bilgilerin manipüle edilerek Albayrak ve onun şahsında hükümeti yıpratmak amacıyla yayımlandığı iddia ediliyor. Ancak hangi bilginin ne şekilde değiştirildiğinden bahsedilmiyor, sadece, ‘milli enerji politikasının başarısızlığa uğraması için olumsuz algı oluşturulduğu’ gibi suçlamalar yer alıyor.

Öğreten, savunmasında ‘Haber kupürü dışında DHKP-C üyesi dahi görmedim’ demiş olsa da, RedHack’in bu örgütle ilişkili olduğu, Öğreten’inse ‘üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği’ iddia ediliyor. Öğreten, aynı zamanda FETÖ/PDY adına suç işlemiş olmakla da suçlanıyor. Buna gösterilen tek kanıt, KHK ile kapatılan Taraf gazetesinde çalışmış olması. Halbuki Öğreten, bu olaylardan yaklaşık iki yıl önce Taraf’tan ayrılmıştı.

BirGün çalışanına FETÖ suçlaması

BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat’le ilgili olarak ise, Twitter’da RedHack hesaplarını takip etmesi bir delil olarak sunuluyor, ancak Albayrak’ın e-postalarını haberleştirmiş olmakla ilgili herhangi bir suçlama yok. Fakat herkesin internetten indirebileceği 17-25 Aralık fezlekelerinin orijinallerinin telefonunda bulunduğu iddia edilerek, FETÖ üyesi olmakla suçlanıyor. BirGün’ün, Gülen aleyhine yıllardır en sert yayın yapan gazetelerden biri olduğu bilinmesine rağmen.

Ortaya karışık örgüt

İddianamede ele alınan dönemde, Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) haber müdürü olan Ömer Çelik, çoğunluğu haber paylaşımı olan tweetleri nedeniyle ‘terör örgütü propagandası’ yapmakla suçlanıyor. Bir KHK ile kapatılan DİHA’da çalışması da delil olarak gösteriliyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınıp sonra serbest bırakılan diğer üç gazeteci de örgüt propagandasıyla suçlanıyorlar. Derya Okatan ve Eray Sargın, sorumlu yazı işleri müdürü oldukları basın kuruluşlarının Twitter’daki haber paylaşımları nedeniyle yargılanıyor. Metin Yoksu için delil olarak sunulan tweetlerin çoğunluğunu da haber paylaşımları oluşturuyor. Böylece, RedHack soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazetecilere, bu konuda haber yapmamış dahi olsalar, FETÖ’den MLKP’ye kadar farklı örgütlerle bağlantıları olduğu iddia edilerek ‘ortaya karışık suçlama’ yöneltiliyor.

İddianamede adları geçen gazetecilerin tamamı ayrıca, ‘bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirmek’le suçlanıyor. Ancak neyi engellemişler, hangi verileri nasıl değiştirmişler, bu konularda iddianamede tek kelime yok.

Deniz Yücel’in dosyası ayrıldı

Aynı soruşturma kapsamında 27 Şubat’ta tutuklanan Alman Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’e sorgusunda RedHack haberiyle ilgili soru sorulmamış, ancak Kürtlerle ilgili haberleri nedeniyle ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla cezaevine gönderilmişti. Herhangi bir neden belirtilmeden dosyası bu soruşturmadan ayrılan Yücel hakkında henüz bir iddianame de yazılmadı. Yücel 226 gündür tek kişilik hücrede tutuluyor.

İlk duruşma 24 Ekim

İddianamede yer alan tüm bu çelişkilere rağmen, Mahir Kanaat, Ömer Çelik ve Tunca Öğreten böyle bir dosya kapsamında 267 gündür tutuklu. Her hafta başka bir gazeteci davasının görüldüğü Türkiye’de, 24 Ekim’de ilk kez hâkim karşısına çıkacaklar. Tutuksuz olanlarla birlikte toplam altı meslektaşımız yargılanacak.

Haber alma ve verme hakkına sahip çıkan herkesi 24 Ekim’de saat 11.00’de, Çağlayan Adliyesi’nde, meslektaşlarımızın yanında olmaya çağırıyoruz.”

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten: 7 milyar insanın bildiği sır mıdır?

Altı gazeteci hakkındaki ‘Redhack davası’nda iddianame ‘nihayet’ tamam

Tutuklu gazeteci Yücel: Almanya’da ‘çok Deniz’ yok

Üç gazeteci tam beş aydır iddianamesiz cezaevinde!

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten, İsveç hükümetinin insan hakları ödülüne aday gösterildi

Deniz Yücel 100 gündür özgürlükten mahrum: Eşinden tecriti anlatan mektup

‘Erdoğan’ın susturmak istediği yüzler’: Tutuklu gazetecilerin çizimleri Paris sokaklarında

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten: Hayat da bir şekilde devam ediyor işte

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten’den mektup: Herkesin tutsaklığı farklı

Die Welt’in tutuklu muhabiri Deniz Yücel: Hiçbir yere iade edilmek istemiyorum

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten: ‘Yak, yık, öldür ama haber yapma’ diyorlar

Öğreten’den gazetecilere ‘Ne ararsanız bunlarda’ diyen Erdoğan’a: Onlar serbest, biz tutukluyuz

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten cezaevinde evlendi: 16 Nisan’a kadar tek ‘Evet’im bu

Gürsel’in eşinden gazetecilere ‘Ne ararsanız bunlarda var’ diyen Erdoğan’a: Cevap bekliyorum, bu ne demek?

Erdoğan, tutuklu gazetecileri ‘tanımladı’: İçlerinde katilden soyguncuya, çocuk istismarcısına kadar herkes var

Tutuklu gazeteci Deniz Yücel’den mektup: İyiyim ancak tek başına olmak işkence

Gazeteci Deniz Yücel’den mektup var: Mahkeme beni güldürmeye devam ediyor

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten’den mektup: Varsa iddianameniz, bir dal alırız

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten’den mektup: Bir umut bekliyoruz

Tutuklu gazeteci Tunca Öğreten’den mektup: Ferhan Şensoy’un ‘Pardon’u gibiydi

Tutuklu gazeteci Öğreten’in savunması: Haber küpürü dışında DHKP-C üyesi dahi görmedim

Tutuklanan gazetecilere suçlama: Albayrak’ı ve hükümeti yıpratmak amaçlı yayınlar yapıldı

Gazeteci Derya Okatan gözaltındaki 24 günü anlattı: Ölümle tehdit edildim

Sabah’ın iddiası: Gözaltı listesindeki gazetecilere suçlama ‘RedHack bağlantısı’

Aralarında Tunca Öğreten’in de bulunduğu üç gazeteci tutuklandı