Zeynep Türker: İklim değişikliği, si­gorta sektörünün bilançolarında en ağır etkileri yaratan risklerden

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İklim değişikliği son yıllarda si­gorta sektörünün bilançolarında en ağır etkileri yaratan risklerden biri. Artan doğal afetler, yangınlar, sel ve kuraklık nedeniyle ciddi ha­sarlarla karşılaşan sigorta sektörü, 2023 ve 2024 yıllarında afet mo­dellemelerini güncelleyip sermaye yapılarını güçlendirirken, bu süreç birçok branşta prim artışlarını da beraberinde getirdi.

2025’te yaşanan don, kuraklık, yangın ve aşırı yağışlar özellikle tarım sektöründe mil­yarlarca liralık kayba yol açarak koruma açığını yeniden görünür hale getirdi; bu nedenle para­metrik sigortalar, mikro sigorta çözümleri ve iklim finansmanıy­la bağlantılı ürünlerin önemi gi­derek artıyor.

İklim dönüşümü; yenilenebi­lir enerji, enerji verimliliği, sel ve kuraklık altyapıları gibi alanlar­da trilyonlarca dolarlık yatırım ihtiyacı yaratırken, sigorta sektörü de yatırım risklerini azaltıp finans­man maliyetlerini düşürerek bu dö­nüşümün önemli kaldıraç mekaniz­malarından biri haline geliyor; nite­kim Türkiye Sigorta Birliği’nin İklim Kanunu kapsamında Karbon Piyasa­sı Kurulu’nun danışma yapısında yer alması da bu rolün kurumsal olarak tanındığını gösteriyor.

Üstelik risk­ler yalnızca enerji sektörüyle sınır­lı değil; nakliyat, ürün sorumluluk, mesleki sorumluluk, D&O ve siber risk sigortaları gibi alanlarda veri merkezlerinin enerji tüketimi, elekt­rikli araç bataryaları ve siber saldı­rıların operasyonel etkileri yeni risk değerlendirme modellerini ve sigor­ta ürünlerini beraberinde getiriyor.

İklim değişikliği artık yalnızca çevresel bir sorun değil; ekonomik, ticari ve finansal bir risk yönetimi meselesi.

Zeynep Türker’in yazısı