Zeynep Gürcanlı: Türkiye'ye 'Ortadoğu'nun jandarmalığı' rolü uygun görülmüş durumda

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye dış politikasında giderek daha fazla ABD kampına yaklaşırken, Ege’nin diğer yakasındaki gelişmeler ise “Washington’a ne kadar güvenilebilir” sorusunu meşru hale getiriyor.

ABD’nin yaklaşık 15 yıl arayla dünyaya verdiği mesajlardaki değişimi, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren iki görüntü üzerinden okumak mümkün.

2009’da Barack Obama, başkanlığının ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yapıp, İstanbul’da arkasına cami siluetini alarak konuşmuş, ABD’nin İslam’la savaş halinde olmadığını ve Müslüman dünyayla karşılıklı saygıya dayalı yeni bir ilişki istediğini söylemişti. Obama’nın bu konuşmasından sadece aylar sonra Arap Baharı başladı. Mısır’da, Suriye’de, Libya’da rejimler, yönetimler değişti.

Bugün ise ABD farklı bir “sahne” kuruyor;

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina’ya yaptığı ziyarette arkasına Akropolis’i alarak Batı’nın yeniden kenetlenmesi çağrısı yaptı, Atina ve Roma’dan Hristiyanlığa, oradan Amerikan Cumhuriyeti’ne uzanan “ortak Batı mirasını” öne çıkarttı. Rubio’nun konuşmasında, dünyadaki yeni büyük güç rekabetine karşı ABD ve Avrupa’nın birlikte hareket etmesi çağrısı vardı.

Belli ki Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz arasındaki jeopolitik hatta ABD açısından “Batı” Yunanistan merkezli olarak şekillenirken, Türkiye’ye ise “Ortadoğu’nun jandarmalığı” rolü uygun görülmüş durumda.

Türk dış politikası konuşulurken, üzerinde en çok tartışılması gereken de ülkeye biçilen bu rol olmalı…

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı