Zeynep Oral: Prag'da izlediğim oyunların birçoğu Türkiye'de sahnelenemezdi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çek Kültür Bakanlığı himayesinde Uluslararası Tiyatro Eleştirmenler Birliği’nden Prag’daki bir tiyatro festivaline davet alınca soluğu orada aldım. Prag benim için aynı zamanda Kafka’nın kenti ve Nâzım Hikmet’in “Pırağ Beşlisi” şiirlerini yazdığı kent.

Prag’da izlediklerimle, ülkemdeki tiyatro etkinlikleri arasında benzerlikler de ayrışmalar da vardı. En büyük benzerlik, özel tiyatroların içinde bulunduğu ekonomik zorluklardı. Devlet ya da yerel yönetimlerden destek alanlarla almayan tiyatro kurumları arasında çok haksız bir rekabet, gençlerin canını yakıyordu. Bunu aşmak için özel tiyatrolar çareyi ya bir üniversite bünyesine ya da yerel yönetime ait bir kültür merkezine kapağı atmak zorunda kalıyordu. Çarelerden biri de sansasyonel konulara yönelmekti…

Ayrışma derseniz: Orada izlediğim oyunların birçoğu Türkiye’de sahnelenemezdi. Şöyle açıklayayım: Türkiye’de yasaklanan “Manifest” topluluğunun giysileri, oradakilerin yanında rahibe kılığı kalır. Başrollerde çıplaklık, belden aşağı vuruşlar, argo, küfür, şiddet…

Tiyatro artık görselişitsel teknolojiyle, dansla , performansla ve resim sanatıyla iç içeydi.

Toplumsal bellek-kimlik arayışı, geçmişle hesaplaşma, geçmişle yüzleşme, savaşa, şiddete direnme, göçmenlik… ‘Ben kimim?’ sorusuna yanıt arama. Bunlar en sık karşılaştığım temalardı.

Zeynep Oral’ın yazısı