Geçtiğimiz günlerde CHP’li iki milletvekili Gökhan Günaydın ve Deniz Yavuzyılmaz, seçim döneminde tarafsız yayın yapmadığı gerekçesiyle ‘kamu yayın kurumu’ olan TRT’nin Genel Müdürü Zahit Sobacı ile görüştü. Basına yansıyan ayrıntılara göre, bu görüşmede Genel Müdüre TRT’nin haber bültenlerinde muhalefete ayrılan sürenin neye göre ve nasıl saptandığı soruldu. ‘Şık bir muhalif atak’ olarak akıllarda kalan görüşmede, TRT’nin diğer kanallarındaki programların içeriklerinin gündeme gelip gelmediği bilinmiyor.
Tek partili rejimlerde görülen ‘sistemli algı üretim faaliyeti’ne yönelik eleştiri düzey ve kapsamının eksikliği, iki milletvekilinin TRT ziyaretinde bir defa daha ortaya çıktı.
Parti devleti uygulamalarını akla getiren bir başka olay Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşandı. Şırnak valisi, il jandarma komutanı, il emniyet müdürü ve İdil kaymakamı, hep birlikte AK Parti İdil belediye başkan adayı için seçim çalışması yürüttü. Yapılan etkinlikler, Şırnak Valiliğinin resmi internet sitesinden duyuruldu.
Bir başka örnek Bursa’da gözlendi: Bursa valisinin makamında gerçekleşen, konusu ‘deprem riski’ olarak açıklanan toplantıya, ilgili kamu yöneticilerinin yanı sıra, AK Parti Gemlik İlçe başkanı ve aynı partinin Gemlik belediye başkan adayının katıldığı görüldü. Toplantı sonrası yapılan açıklamada deprem riski nedeniyle iki okul binasının kullanılmayacağı duyuruldu ancak “Böyle bir toplantıda iktidar partisinin yerel liderlerinin ne işi vardı?” sorusu cevapsız kaldı.
Benzerleri rahatça çoğaltılabilecek bu üç örnek, seçimler zamanında yapılıyor olsa da ülkedeki demokratik kurumların işlemediğini, söylemde tam aksi iddia edilse de bürokratik-otoriter bir işleyişin ortaya çıktığını, en tepedeki liderin iradesini uygulayan alt-liderlerin siyasal süreci hiçbir kural tanımadan yönettiğini gösteriyor.